Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Aralık 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kafayı yemek...


AB'de kimilerine göre "AKP, tarih almak için kamuoyuna çok angaje oldu. Tarih almak için bazı duyarlı koşulları kabullenecektir." Bu birincisi... AB'de ve içeride kimilerine göre "17 Aralık'ta tarih alınırsa, 18 Aralık'ta, gündeme Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemine geçilmesi gelecektir. Erdoğan'a Çankaya yolu açılması için tarihe ihtiyaç var... O halde duyarlı bazı koşullar olursa kabullenilir..."
Bu da ikincisi.....
Her iki "yargı" AB'ye kozlar verildiğinin işaretidir.
"Çok hevesli görünmek... Başkanlık sistemini tartışmaya erken açmak" usta müzakerecilik işi değildi.
Belki de tam tersi yapılmalıydı...
Kamuoyunda -kontrol aygıtını elde tutarak- tepkiler kabartılmalıydı.
Eksiye basarak inişe geçirilmeliydi.
Şimdi yapılmakta olan -sanırım- bu.
Ama...
Biraz gecikerek.

Atatürk'ün başyazıları
Doğruluğu kanıtlanmamış fakat Atatürk'ün küçük parmağı kadar yakınında olmuş çalışma arkadaşlarından zaman zaman dinlenilmiş bir anlatım şudur:
"Atatürk, Hatay'ı almak istiyordu.
O sırada, Suriye, Fransa'nın koruyuculuğu altındaydı. İsmet Paşa, Hatay sorunu çıkarıp, savaş tehlikesine girmemek görüşündeydi.
Atatürk ise, Avrupa'da Mussolini ve Hitler'in yükselişe geçtiklerini, bela olacaklarını görmüştü.
Fransa'nın da bu sınır devletlerinden gelecek tehlikeyi birinci plana aldığı, Suriye gibi uzak bir coğrafyada, Hatay için savaşı göze alamayacağı tespitini yapmıştı.
Bastırıyordu.
Sınırların ötesine de kamuoyu baskısı altında olduğu izlenimlerini vermek istiyordu.
Bu nedenle, AKŞAM gazetesinde, -kendi kalemiyle kendisine muhalefet eden ve Hatay için harekete geçmek çağrıları yapan- imzasız başyazılar yazıyordu. Anonim başyazılarla kamuoyu oluşturuyordu.
Fransa Büyükelçisi de ülkesine bu durumu, 'Atatürk'e muhalefet var. Halk Hatay'ı istiyor' diye rapor ediyordu."
Bu iddia kanıtlanmamıştır.
Ama...
Yalanlanmış da değil.
Dış politikada kullanılmak için liderlerin kendilerini hedef alan iç kamuoyu dalgaları üzerinde yükseldiklerinin, hatta, böyle bir dalgayı üzerine binmek için yapay olarak yarattıklarının örnekleri çoktur.
..........
17 Aralık'a uzanan süreçte, bu siyaset ve diplomasi argümanı kullanılmadı.

Çoğunluk baskısı
Tersine...
"Türkiye insanının üçte ikisinin AB'ye tam üyelik istediği" yolundaki kamuoyu araştırmaları vitrine çıkarıldı.
Duygusal yaklaşımla etkileyici...
Ancak, yaşamın gerçekleri de var.
AB'den kimilerine göre "Türkiye insanının üçte ikisi AB üyeliğini adeta tutkuncasına istiyor. AKP iktidarı bu ağır çoğunluk karşısında direnemez. Duyarlı konularda esnek olacaktır."
Saptama -yeterince doğru olmasa bile- AB dayatmalarına cesaret vermiş olabilir. Bu da üçüncüsü...
..........
Onların da kendi kamuoyları, iç siyaset hesapları olduğunu görebilmeliyiz. Ulularındaki Türkiye alerjilerini dengelemek için nereye kadar esneklik olduğunu test ediyorlar.

En uzun 17 Aralık
Yılın en uzun gecesi, 21'i 22'ye bağlayan aralık gecesidir.
Bununla beraber...
Türkiye için 16'yı 17'ye bağlayan aralık gecesi, herhalde en uzunu olacak.
Türkiye diplomasisi, şimdi -gecikerek de olsa nihayet- daha iyi oynanmakta.
Nelerin kabul edilemeyeceği gerçeklerini -sağlam- dile getirmekte.
........
Üstelik, öyle bir toplum profili de oluşmaya başladı ki... Artık AB'nin bunca kıvırma ve dayatmasından sonra "AKP'yi sel suları gibi önüne katıp götürmekte olduğu varsayılan" üçte iki halk çoğunluğu, artık eriyor.
"Alın başınıza çalın böyle tam üyeliği" psikolojisi tehlikeli sıçrayışlarla tırmanışta.
........
Bütün bunlar bir yana...
17 Aralık'ta bir korku filminin vizyona konacağını sanmıyorum.
Herkes aklını peynir ekmekle yemiş olamaz.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kahrolsun Avrupa!
BİRKAÇ gündür Avrupa'yı şiddetle eleştiriyoru...
Çetin ALTAN
Kalamış'ta akşam güneşi
MARMARA'nın batı ufuklarında yığın yığın beya...
Melih AŞIK
Sinek küçük ama...
Dünkü Hürriyet'te bir fotoğraf... Başbakan Er...
Fikret BİLA
Bahçeli'nin çiçek bahçesi
MHP lideri Devlet Bahçeli, dün kahvaltılı bir...
Hasan CEMAL
13 kurşunu, Uğur'u sakın unutmayın!
Bugün 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü. Be...
Güneri CIVAOĞLU
Kafayı yemek...
AB'de kimilerine göre "AKP, tarih almak için ...
Can DÜNDAR
Sarı Gelin türküsü iki ülkeyi sarstı
Türk - Ermeni ilişkilerinde diyaloğu engelley...
Abbas GÜÇLÜ
Ne kadar para, o kadar eğitim mi?
Türkiye'nin OECD'nin uluslararası öğrenci per...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon nereye?
Geçen hafta açıklanan enflasyon verileri yeni...
Mehmet Y. YILMAZ
Yabancı sermaye için de eğitim şart!
Belma Akçura'nın dün Milliyet'te yayımlanan b...
Faik ÖZTRAK
Üretim artışı yavaşlarken ithal yoğunluğu artıyor
Aylık sanayi üretimi Ekim ayında geçen yılın ...
Hasan PULUR
5555 Afişle Türk Sineması
TÜRKER İnanoğlu, sinemadan aldıklarını sinema...
Derya SAZAK
Ekimde inşallah
İspanyolcada 'Ohala' demek, 'İnşallah' anlamı...
Meral TAMER
Felluce ve Uğur için yarın Galatasaray'a...
Barış Girişimi, Felluce'deki katliamı ve Mard...
Ece TEMELKURAN
Sağ çocukların öfkesi
Canınız çok sıkıldı. Mardin Kızıltepe'de biri...
Yaman TÖRÜNER
Her derde deva Mortgage kredisi
Hükümetler her yıl insanları oyalayacak ve gü...
Güngör URAS
İşler açılmaya başladı (gibi)
Bu yılın üçüncü üç aylık döneminde (geçen yıl...
M. Ali BİRAND
AB PES ETTİRMEK, TÜRKİYE KAÇMAK MI İSTİYOR ?
16-17 Aralık günlerine kadar sürecek olan bir...

© 2004 Milliyet