|
Şarap/AB
Uzanlar'ın şaraplarını ve teknesini aldığı iddia edilen Rothschild'ların şatolarında bir akşam geçirmiştim.
Hoş bir yaz gecesiydi...
Davetin birinci bölümü için, IPI (Uluslararası Gazetecilik Enstitüsü) Bordoeaux katılımcıları, saat 18.00'de şatonun bahçesinde toplanmıştık. Bu "şarap başkentinde" rüya gibi bir haftanın sonuydu...
Enrico Rothschild, bizleri kapıda karşıladı. Şarap rengi, daracık, yakaları göğüste çapraz kavuşan, uzun kadife bir ceket giymişti... İçinde dantel bir gömlek. Altında daracık siyah bir pantolon. Eski zaman asil giysileri içinde dimdikti, zarifti. Bahçede, Lafite Rothschild şaraplar sunulmaktaydı.
Çevremiz, yemyeşil bir okyanus gibi uzanan asma bağlarıydı.
Ufukta, tek bina, tek şato yoktu.
Sadece hemen sağda, birkaç yüz metre ileride bir şato vardı. O da ailenindi. Mouton Rothschild şaraplarını üretiyordu.
İki şato dünya pazarlarında kıyasıya rekabet içindeydiler.
Şato büyük değildi. İstanbul'daki ikinci derece tarihi eser köşklerden biraz daha irice... 110 yıl önce alınmış. Babaanne Rothschild, Victoria stili döşemiş. Daha sonra aynı masayı paylaştığımız Sadrettin Ağa Han'ın eşinden dinlediğime göre "sadece bu şatonun porselen ve seramikleri için bir fabrika, 15 yıl özel üretim yapmış.."
Gece mavisi ceket
Güneş battı...
Bizi aşağıdaki kava aldılar.
Yeraltında, çapı 300 metre dolaylarında, 360 derece bir anfi. Anfinin her basamağında binlerce şarap fıçısı...
Toprak kokulu serin mahzeni binlerce mum aydınlatıyordu. En aşağıdaki meydana 250 - 300 IPI'lı konuk için yuvarlak masalar koymuşlar.
Anfiyi örümcek ağı gibi saran dehlizler 2 kilometre... 10 binlerce şarap fıçısı yıllanmaya bırakılmış.
Dehlizlerde gezintiden sonra, mumların aydınlattığı yuvarlak masalara dağıldık.
Bu kez Enrico Rothschild, filmlerde gördüğümüz o asil ceketlerinden bordo renkli olanını çıkarmış, gece mavisi olanıyla gelmişti.
Bizlere, sadece kendi şatolarının değil, yörenin en iyi 17 tür şarabının sunulacağını söyledi.
Yudum şölenini, harikulade lezzetler eşliğinde yaşadık.
Şarap Cumhuriyeti
Bordeaux, bir şarap Cumhuriyeti...
120 bin hektar üzüm bağı var.
Yılda 700 milyon şişe - Türkiye nüfusunun 10 katı - şarap üretiliyor.
Sayıları 200'ü bulan köy evi azmanı şatolar, farklı adlar taşısa da bölgeleri belirli...
Sözgelişi kırmızı şaraplar Medoc, Grav, Saint - Emilion, Pomerol, Fronsac, les cotes bölgelerinde 6 farklı tür üzüm bağlarından üretilmekte.
Saint - Emilion bağları ile, son zamanlarda Türkiye'de çok işitilen Petrus'ların üretildiği Pomerol bağları sırt sırta.
Birinden diğerine geçiş bir adım bile değil... Fakat apayrı tat...
Bordeaux şarabını "oda ısısı" dedikleri 12 dereceyle 20 derece arasında tutmak gerekiyor... 20 dereceden yukarıları, "oda ısısı" diye zorlamak, şarabın lezzetini azaltıyor.
.......
Şarap, ayrı bir kültür. Bir haftalık ziyaretle falan olacak şey değil.
Fransa'nın ve yerkürenin hatırı sayılır hemen hemen bütün şarap yörelerini gördüm, oldukça okudum da... Bir şeyler öğrendim sayılır ama, ne kadar bilmediğimi daha çok öğrendim.
.......
AB zirvesinden tarih beklerken bu siyaset değil, şarap yazısı oldu...
Ama yadırganmamalı.
Avrupalı olmak yollarına düştük bir kere... Şarap, yemek, resim, heykel, müzik, felsefe, edebiyat, sinema, tiyatro, mimari de konuşacağız.
Avrupa kültürünü paylaşmak gerek.
O kültür şarapla sulanır, beslenir.
Avrupalı, "İnsan, yolculukta ve şarap masasında belli olur" der. AB yolculuğunda, şarap masalarından uzak kalınmaz.
Yani...
Avrupalılaşmak, Petrus'u, sadece batık banka patronlarının kavlarına TMSF el koyduğu zaman konuşmak değil...
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|