Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Aralık 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Üretim artışı yavaşlarken ithal yoğunluğu artıyor


Aylık sanayi üretimi Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1.5 artmış. Bu yıl içinde kaydedilen en düşük artış. Aynı dönemde imalat sanayii üretimindeki artış ise yüzde 0.9 olmuş. İmalat sanayii aylık üretim serilerine 12 aylık ortalamaları alarak baktığımızda Ekim ayındaki üretim seviyesinin 1999 sonundan bu yana ulaşılan en yüksek düzeyde olduğunu görüyoruz. Ancak Ekim ayında üretim seviyesindeki artışın önemli ölçüde yavaşladığı da dikkati çekiyor.
Yıllık hammadde ithalatı seviyesini imalat sanayii üretim seviyesine bölerek elde ettiğimiz endeks ile reel efektif kur endeksindeki gelişmeleri birlikte gösteren grafikten TL nin değer kazanımı ile üretimin ithal girdi yoğunluğundaki artış arasında güçlü bir ilişki olduğunu görüyoruz. Üretimde ithalat yoğunluğunun artmaya devam etmesi mevcut reel kur seviyelerinde, dış dengeyi düzeltmek için üretim kaybı cinsinden daha yüksek bir maliyete katlanmak gerektiğini gösteriyor. Ekonomi yönetiminin almış olduğu talebi kısıcı önlemler toplam üretim artışını sınırlarken kurun yarattığı rekabet baskısı, yerli girdi üretiminin ithalatla yer değiştirmesine yol açıyor. Yerli girdi üretimi genel üretimden daha hızlı daralırken, ithalat artış hızı üretimden çok daha yavaş geriliyor. Umarım bu durum bizi bazı Latin Amerika ülkelerinde yaşanan değerli para, düşük büyüme, yüksek işsizlik ortamına doğru sürüklemez.
TL nin değerindeki gelişmede kısa vadeli sermayenin, hem dünyadaki aşırı likiditeye, hem de AB ile ilişkilerimize dönük aşırı iyimser beklentilere bağlı olarak ekonomiye hızla akması etkili oldu. Bazı sektörlerdeki yüksek büyüme, diğer sektörler üzerinde oluşan rekabet baskısını gizledi. Değerli TL nin yarattığı kırılganlığı görmezden geldik.
Gelinen nokta artık makro politikalar alanında borç yükünü azaltmak ve iç talebi kontrol etmek amacıyla sıkı politikaların izlenmesi kadar bu politikaların rekabet gücü üzerinde baskı yapmamasının da önemli olduğunu gösteriyor.
Emek üzerinden alınan vergiler ve sosyal güvenlik kesintilerinin yüksekliği Türkiye'yi AB içinde emek piyasası en az esnek ekonomi haline getirmiş durumda. Sosyal güvenlik ve vergi idaresi alanında atılacak adımlar bu sorunu hafifletecektir. Çalışabilecek nüfusun toplam nüfusa oranının arttığı bir ülkede sosyal güvenlik açıklarındaki büyümeyi prim artırarak kapatmak çok maliyetli bir çözüm. Enerji ve bankacılık işlemleri üzerinden alınan vergiler de rekabet açısından sorun.alt yapı eksikliğinin yaratacağı rekabet baskısından kurtulmak için yatırım harcamaları da önemli. Kısacası mali uyumu rekabet gücünü ve büyümeyi destekleyici hale getirecek yapısal reformlar, daha fazla ertelenmemeli.
Bankacılık alanında atılacak adımlar riskin ve faizlerin düşmesi bakımından gerekiyor. Bu aynı zamanda doğrudan bankacılık kesiminde olmasa bile kısa vadeli sermaye girişinin şirketler kesiminde yarattığı riskleri de dengelemek açısından önemli.
Diğer taraftan uluslararası likidite baskısı ile gelişmekte olan ekonomilere yönelen sermaye hareketlerinin yol açtığı TL'nin değerindeki reel artışı veya $ın EURO karşısında değer kaybına bağlı olarak TL nin $ karşısında hızlı değer kazanımını, rezervleri güçlendirme politikaları ile tamamen gidermek mümkün değil. Ama yine de bu politika ile ağaç dalını esneterek rüzgarda kırılmasını engellemek mümkün.
Bir diğer kritik husus önümüzdeki dönemde IMF ye yapılacak yüksek borç geri ödemelerinin yarattığı endişeyi dengelemek üzere bu kuruluştan gelecek finansmanın boyutlarının belirlenmesi.
Bütün bunları unuttuk. AB ile ilişkilerin geleceğine dair beklentileri abarttık. Ekonomideki köpürme hoşumuza gitti. Şimdi 17 Aralık'a yaklaşırken Avrupalılardan gelen açıklamalarla dalgalanıp duruyoruz. Oysa yapmamız gereken AB süreci beklendiği gibi gerçekleşmese de güçlü bir ekonomi olabileceğimizi gösteren politikaları uygulamak. 2001 krizinden sonra yaşanan gelişmeler bu potansiyelin bizde olduğunu gösteriyor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Kahrolsun Avrupa!
BİRKAÇ gündür Avrupa'yı şiddetle eleştiriyoru...
Çetin ALTAN
Kalamış'ta akşam güneşi
MARMARA'nın batı ufuklarında yığın yığın beya...
Melih AŞIK
Sinek küçük ama...
Dünkü Hürriyet'te bir fotoğraf... Başbakan Er...
Fikret BİLA
Bahçeli'nin çiçek bahçesi
MHP lideri Devlet Bahçeli, dün kahvaltılı bir...
Hasan CEMAL
13 kurşunu, Uğur'u sakın unutmayın!
Bugün 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü. Be...
Güneri CIVAOĞLU
Kafayı yemek...
AB'de kimilerine göre "AKP, tarih almak için ...
Can DÜNDAR
Sarı Gelin türküsü iki ülkeyi sarstı
Türk - Ermeni ilişkilerinde diyaloğu engelley...
Abbas GÜÇLÜ
Ne kadar para, o kadar eğitim mi?
Türkiye'nin OECD'nin uluslararası öğrenci per...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon nereye?
Geçen hafta açıklanan enflasyon verileri yeni...
Mehmet Y. YILMAZ
Yabancı sermaye için de eğitim şart!
Belma Akçura'nın dün Milliyet'te yayımlanan b...
Faik ÖZTRAK
Üretim artışı yavaşlarken ithal yoğunluğu artıyor
Aylık sanayi üretimi Ekim ayında geçen yılın ...
Hasan PULUR
5555 Afişle Türk Sineması
TÜRKER İnanoğlu, sinemadan aldıklarını sinema...
Derya SAZAK
Ekimde inşallah
İspanyolcada 'Ohala' demek, 'İnşallah' anlamı...
Meral TAMER
Felluce ve Uğur için yarın Galatasaray'a...
Barış Girişimi, Felluce'deki katliamı ve Mard...
Ece TEMELKURAN
Sağ çocukların öfkesi
Canınız çok sıkıldı. Mardin Kızıltepe'de biri...
Yaman TÖRÜNER
Her derde deva Mortgage kredisi
Hükümetler her yıl insanları oyalayacak ve gü...
Güngör URAS
İşler açılmaya başladı (gibi)
Bu yılın üçüncü üç aylık döneminde (geçen yıl...
M. Ali BİRAND
AB PES ETTİRMEK, TÜRKİYE KAÇMAK MI İSTİYOR ?
16-17 Aralık günlerine kadar sürecek olan bir...

© 2004 Milliyet