Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Aralık 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bir şairin çarpıcı saptamaları

Cemal Süreya'nın kısa, özlü, vurucu saptamalar içeren "99 Yüz"ü kitaplığınızda mutlaka bulunması gereken bir yapıt


Cemal Süreya, Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın en özgün sanatçılarından biriydi. Sadece şiirleriyle değil, denemeleri, eleştirileri ve dergiciliğiyle de çağdaş edebiyatımıza değerli yapıtlar kazandırmakla kalmadı, ona yön de verdi. Özellikle, çocuğu olarak nitelediği Papirüs dergisiyle edebiyatımıza taze renkler kattı.
İkinci Yeni akımının başlangıcında, şairlerin birbirlerine öykündükleri dönemde, başka sanatçıları etkileyen önemli bir edebiyatçı olarak belirdi.
Bunun temelinde, artık "başka türlü bir şiir" yazıldığı için değil, kendini daha önceki şiirin çizgileriyle anlatamadığı için "başka türlü bir şiir"e yönelmesi yatıyordu. Kolaycılıktan hep kaçındı. "Alışılmış"la ilgilenmedi. Şaşırtıcı bir imge düzenini, dizginleri bırakılmış düş gücünün çağrışımlarını yadırganmayan bir anlatım içinde verdi.
Batı şiirini de, Türk şiirini de özümsemişti. "Atlas Okyanusu'nda Fırat'ın salı, Zap Suyu'nda açan Alp çiçeği"ydi. Dünya şiirinin olanaklarından yararlanırken kendi özünü hep önde tuttu.
Şiirin bütün sınırlarını araştırdı; sadece kendisine değil, çağdaşlarına da yeni kapılar araladı. Bu arada "kapalı" önyargısıyla yaklaşılan bir şiirin ne kadar açık olabileceğini kanıtladı. Bu özellikleriyle, İkinci Yeni akımını küçümseyenlerin bile saygıyla andıkları, yadsıyamadıkları bir sanatçıydı.

* * *

Cemal şair olarak tanınır önce. Elbette doğru. Ama düzyazıları da şiiriyle atbaşı gider. İşte "Şapkam Dolu Çiçekle", işte "Günübirlik".
"99 Yüz" (alt başlığı: İzdüşümler / Söz Senaryosu; Yapı Kredi Yayınları) Cemal'in en sevdiğim kitaplarından biri. İlk baskısı 1997'de yayımlanmıştı. Bu ay yeni baskısı çıktı.
Bu baskıda Doğan Hızlan'ın bir sunuş yazısı da yer alıyor: "Şiir Galaksisinin Hülyalı Şairi".
"İyi şair aynı zamanda iyi de bir arkeologdur" diyor Doğan Hızlan. "Yüze vuranları da görür, dibe çökenleri de. 99 Yüz'de yer alan insanlar hakkında Cemal Süreya'yı okumadan karar vermeyin, yanılgıya düşersiniz. (...) Kitapta yazdıkları, kahin olmayanın kehanetleridir. Portrelerde -bu türe sıkıştırmak doğru mu?- bunca yıl sonra, edebi tadın yanında doğruluk oranının da eksilmediğini fark ederiz. 99 Yüz. Acımasızlığın bile şiirleştiği üslubuyla günah çıkarma kulübesinde yargılayan ve bağışlayan bir papazın halidir. Dil lezzeti, Türkçenin doyulmaz güzelliği, üslup denilen okuru yazara bağlayan zamkın gücü. Hepsi bir arada."

* * *

Kitapta Süleyman Demirel'den, Turgut
Özal'dan, Deniz Baykal'dan, Faruk Sükan'dan Metin Oktay'a, Zeki Müren'e, Barış Manço'ya, İbrahim Tatlıses'e, Türkan Şoray'a birçok yüz yer alıyor. Zekayla örülmüş ama sözgelimi Bernard Shaw'da olduğu gibi "zeka gösterisi" özelliği taşımayan yazılarla. Kısa, özlü, vurucu saptamalarla.
"İç hazinedeki eşyadan sikke kesmeyi ilk akıl eden Osmanlı veziri... Asıl işi inandırmak. Neye mi? Bizdeki erozyonun başka ülkelerin topraklarında alüvyona dönüşmesinin iyi bir şey olduğuna." (Turgut Özal)
"Üç kişinin içinde ahbap, yüz kişinin içinde yol gösterici, bin kişinin içinde hiç." (Deniz Baykal)
"Çamurdan kara zambak. Bilisiz, cüretli, dobra ve içten... Müzik bir dövüş onun için. Türkiye'deki kabadayı gerçeğinin kendinden de geçmesi özleminde." (İbrahim Tatlıses)
"Ülkemizde hem çok büyük görülüp hem pek ciddiye alınmayan tek kişi belki de." (Zeki Müren)

* * *

Kitaptaki yazıları hem tek tek yayımlandıklarında hem de 1997'de topluca okumuş, büyük tat almıştım. Şimdi yeni baskısını okurken o tattan bir şey eksilmediğini, Doğan Hızlan'ın deyimiyle "kehanet"lerin ne kadar doğru çıktığını gördüm.
"99 Yüz" mutlaka kitaplığınızda bulunması gereken bir yapıt. Onu rafından sık sık indirip karıştıracaksınız.

PAZAR
"Keşke bu müze İstanbul'un simgesi olsa"
"Çöplükten kopuk film topluyordum"
Diyarbakır'da tarih güzel, hayat zor
"Kendime bir ev yapmaya vaktim yok"
Vizon ile yeniden
Hatıra defteri sahibini buldu
Burun güzelliği ve felsefesi
Tartıda değil, vücutta fark ediliyor
İyi şampanya "büyük" bir şaraptır...
Burası İstanbul Meyhanesi
"Yabancı şefin kavrulmuş kıymayla yaptığı dolmayı servise sunmadık "
Tek sualtı sporu tüplü dalış değil
Kısa filmler yarışıyor
Ding dang dong bugün 5 Aralık
Kafe kenti Brüksel
"Büyük İskender" film değil kepazelik
"Kocanın hanımına iyi davranması günah mı?"
Bir şairin çarpıcı saptamaları





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet