Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Aralık 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Diyarbekir diyarım,yitirmişem yanarım"

Arif insanlara "Diyarbakır mezunu" denirmiş. Diyarbakır'ın binlerce yıllık kültürüne sahip manasında. Diyarbakır'daydım. Bu kez de 25 buçuk saat kaldım. Mezun olamadığım aşikar. İzninizle, hiç gitmemiş gibi yapmaya devam edeceğim...


Hangi şuursuz daha önce gittiği bir kente gittiğini unutur da; fırsat bu fırsat, bir günlüğüne de olsa gideyim, göreyim diye sabahın 06.00'sında yollara dökülür?
Ee ben Diyarbakır'a gitmişim daha önce!
Fakat gitmediğimi sanıyordum. Bu yüzden benden hiç beklenmeyecek bir azimle, uçağı kaçırmayayım diye gece boyunca gözümü kırpmadım. Daha güneş bile doğmamıştı, ben havaalanındaydım.
Kendimi tebrik ederim. Ki ettim.
Ve Diyarbakır...
Taksi şoförü, dünya tatlısı bir amca, bize yol boyunca şurası belediye, burası sağlık ocağı, şurası da Migros diye rehberlik ederken... Hâlâ Diyarbakır'a ilk kez geldiğimi sanmaktaydım.

"Aman tanrım! Bu oda..."
Ta ki otele girinceye kadar. Bu lobi, aman tanrım bu lobi... Bu oda, aman tanrım bu oda!
Bir kenti otel odasıyla hatırlayan kaç insan vardır şu dünyada?
Demek ki bilinçaltım, bilinçüstüm, topyekun bilincim Diyarbakır'ı görmüş olduklarını kabul etmediklerinden bana böyle bir oyun oynamışlar; beni dön dolaş yine Diyarbakır'a getirmişler.
İyi etmişler.
Geçen sefer sadece geceyi geçirmek için gelmiştik Diyarbakır'a. Yollarına bir kez bile ayak basmadan, arabayla şehri şöyle bir dolanıp otele gitmiş, ertesi sabah erkenden de şehirden ayrılmıştık.
Bu sefer de yine kısa bir süreliğine, bir günlüğüne Diyarbakır'daydım. Ama en azından çarşıyı gezdik. Gümüşçüleri. Halılara baktık. Şallara sonra...
Şu meşhur surları, "Çin Seddi'nden sonra uzaydan görünen ikinci yapı" olduğu söylenen surları gördük. Hızlı hızlı rehber ağzıyla söylersek eğer: "Diyarbakır Surları, burçların büyüklüğü ve yüksekliği itibariyle dünyada birinci, uzunluğu bakımından Çin Seddi'nden sonra dünyada ikinci. Kapılara gelince; Dağkapı, Urfakapı, Yenikapı, Mardinkapı..."
"Şipşakçı geldi hanıııım"
"Mardinkapı şen olur / Dibi değirmen olur / Buralarda yar seven / Vallahi verem olur / Ley ley ley le hanım"ı söyledik sevdiğinden yeni ayrılmış Diyarbakırlı güzeller güzeli bir kızla...
Üstelik o esnada, kapısında düğün salonu yazmasa, bir de tavanında şu aynalı döner toplardan biri dönüp durmasa düğün salonu olduğuna katiyen ihtimal vermeyeceğimiz bir salonda "akustik blues'un gitar ustası" diye anılan, yakında Cahit Berkay ile de konserler verecek olan "Philadelphia" Jerry Ricks'i dinlemekteydik.
Kendisinden de a ha burada, o, sahnedeyken şarkı söyleyerek sanatına saygısızlık ettiğimiz için özür dileriz!
Evet, Diyarbakır'da o akşam blues vardı. Efes Pilsen Blues Festival!
Ricks'i "saygılı bir mesafe"den, sahneye 7 buçuk metre kadar uzak durarak izleyen Diyarbakırlılar, Little Charlie & Nightcats'le birlikte ufak ufak dans ederek sahneye yaklaştılar. Mighty Sam McClain'e de eşlik ettik hep birlikte, "My Next Ex-wife / Bir sonraki eski karım"da.
Sonrası? Bilirsiniz işte, herkes dans etti ve çok eğlendi galiba.
Ben dans ederek fotoğraf çektim.
"Şipşakçı geldi hanııım" halinde, çık çık çık!

"Weje jiyan e!"
Aynı akşam 2. Diyarbakır Edebiyat Günleri de başlamış Diyarbakır'da. Yazarlar neyin bu hafta boyunca Diyarbakır'da olacaklarmış.
"Edebiyat yaşamdır" demek için. Ya da: "Weje jiyan e!"
"Müzik yaşamdır", "Sanat yaşamdır", "Blues da iyidir" falan, nasıl deniyor Kürtçede?

* * *

Şeyhmus Diken'in "Diyarbekir Diyarım, Yitirmişem Yanarım" kitabında arif insanlara "Diyarbakır mezunu" dendiği yazıyor. Şehrin öyle köklü, binlerce yıllık bir kültürü var manasında.
Ben tabii 25 buçuk saat kaldığım Diyarbakır'dan diploma falan
alamadım. O bakımdan yani, soran olursa; bilinçaltı, bilinçüstü, topyekun bilincimin cevabı hazır: "Diyarbakır mı? Henüz gitmedim!"

tubakyol@yahoo.com



CUMARTESİ
"Bu filmlerden bir komedi dizisi yapılması bile istendi"
"Dizideki rolüm yüzünden bir yere girdiğimde ayağa kalkıyorlar"
Gerçek hayatta da zıt karakterliler
"Sağlık kampanyalarına katılmak vicdani görevim"
"Biz Yeni Melek'i konser fabrikası yaptık"
Yemek kokan müzik
Yeni liraya yeni cüzdan
Yeniden güneşli günler
000.000, 00.00
Sanat sizi çağırıyor!
Senaryo yazarlığı kursu
Şimdi hediye alma zamanı





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet