|
 |
|
|
Emekliliği tabana yayabilmek
Bir yanda Prof. Çağlar Keyder ve Prof. Ayşe Buğra'nın eşbaşkanlığını yürüttükleri Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu'nun, diğer yanda da TÜSİAD'da Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Arzuhan Yalçındağ'ın liderliğindeki çalışmalarda; sosyal güvenlik sistemimizin toplumun en geniş kesimini kucaklayabilmesine dönük kapsamlı çalışmalar yapılıyor.
155 katrilyon olarak bağlanan 2005 yılı bütçesinde, sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferlerin 22 katrilyona ulaştığı -bir başka deyişle bütçenin % 14.2'sini oluşturduğu- dikkate alındığında, milli gelirimizin % 5'ine tekabül eden yılda 15 milyar dolarlık bir transfer harcaması söz konusu -ki bu rakamın toplam transfer harcamalarındaki payı % 67.8. Buna karşılık ne alan memnun, ne de satan! Devlet de durumdan şikâyetçi, işveren de, hizmetlerden yararlanan çalışanlar da...
Yoksula ulaşamıyor
Dahası mevcut sistemin tek sorunu finansman da değil. Belki finansmandan daha da önemlisi, bu sistemin toplumun yarısına ulaşamaması. Primlerin yüksekliği sonucu çalışan nüfusun yaklaşık % 50'si kayıt dışı. Bu % 50'lik kayıt dışı çalışan kesimin % 82'si, günde 2 doların altında yaşıyor. Anlayacağınız sosyal güvenlik sistemimiz, en fazla ihtiyacı olan en yoksul kesime ulaşamıyor.
Dün TÜSİAD'ın düzenlediği "Uluslararası Eğilimler Işığında Sosyal Güvenlik Sistemlerinde Reform" konulu seminerde sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılanması konusu enine boyuna masaya yatırıldı.
AB'de devlet katkısı
İsviçre'den İsveç ve Şili'ye sosyal güvenlik reformlarını başarıyla gerçekleştiren ülkelerden örnekler veren Dünya Bankası Sosyal İşler Kıdemli Danışmanı Dimitri Vittas, sürdürülebilir sosyal güvenlik sistemlerinde devletin de mutlaka taraf olması gerektiğine dikkat çekti ve geçen yıl bütçeden 77 milyar dolar aktaran Almanya'yı örnek gösterdi.
Toplantıya katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu ise, TÜSİAD'ın geçen ayki "Türk Emeklilik Sisteminde Reform" başlıklı raporuna yeni açılımlar getirecek bir öneride bulundu ve dedi ki:
Devlet, 3. taraf
"Bugün sıfır sosyal güvenlik açığı, hiçbir ülke için gerçekçi değil. Bizim de 22 katrilyonluk açığımızı kısa vadede sıfıra indirmemiz mümkün olmadığına göre yeni sosyal güvenlik sisteminde bir format belirleyelim ve devlet olarak biz de 3. taraf olup belli katkılarda bulunalım. Bu katkı 5 olur, 8 olur, 10 olur. Zaten fiilen her yıl giderek artan ölçüde katkı yapıyoruz. Hiç değilse bu katkıyı tanımlamış oluruz. Ve böylelikle sosyal güvenlik açığı da, kara delik diye tartışmalara konu olmaktan çıkar. Düzenlemenin devlete ek bir maliyeti yok, çünkü açığı finanse ediyoruz. Böylelikle 22 katrilyonun belki 10 katrilyonu, tanımlanmış bir şekilde sisteme geri dönmüş olur."
İşveren ve çalışanın yanı sıra devletin de katkıda bulunması halinde bu durum, prim indirimlerini beraberinde getirebileceği gibi emekli aylıklarına da olumlu yansıyabilir.
Çok ayaklı model
Başesgioğlu'nun bu önerisi üzerine revize edilmesi gerekecek olan TÜSİAD'ın emeklilik sistemiyle ilgili çok ayaklı modeli, anahatlarıyla şöyle:
1. Ayak: Mevcut sistem revize edilerek, dağıtım esaslı finansman metoduna göre çalışacak ve asgari düzeyde emeklilik gelirini garanti edecek. Bugün prim ödemesinde toplam % 20 olan işveren ve çalışan payı % 7'ye indirilecek ve çok geniş bir tabana yayılacak asgari emekli aylığı 83 dolar civarında olacak. (Bugün 217 dolar, ama geniş bir kesimi kapsamıyor)
2. Ayak: Yine zorunlu. Bireysel hesaplara dayanıyor. Prim ödemesinde işveren artı çalışan payı ilk ayaktaki % 7'ye ilaveten % 8. Toplam % 15. Bugünkü % 20'lik sistemden 5 puan daha düşük olduğu için derhal bir gelir artışı yaratacak.
3. Ayak: Gönüllülük esasına dayanan bugünkü Bireysel Emeklilik Sistemi aynen devam edecek.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|