|
 |
|
|
Mini mini valimiz, noolacak...
Ah be sayın valim, öyle bir şehrin valisisiniz ki, üç düşünüp bir konuşmanız gerekirken....
Ve siz İstanbul Valisi'siniz, sizin ağzınızdan çıkana bizim inanmamız gerekirken.
"Koridorları boşaltamazsak terörü çözemeyiz" diyerek terörün boyundan posundan bihaber olduğunuzu göstermiştiniz. Hatta bizim Necil de (Ülgen) "Böyle çözecekseniz hiç çözmeyin"demişti.( çözemezsiniz demek istemişti)
Sizin oturduğunuz şeref tribünlerinin tam karşısındaki tribünlerdeki tehlikeli kalabalık, nedense ne sizin ne de sağınızdaki,solunuzdaki İstanbul'u, Türkiye'yi yönetenlerin dikkatini çekmedi bugüne kadar.
Taa ki o Mardinli genç...
Sonra tribünleri kontrol altına aldınız. Hatta "Numaranıza oturan varsa en yakınınızdaki polise başvurun" diye anonslar da yaptırdınız. Rahatlamıştık doğrusu.
Taa ki Abdi İpekçi'deki Fenerbahçe - Efes Pilsen maçını seyredene kadar.
Zıplaya zıplaya
Valisi olduğunuz İstanbul'un bir salonunda taraftarlar bırakın numarayı, mumarayı koltuğu, moltuğu, bırakın koridorları, hepsi ayakta, üçü - beşi bir koltuğun üstünde zıplaya zıplaya 40 dakika maç seyrettiler.
Vali aynı vali, şehir aynı şehir, seyirci aynı seyirci, terör aynı terör...
Üstelik tam karşılarında Fenerbahçe'yi, basketbolu ve İstanbul'u yönetenler... Ama hiçbiri gıkını çıkarmadı.
Pes...
Aldığınız tedbirlerin gözümüzü boyamak için olduğu da böylece ortaya çıktı.
İstanbul'un hiçbir salonunda Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş'ın aralarında oynadıkları hiçbir maç başladığı gibi seyircili bitmiyor. Salonlarda da terörün babası var yıllardır...
Ama siz futbolun popülaritesine öyle bir kapılmıştınızki ki...
O Mardinli genç allahtan uyandırdı sizi...
İnşallah salonlarda daha erken uyanırsınız.
Siz İstanbul'un Valisi'siniz sayın valim...
Belki bilirsiniz veya misiniz ? Ver bir Fahrettin Kerim dermiş İstanbullu, o dün lerde küçük rakı isterken o çok sevdikleri mini mini vali Fahrettin Kerim Gökay'ın Yeşilay'cılığına takılmak istediklerinde.Lütfen üç düşünüp bir konuşun. İstanbulluların Fahrettin Kerim Gökay'a yine o dün lerde söylediği şu üç dört satır bugünlerde size ve İstanbul'ada "cuk" diye oturuyor.
"Mini mini valimiz ne olacak bu halimiz?"
Ah şu Kanadalı!
Bir Dünya Şampiyonasının bize verilmesine bu işte emeği geçenlere koca bir bravo dan başka bir şey söyleyebilecek biri var mı aramızda ? Böyle bir hasta kafa olabilir mi?
Biri telefon açmış Kanadalıya "Bizde terör var. 2010'u vermeyin"...
Esat (Yılmaer) yazıyor. Tabii sormuşlar Yılmaer'e, "İsim vermedi" demiş. Bu isim öğrenilmez mi, sevgili Esat ve bundan iyi haber mi olur? Kim bu aşşşağılık.Bilelim biz de...
Kanadalının çok mu bilmem nesinde de bizimkinin ismini bizden saklıyor...
Medyanın bu kadar hedef olduğu, bu günlerde Esat gibi deneyimli bir gazetecinin kolay dururken zoru seçmeye hakkı var mı? Kanadalı'ya söyleyeni bulamazsak(ya da söyleteni tabii), herkes hayal gücünü zorlayacak ki ...
Demirel'in adamlarının, muhaliflerini her zamanki yıpratma taktiklerinden biri olsa keşke...
En uygun zaman
Demirel, bir Dünya Şampiyonası alamadı diye eleştirilmiyor. Dışarda iş bitirirken, içerde de basketbolu bitirdiği için eleştiriliyor. Hıncal Uluç ıskalamış... 2008'de olsak, "Demirel devam etsin" diye düşünebilir basketbol ailesi. Ama 2004'teyiz ve biri denenecekse bu dört sene en uygun zaman. Olmadı yine Turgay girer seçime, seçilirse hem koltuğuna kavuşur, hem de iki sene sonra 2010'una.
Türkiye yıllardır yatırım yapan iki ciddi Eurolig takımıyla NBA'deki oyuncularıyla, Avrupadaki havasıyla, renkli, karizmatik, hücumcu milli takımıyla Dünya Şampiyonası'nı zaten çoktaaaan haketmiştir. Demirel de hakkımızı almıştır. Hepsi bu.
Ve Tayyip Bey... Başbakan,Malezyalı'nın oyu için Malezya Başbakanını aramış, iyi de etmiş. Yoksa sakat a geliyormuşuz. Her fırsatta Tayyip Bey alo dedi, sonrada filan falan dedi demelerinin arkasında da Ankara bizim arkamızda ona göre filan falan demek isteyip de diyememeleri yatıyor...
Onlar da biliyorki Başbakan Türkiye için aradı...Ya da federasyon başkanı kim olursa olsun arardı Malezya'lıyı...
Yani...Yerse...
Şirin Payzın
Şirin Payzın, CNN Türk'te sorulabilecek en güzel soruyu sordu Malezya'daki federasyon başkanına sıcağı sıcağına. "Önünüzde seçim var. Kaybederseniz 2010 hazırlıkları içinde yer alacak mısınız? Yeni başkana destek verecek misiniz?"
Ve fırçayı yedi...
CNN Türk prestijli bir haber kanalı, Şirin de o an CNN Türk'ün ağzı. Soru da mükemmel, zamanlama da harika...
Yersiz bir soruydu bu Demirel'e göre. Ve devam etti President, "Kim (ben değilim) sordurttuysa (paranoya) yanlış sordurtmuş. Seçimle ne alakası var? (yok mu?) Şimdi kutlama zamanı..."
Şirin şaşırdı tabii, ama renk vermedi. Ne sorması gerektiğini önce Turgay Demirel'e sorması gerekiyordu. Turgay Demirel'in medyası President'i öyle alıştırmıştı bir kere. Şirin naapsın, bilmiyordu ki.
Bilgin'den
Vallahi de billahi de,
bir avuç ohhhhh için be...
Bu kadar offfff,
bu kadar öfffff...
Valla offfff be,
valla öfffff be...
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|