|
 |
|
|
Sinek küçük ama...
Dünkü Hürriyet'te bir fotoğraf... Başbakan Erdoğan makam arabasının direksiyonunda, altında şu yazı:
"Erdoğan, 9 hükümet eskiten, Antalya'yı Alanya'ya bağlayan 135 kilometrelik yolu açtı. 288 trilyon lira harcanan yolda Mercedes makam arabasını kullanan Erdoğan, bakanlar Zeki Ergezen, Abdülkadir Aksu ve Vali Alaattin Yüksel'i bir süre gezdirdi."
Peki, ne mi var bunda? Söyleyelim. Başbakan'ın bu yaptığı resmen suç! Çünkü Taşıt Yasası'na göre, Başbakan değil Cumhurbaşkanı da olsa hiçbir makam sahibi makam arabasını kendisi kullanamaz. Sadece şoförü kullanır.
Haydi diyelim Başbakan yasayı bilmiyor. Ya yanındaki Vali ve İçişleri Bakanı?
Yasa yapanlar, ülke yönetenler yasalara saygı göstermezse, başkalarının göstermesini nasıl beklerler?
Atatürk, 10 binin üzerinde kitap okumuş.
Biz hâlâ kitap okumadan Atatürk'ün izinden gidilebileceğini ispata çalışıyoruz.
Haldun Ertem
Mesut ve Aznar
Siyasi hayatta başarısızlığa uğrayan başbakanlar ne yapar? Bazıları ders vererek acılarını hafifletmeye çalışıyor... Örneğin Mesut Yılmaz, sık sık konferanslarda ders veriyor... İspanya'nın eski Başbakanı Jose Maria Aznar da Amerikan üniversitelerinde ders veriyor... Ancak bu derslerin 5 - 10 dakikalık bölümleri İspanya televizyonlarında eğlence programlarında gösteriliyor. Çünkü Aznar'ın İngilizcesini duyanlar "gülmekten" yerlere yıkılıyor...
Darısı siyasetçiye!
Adalet Bakanı Çiçek, yolsuzluk suçlamasından yargılanmayı bekleyen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil'le ilgili konuşmuş.
"Askerler, hangi rütbede olursa olsun ayrım yapmadan silah arkadaşlarını yargının önüne çıkarmışlar... Bu dava TSK'nın yargıya olan güvenidir. Bu dava herkese, hepimize örnek olsun."
Temenni güzel de... Bu davanın siyasetçilere örnek olması için önce dokunulmazlıkların kalkması gerekir. Sayın Çiçek onu bilmiyor mu?
Koç Özel Lisesi öğrencileri Atatürkçü Düşünce Kulübü kurdular.
Bir de dergi çıkarıyorlar.
Derginin içini görmedik ama adı harika:
"Horlayış - Uyuyan Halkın Sesi"
Standart farkı!
"Türbana Özgürlük" isteyen eylemciler 45 gün önce Şanlıurfa'dan yola çıktılar, birkaç gün önce Ankara'ya geldiler. Abdi İpekçi Parkı'nda çadır kurdular, günlerce imza topladılar. Polis eylemcilere demokratik davrandı, müdahale ne kelime, aksine korumaya aldı.
Öğretmenler; sendikaları Eğitim - Sen'in kapatılması istemini protesto etmek için Ankara'ya gitmek üzere önceki gün Kadıköy'de toplandılar. Eylemci sayısının birkaç katı polis müdahale etti, öğretmenler tekme - tokat dövüldü. İşte tarafsız yönetim, işte demokrasi, işte insana saygı!
Brüksel'den...
Dün akşama doğru Brüksel'den kimi olumlu haberler geliyor. Kimi televizyon kanalları akşam haberlerinde Türkiye'nin itiraz ettiği noktaların çözümlendiğini bildiriyor... Bunlar "İstediklerimizi aldık" havası yayarak verilenleri gizlemeye yönelik haberler olmasın? Konuyu CHP Milletvekili Onur Öymen'le konuşuyoruz... Diyor ki:
- AB'nin son haftalarda dayattığı kimi unsurların ortadan kaldırılması, sevinmemiz için sebep teşkil etmez... Fransa şunu istemişti olmadı. Rumlar bunu istemişti alamadı... Bunlar bizim geri kalan dayatmalara razı olmamızı gerektirmez. Nitekim üçüncü taslakta somut düzelme göremiyoruz.
- Sizi memnun edecek mesajlar nelerdir?
- Diğer aday ülkeler için nasıl bir karar çıkarıldıysa 17 Aralık'ta bizim için farksız bir karar çıkarılmalıdır. Bizim için farklı, kısıtlayıcı unsurlar içeren bir metni kabul edemeyiz. Ucu açık müzakerelerden söz edilirse kabul edemeyiz. Güney Kıbrıs'ın tanınması anlamına gelecek hiçbir ifadeyi kabul edemeyiz.
- Özel statü uygulanmayacağı bildiriliyor...
- Serbest dolaşımda, tarımda kısıtlamalar konulursa bu özel statü anlamına gelir. Başka ülkelere uygulanmayan kısıtlama Türkiye'ye uygulanırsa bu özel statüdür. Bizi koşulsuz olarak tam üyeliğe götürecek bir karar çıkmalıdır. Bu yönde karar çıkarsa en başta biz alkışlarız...
m.asik@milliyet.com.tr
|
|
|

|