|
 |
|
|
İlginç anket
Satır Arası / Deniz Sipahi
Biliyorsunuz Avrupa Birliği - Türkiye İşbirliği Derneği Genel Başkanı Erdal Kabatepe, Ege Bölgesi Sanayi Odası'yla bir protokol imzalayarak Egeli sanayicileri 18 Aralık sonrasına hazırlayacak.
Geçen gün Kabatepe ile sohbet ediyorduk. İlginç bir anketten bahsetti.
Mayıs 2004'te AB'ye 10 yeni üye ülkenin katılımından sonra, Avrupa Birliği'nde yapılan bir ankette, AB'ye en son katılan ülkelerin isimleri sorulmuş.
Türkiye birinci sırayı almış.
Ankete katılanların yüzde 62'si Türkiye'yi de AB'ye katılan 10 ülke arasında saymış.
Bilinçaltı böyle söylüyor.
Belki Avrupalı "Türkiye nasıl olsa AB'ye girecek" diyor.
Ama açıkça sorulduğunda, Türkiye'nin AB'ye katılmasını isteyen AB vatandaşları yüzde 30, karşı olanlar yüzde 20, kararsızlar yüzde 40.
* * *
"Türkiye ne yapmalı?" sorusuna cevap ararken, hedef kitlenin bu yüzde 40'lık kararsızlar olması gerektiğini göz önünde tutmalıyız.
Türkiye'ye destek verenler hiçbir üye ülkede şimdilik yüzde 50'yi geçmiyor.
En yüksek oran yüzde 45 ile İtalya birinci sırada yer alıyor. İspanya yüzde 39, Hollanda yüzde 34 ile ilk sıralarda yer alırken, Portekiz yüzde 17, Fransa yüzde 16 ile son sıralarda yer alıyorlar.
En az desteğin verildiği, "dinler veya medeniyetler çatışması" olasılığının en çok rol oynadığı belirtilen Fransa'da, kararsızlar yüzde 13 iken karşı olanlar yüzde 61'e ulaşıyor.
Louis Harris Enstitüsü'nün Ekim 2004'te açıklanan anketine göre bu oran yüzde 75.3.
Fransa'da gençlerde bu oran tersine dönüyor.
18 - 24 yaş grubunda üyeliğimizi destekleyenlerin oranı yüzde 65.
Yine anketlere göre üyeliğimize karşı olma nedenleri incelenecek olursa, basında söylenenlerin aksine din konusu ilk sıralarda yer almıyor, ağırlığı sadece yüzde 25.
Coğrafi konum yüzde 26, tarih ve kültür faktörü yüzde 30 ağırlıklı iken, ekonomik kaygı yüzde 40 ile birinci sırayı alıyor.
AB toplamına baktığımız zaman, sadece din farklılığı nedeniyle üyeliğimize karşı olanların oranı sadece yüzde 7.4.
* * *
Biliyorum, 17 Aralık'a kadar canımız çok sıkılacak, sinirlerimiz çok gerilecek.
Örneğin Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borell ile birlikte Türkiye'de incelemelerde bulunan Hollandalı Hıristiyan Demokrat Partili parlamenter Camiel Eurling'in "Türkiye maalesef isteklerimize karşı taviz vermeye yanaşmıyor, yanaşmadığı gibi bazı kurumları baskı altında tutarak kendi isteklerini yerine getirtmeye çalışıyor. Bu uzlaşmaz tavır, Türk insanını AB'den uzaklaştırır" gibi sözler duydukça isyan noktasına geleceksiniz.
Bir hatırlatma yapmak istiyorum.
17 Aralık bir son değil, bana göre birçok şeyin başlangıcı olacaktır.
O yüzden milliyetçi bir öfke içinde değil, hukuk ve akıl çerçevesinde olaylar karşısında bir tavır almalıyız.
Unutmayalım, hedef kalıcı barış ve demokrasiyse Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi içine almaktan başka bir çaresi de yoktur.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|