Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Asimetrik açmaz ve Rum salamı

Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde düzenlenen 3. Kıbrıs Forumu'nda geliştirilen olası Kıbrıs senaryosuna göre, Türkiye AB ile müzakerelerin her aşamasında Rum engeline takılacak

ANALİZ - Kadri Gürsel / Gazimağusa


Eski Dışişleri Bakanı İlter Türkmen, geçen pazar Gazimağusa'da Doğu Akdeniz Üniversitesi tarafından düzenlenen 3. Kıbrıs Forumu'nun kapanışında bir selamlama konuşması yapmak üzere çıktığı kürsüde Annan Planı'ndan bahsederken, bir ölünün ardından konuşur gibiydi. Sanki birisi ona "Mevtayı nasıl bilirdiniz?" diye sormuştu... O da "Annan Planı iyi miydi bilemem" diye başladı ama, sonra 24 Nisan referandumu öncesi plana karşı savaş açan statüko yanlılarının kulaklarını çınlatması gereken şu sözler döküldü ağzından: "Keşke Annan Planı uygulamaya konsaydı. Yürümeseydi de zaten planda iki bölge vardı. Başarısızlık halinde iki bağımsız devlet (iki bölgeyi ayıran sınır esas alınarak) ortaya çıkardı. Başarılı olsa da iyi, başarısız olsa da açacağı opsiyon bakımından iyiydi. Şimdi, Papadopulos kaldığı müddetçe bir çözüm ufukta görünmüyor."

Plan dirilir mi?
Annan Planı Rumlar tarafından 24 Nisan'da reddedilince öldü ve 1 Mayıs'ta Rumlar AB'ye girince toprağa verildi.
İlter Türkmen'i tenzih ederim. Kendisi, bu planı eleştirilecek yanlarını da göstererek savunmuştur. Şimdi ise Annan Planı'nın aslında hiç de fena olmadığı, vaktiyle plana karşı kampanya yürütenler tarafından bile anlaşılıyor. Onlar bile Annan Planı'nın bir şekilde mezarından çıkartılıp, diriltilmesinden yana. Çünkü Türkiye 17 Aralık'ta uygun şartlarda tarih alırsa, AB yolculuğunun kazasız belasız sürmesi için Kıbrıs sorununun mutlaka, ama hakkaniyet ölçüleri içinde, çözülmesi gerekiyor... İyi de, nasıl? Kıbrıs sorunu kendisini öteden beri sıkıcı bulanlar için bile hayli oyalayıcı olabilecek bir bulmaca tadı vermeye başladı. Özellikle 17 Aralık sonrası için...

Bilmece - bulmaca
Rumlar ve Yunanistan AB'de; Türkiye ve Kıbrıs Türkleri dışarıda. Foruma katılan KKTC Başbakanlık AB Uyum Komisyonu Başkanı Erhan Erçin bu durumu doğru biçimde, "asimetrik ilişki" olarak niteledi. Şimdi, 17 Aralık sonrasının temel karakteristiği olacak bu asimetrik ilişkiyi hep aklımızda tutarak soralım:
Rumlar müzakere masasına oturmaya nasıl zorlanacak? Oturdular diyelim, Annan Planı temelinde mi olacak müzakere? Oldu diyelim, Annan Planı'nın gerisine düşülmesi önlenebilir mi? Veya şöyle soralım: Kozlar ellerindeyken, Rumlara, reddettikleri Annan Planı'nı kabul ettirmek mümkün olabilir mi? Türkiye AB ile müzakere edebilmek için Rumları "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak tanımak zorunda kalırsa, bu tanıma, hukuksal planda Kıbrıs Türklerinin iki bölgelilik, iki toplumluluk ve eşitlik gibi kazanımlarına zarar verir, Kıbrıs'ta Türk tarafının pazarlık gücünü zayıflatır mı? Bu sonuçtan kaçınmak için Türkiye Rumları kısmen ya da zımnen tanırsa, bu tanımayı Rumlar tanır mı?

17 Aralık sonrası
Doğu Akdeniz Üniversitesi bünyesinde ARI Hareketi'yle işbirliği içinde kurulan Kıbrıs Politikalar Merkezi tarafından hafta sonu üniversitenin Gazimağusa'daki kampusunda düzenlenen "3. Kıbrıs Forumu" münasebetiyle bir araya gelen, Türkiye ve KKTC'den 30 bilim adamı, araştırmacı, diplomat, politikacı ve gazeteci iki gün boyunca 17 Aralık'taki AB Zirvesi sonrası Kıbrıs senaryoları üzerine kafa patlattı. Katılımcılar komitelere ayrılıp, AB liderlerinin Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlanması konusunda alacağı tarihi karar ile Kıbrıs sorunu arasındaki karşılıklı etkileşimin, siyasi, ekonomik ve hukuksal boyutları üzerine senaryolar ve ardından yol haritaları geliştirdiler. Bu çok yerinde organizasyon için Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin dinamik rektörü Prof. Dr. Halil Güven ve Kıbrıs Politikalar Merkezi'nin kurucu başkanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Sözen övgüyü hak ediyorlar.

Karamsar görüş
Şimdi 3. Kıbrıs Forumu'nda geliştirilen senaryolardan bazılarına göz atalım...
Forumdaki çok güçlü beklenti Türkiye'nin 17 Aralık'ta AB'den tarih alacağı yönündeydi. Diğer bir beklenti de Rumların veto silahını kullanmayacağı şeklindeydi. Bu noktalardan hareket eden ikisi iyi, biri kötü üç siyasi senaryo üretildi. Önce iyi senaryolar:
1. "Türkiye 17 Aralık'ta müzakere tarihi alır - Kıbrıs sorunu müzakere süreci içerisinde, BM inisiyatifiyle (1977 ve 1979 Doruk Antlaşmaları ve Annan planı temelinde) çözülür."
2. "Türkiye müzakere tarihi alır - Güney Kıbrıs'ta çözüm yönünde siyasi değişim sağlanır" ("Siyasi değişim"den kastedilen Rum AKEL ve DİSİ partilerinin Annan Planı temelinde çözüm safına çekilmesi).
Bu da kötüsü: "Türkiye müzakere tarihi alır - Müzakere süreci içerisinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni adanın tümünü temsil eder şekilde tanır - Bunu takiben Kıbrıs'la ilgili bir çözümde pazarlık gücünü yitirir."
"Siyaset Komitesi" tarafından öngörülen "olası senaryo" ise Türk diplomasisine güvensizliği içeriyordu: "Türkiye'nin müzakere süreci açık uçlu olarak başlar; Kıbrıs sorununa çözüm çabaları ağırlık kazanmaz; Türkiye yeterli inisiyatifleri almaz ve her aşamada (AB ile müzakere başlıklarının kapatılması kastediliyor) Rum Yönetimi Türkiye'den ödün talep eder. Bu ödünler Annan Planı'ndan daha geriye gitmeyi içerir. Rum tarafı Türkiye'yi tanıma konusunda zorlar."

AB sorumlu
Rumların Kıbrıs sorununu çözmek için kuzeyle BM gözetimi altında masaya oturmak yerine, kendi bildikleri çözümün platformu olarak Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerini kullanmaları, deyim yerindeyse müzakereleri rehin almaları ve salam politikası izleyip Türk tarafından parça parça taviz koparmaya çalışmaları... Bu bir kabus. Bunu önlemenin yolu olarak da Türkiye'nin 17 Aralık'tan hemen sonra topyekûn bir diplomasi atağı başlatarak Rumları Annan Planı temelinde çözüme zorlayıcı adımları atması önerliyor. Ancak, malum "asimetrik ilişki", Türk tarafının Rumlar üzerinde doğrudan baskı kurmasını önleyecektir. Şimdi bütün tarihi sorumluluk Rumları AB'ye alıp sorunu içinden çıkılmaz hale getiren Avrupa'da. Rumları kulaklarından tutup masaya oturtmazlarsa, bundan aslında çözümü istemedikleri ve kötü niyetli oldukları sonucu çıkacak.




DÜNYA
Fransız çelmesi
Baykal Brüksel'de yok
Asimetrik açmaz ve Rum salamı
Balkenende: Türkiye, 'tanıma' adımı atmalı
'Kürdistan'ı savundu
Karzai yemin etti






Sami KOHEN
Rusya'ya sıcak, Batı'ya soğuk...
RUSYA Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ankara...


 2003 yılında dünyada yaşananlar...

© 2004 Milliyet