|
Felluce ve Uğur için yarın Galatasaray'a...
Barış Girişimi, Felluce'deki katliamı ve Mardin Kızıltepe'de 12 yaşındaki Uğur'un yargısız infazını protesto için yarın saat 12.00'de Galatasaray'dan Tünel'e ve Taksim'e doğru 2 yana uzanacak bir insan zinciri oluşturuyor. Ve hepimizi bu zinciri büyütmek üzere elele tutuşmaya çağırıyor. Barış Girişimi adına araştırmacı - yazar Oya Baydar'dan gelen e - posta mesajından birkaç cümle:
"İnsanın en temel hakkı olan yaşama hakkı; dünyanın dört bir yanında, Irak'ta, Felluce'de, Mardin Kızıltepe'de gözlerimizin önünde yok ediliyor. Saldırıya seyirci kalmak; tanığı olduğumuz hak - hukuk tanımayan vahşete, yeni istilalara, yeni yargısız infazlara yol vermektir. Susmak, Iraklı 100 bin masum ölüyü, Kızıltepeli küçük Uğur'u ve babasını sahipsiz bırakmaktır. Gücün terörüne ve terörün gücüne karşı, elele vererek yaşama hakkını, yaşama hakkımızı savunacağız. Ellerimizi ellerimize kenetleyecek, kollarımızı kollarımıza kavuşturacağız. "Yüreğimle destekliyorum, ama ben orada olmasam da olur" demeyin. Siz yoksanız zincirin bir halkası eksik kalacak, sizinle birlikte 2 kol boyu daha güçlü olacağız."
Yeni Yeşiller
Oya Baydar'ın bu çağrısını görünce, Avusturya Yeşiller Partisi Viyana Bölge Meclisi Üyesi Sermet San'ın 2,5 ay önce gönderdiği aşağıdaki mesajı neden silmeye kıyamadığımı anladım:
"Türkiye toplumu geçmişte sosyal - demokrat, sosyalist (Marksist) ve liberal akımları ıskaladı, bunun karşılığını da ağır bir biçimde ödedi ve halen de ödüyor. Dünyamızdaki yeni koşullar ve gelişmeler, Avrupa'da çevreci hareket olarak yola çıkan Yeşiller'e yeni görevler yükledi. Avusturya'nın 3. büyük partisi olan Yeşiller Partisi'nin olmazsa olmaz 4 temel ilkesi var:
1) Çevre
2) Temel demokrasi
3) Emansipasyon (özgürleştirme)
4) Her türlü şiddeti reddetme
Bu 4 temel ilkeyi benimseyen insanların biraraya gelerek kuracakları partiye, Türkiye'nin her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğu kanısındayım."
Şirket STK'ları!
Galiba ben için için tam da bu 4 temel ilkeye sahip bir partinin hasretini çekiyorum. Her türlü şiddeti reddedecek, çevreye ve demokratik haklara saygılı olacak, bireyi özgürleştirecek... Oysa bugün artık dünyamızı; beğenmediğimiz siyasiler bile değil, sermayenin gücü yönetiyor. Sadece partileri finanse etmekle kalmıyorlar, sivil toplum kuruluşları (STK) olarak da karşımıza çıkarak bizleri yönlendirmeye çalışıyorlar.
15 - 20 yıl önce STK deyince; saygın şirketler ve reklam dünyasına mesafeli duran, gelirini üyelerinin aidatlarından sağlayan dernekler gelirdi akla. Bugünse istisnalar hariç pek çok STK'nın arkasında büyük şirketler var. Hatta zaman zaman iş, uluslararası dev şirketlerin, imaj tazelemek amacıyla finansman sağlayıp STK kurdurmasına kadar varıyor.
Son örnek, Merck ve Pfizer'in öncülüğünde uluslararası dev ilaç şirketlerinin finansmanıyla kurulan Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı TEDMER! Ana finansör, kalp krizi riski nedeniyle yasaklanan Vioxx'un üreticisi Merck. Yönetim kurulu üyelerinden biri, NeoRecormon adlı ilacı bir ecza deposuna sattığının 3 katına yakın fiyata SSK'ya satmayı "etik" bulan Roche... Tabii yönetim kuruluna sektör dışından, saygın birkaç ismin alınması da ihmal edilmemiş... Anlayacağınız bir süredir STK'lar konusunda da kafam karışık, ama o konu bir başka yazıya...
Mardin Kızıltepe'de yaşayan 12 yaşındaki çocuğun, İstanbul Etiler'de yaşayan 12 yaşındaki bir çocuk kadar kıymetli olduğundan kuşkunuz yoksa, Fellucelilerin üzerine yağdırılan bombaları insanlığa karşı bir saldırı olarak düşünüyorsanız, yarın Galatasaray'da bekleniyorsunuz.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|