|
 |
|
|
Fransız çelmesi
'Türkiye üyeliğe hazır olsa da AB Türkiye'ye hazır olmayabilir' ifadesi yeni AB karar taslağına Fransa'nın isteği sonucu girdi. Dışişleri Bakanı Gül, 'Sıkıntı var, direniyoruz' dedi
UTKU ÇAKIRÖZER ABDULLAH KARAKUŞ Ankara
AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten Hollanda'nın 17 Aralık zirvesi için hazırladığı ve dün Milliyet manşetinde yer alan 2. karar taslağındaki ağır koşullar Ankara'yı karıştırdı. Hollanda'nın AB'den Sorumlu Bakanı Atzo Nikolai ile basın toplantısını iptal eden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Yeni taslak iç açıcı değil, direniyoruz" dedi. Taslaktaki en kritik değişikliğin Fransa tarafından istendiği öğrenildi.
Taleplerimizi iletin
Hollanda tarafından önceki gün üye ülkelere iletilen yeni taslak dün Ankara'nın gündemine oturdu. Nikolai ile bir araya gelen Gül, 3 saat boyunca taslağa yönelik eleştirilerini ve değişiklik taleplerini iletti. Nikolai, yeni taslağın ilkinden ağır koşullar içermesini "AB üyelerinden gelen taleplere" bağlayınca Gül, Dönem Başkanı Hollanda'yı eleştirerek, "Tüm bu yeni koşulları koymanıza rağmen, ilk taslaktan sonra size ilettiğimiz değişiklik taleplerimizin hiçbirine yer verilmemesini anlayamıyoruz. Bugün size aktardığım değişiklik taleplerini tüm üyelere aynen iletmenizi bekliyoruz" dedi.
Gül: Kaygı verici
Başbakan'ın CHP lideri Deniz Baykal'la yaptığı görüşmeye de katılan Gül, "Son metinde bazı can sıkıcı ifadeler var. Pek iç açıcı değil. Kaygı verici unsurlar var. Ama direniyoruz. 17'sine kadar bunların giderileceğini düşünüyoruz" diye konuştu.
'İmtiyazlı ortaklık'
Nikolai ile gergin bir görüşme yaptığını kaydeden Gül, "Yeni taslakta kabul edemeyeceğimiz maddeler var. 17 Aralık'a kadar daha da sıkıntılı maddeler gelebilir. Ama bu yeni koşulları hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimizi ifade ettik" dedi. Türkiye'nin üyeliğine sıcak bakmayan bazı ülkelerin isteklerinin metinde yer aldığını kaydeden Gül'ün "imtiyazlı ortaklık" benzeri ifadelerin de gündemde olduğunu söylemesi dikkat çekti. Gül, AB'nin talepleri arasında dolaylı olarak Ermenistan sınır kapısının açılması gibi isteklerin de yer aldığını dile getirdi.
Fransa baskısı
Taslakta boş bırakılan 2 bölümden biri olan ve müzakerelerin nasıl yürütüleceğini belirleyecek paragrafa "müzakerelerin ucunun açık olacağı ve başarılı olunamazsa imtiyazlı ortaklık ile sonuçlanabileceği" yönünde ifadeler konulması için, Fransa'nın AB'ye büyük baskı yaptığı bilgisi de dün Ankara'ya ulaştı. Diplomatlar, taslaktaki Türkiye bölümüne yeni eklenen, "AB'nin değerlendirmesinde daha yeni adayları bünyesine katma kapasitesinin önemli bir unsur olduğu" ifadelerinin özellikle Fransa'nın talebiyle konduğu izlenimini edindiklerini belirtti. Gül'ün Nikolai'ye hem bu ifadelere hem de tam üyeliği sulandıran alternatiflere "kesinlikle" karşı olduklarını bir kez daha ilettiği vurgulandı.
Yunanistan'a denge
Gül, Yunanistan'ın taslağa eklettiği "Ege'deki anlaşmazlıkların Uluslararası Adalet Divanı'na götürülmesini" öngören ifadeleri dengelemek için, 3 yıldır yürütülen istikşafi (keşif amaçlı) görüşmelerin de metne konmasını istedi. Ankara, "Uluslararası Adalet Divanı dışındaki diğer mekanizmalarında kullanılabileceğini de vurguladı.
Kıbrıs'ta taviz yok
AB'nin Rumları fiili tanıma anlamına gelen Ankara Anlaşması ek protokülünün yeni üyelerle imzalanması koşuluna da karşı çıkan Gül, bunun yerine "Türkiye'nin AB'nin yeni üyeleriyle Gümrük Birliği uygulamasına geçtiğinin" vurgulanmasını önerdi. Nikolai ise, Türkiye'nin önerilen son metni kabul etmesi temennisinde bulundu.
Köşk'te zirve
'Türk ulusu AB'yi hak etti'
ANKARA Milliyet
Ankara'yı rahatsız eden ağır koşullar dün Çankaya'da düzenlenen zirvede ele alındı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında yapılan zirveye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile bürokratlar katıldı.
İlişkiler gerilmesin
2.5 saat süren zirvenin ardından yapılan açıklamada, taslaktaki ağır koşullara duyulan tepkiye rağmen, Ankara ile AB arasında 17 Aralık zirvesine kadar yürütülecek metin pazarlıkları göz önünde tutularak, ilişkileri gerecek bir üslup yerine "kararlı" bir dil kullanıldı. Bildiride özetle şöyle denildi:
"AB üyesi ülkelerin Türkiye'nin Birlik'e üyeliğini hedefleyen görüşmelerin 2005'te gecikmesizin açılmasına yönelik herhangi bir koşul içermeyen bir karara varmaları, Türk ulusunun haklı beklentisini oluşturmaktadır."
Taslağa neler eklendi?
Avrupa Birliği'nin (AB) yeni ülkeleri bünyesine katma kapasitesinin de önemli bir değerlendirme unsuru olduğu ifadesi eklendi.Eksik olarak görülen yasal düzenlemelere doğrudan atıf yapıldı, işkence ve kötü muamele konusunda sıfır hoşgörü politikasının uygulanmasının görülmesi gerektiği vurgulandı.Müzakere sürecinde yansımaları olabilecek çözülmemiş ikili sorunların Uluslararası Adalet Divanı'na götürülmesi görüşüne yer verildi.Belgede müzakerelerin çerçevesine ilişkin kuralların yanıstıldığı bölümde başlıkların kapatılması ve gerekli durumlarda açılmasında da eşik uygulanacağı vurgulandı.Bu eşiklerle yasal uyum ve tatmin edici bir uygulamanın aranacağına vurgu yapıldı. Belge, uzun geçiş süreleri ve kalıcı koruma önlemlerinin yanı sıra "derogasyonların" da gündeme gelebileceği kaydedildi.Sınırlamaların uygulanabileceği alanların kapsamına serbest dolaşımın yanı sıra yapısal politikalar ve tarım da eklendi.Müzakerelerin askıya alınmasının önerilmesinde "Komisyon ya da üye ülkelerin üçte birinin talebi" aranmaktan vazgeçildi, "Komisyon ya da üye devletlerin önerebileceği" vurgulandı.
Taslaktaki işkence AB'de bir ilk
17 Aralık zirvesi sonuç bildirisine ilişkin ikinci taslak metindeki Türkiye'yle ilgili bölümde, işkence gibi hassas bir konuya AB tarihinde ilk kez açık ifadeyle atıf yapıldığı belirtildi. Başka bir deyişle AB, tarihinde ilk kez, bir aday ülkeyi müzakereye çağırmaya hazırlanırken işkenceye doğrudan atıfta bulundu. Reuters ajansı, bu tutumun Ankara'ya incitebileceği yorumunu yaptı.
|
|
|

|