
|
|
|
 |
|
|
Ankara'da 'tuzak kuruluyor' havası
17 Aralık taslaklarında yer alan kalıcı kısıtlamalar, 'AB'ye tam üyeliğin ruhuna aykırı düzenlemeler' olarak nitelendi
UTKU ÇAKIRÖZER, EZELHAN ÜSTÜNKAYA Ankara
Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanması yönünde 17 Aralık'ta açıklayacağı karar metninin taslağında, Türkiye'yi Birliğin milyarlarca euro tutabilecek kaynaklarından önemli ölçüde yoksun bırakacak kısıtlamalara yer verildiği ortaya çıktı. Türk işçilerinin AB içinde serbest dolaşımını engelleyen düzenlemenin yanı sıra taslakta yer alan kısıtlamalarla tarım ve yapısal politikalar alanında Türkiye'ye kaynak aktarılması engelleniyor. Brüksel'de hazırlanan üçüncü taslakta da değiştirilmeyen "kalıcı önlemler" bölümü Dışişleri Müsteşarlığı da yapan diplomatlarca "fiilen tam üyelikten farklı özel statülü bir ilişki tanımı, örtülü tuzak" olarak değerlendirildi.
"Taslaktaki gizli bomba" olarak nitelenen düzenlemelere ilişkin gelişme şu seyri izledi:
AB üyelerinin Brüksel'deki büyükelçilerinden oluşan Daimi Temsilciler Meclisi (COREPER) tarafından hazırlanan ilk taslakta, "Müzakerelerin Yapısı" başlığı altındaki 22. maddede, müzakere eden ülkelere (Türkiye ve Hırvatistan), üye olmaları durumunda "yapısal politikalar ve tarım alanında 'uzun geçiş dönemleri'; kişilerin serbest dolaşımı gibi konularda da 'kalıcı önlemler'e ihtiyaç duyulabileceği" ifadesi yer aldı.
AB, Türkiye'nin ilk taslaktaki "kalıcı önlem" ifadesinin AB hukukuna uymadığı, yerine "uzun geçiş dönemleri ve önlemler" ifadesinin kullanılması gerektiği yönündeki itirazını düne kadar dikkate almadı. Üstelik AB, ilk taslakta sadece serbest dolaşım için öngördüğü kalıcı sınırlamaları, ikinci ve önceki gece hazırlanan üçüncü taslaklarda tarım "ve yapısal politikalara" da uygulanabilecek şekilde genişletti.
'İkinci sınıf üyelik'
Bir dönem Türkiye adına AB ile görüşmeleri Dışişleri Müsteşarı olarak yürüten CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, kararın bu şekilde çıkmasının, "Türkiye ile tam üyelik dışı ikinci sınıf bir statü verilmesi anlamına geleceği" uyarısında bulundu.
"Serbest dolaşım"ın sınırlanmasıyla Türk işgücünün AB ülkelerine yerleşemeyeceğini vurgulayan Öymen, kamuoyunda henüz tartışılmayan "yapısal politikalar"daki kalıcı sınırlamanın da "Türkiye'nin tüm yörelerindeki kalkınmışlık seviyesinin en az AB ortalamasının yüzde 75'ine ulaştırılması için gerekli AB fonlarından kalıcı olarak yararlanamamak" anlamını taşıdığının altını çizdi.
'Masadan kalkılmaz'
Eski Dışişleri Müsteşarı Özdem Sanberk de, AB'nin 4 temel ilkesinden olan, "serbest dolaşımın" kalıcı kısıtlanmasının "ayrıcılıklı tavır, özel statü" anlamına geleceğini vurguladı. Bu tür "örtülü tuzakların" başta Fransa olmak üzere halkları Türkiye'nin üyeliğine soğuk bakan ülkeleri yatıştırmak için metne konduğuna işaret eden Sanberk, "Bu şartlar müzakerelere başlandığında ortaya çıkacak dinamizm ve sinerji ile değiştirilebilir. Bunlar nedeniyle masadan kalkmamak lazım" dedi.
|
|
|

|
|