|
 |
|
|
Doğacak çocuğun mesleği henüz icad edilmedi
25. yılını kutlayan TÜBİSAD, dünya ilk kişisel bilgisayarla tanışmadan iki yıl önce kurulmuş, ama...
Randevu defterimi ayarlamakta hiç bu kadar zorlandığımı anımsamıyorum:
Bir yanda 17 Aralık nedeniyle gerek Brüksel'de gerekse İstanbul'da toplantı üzerine toplantı... Davet edildiğim toplantılara gitmeye kalksam, son 1 ayı evimin yolunu bulamadan, Brüksel - Paris - Berlin ekseninde geçirmem lazım.
Diğer yanda son birkaç yıldır her yılbaşı öncesi dozu bir miktar daha artan sergiler, konserler, yıl sonu davetleri... Resimden takıya, genciyle yaşlısıyla sanatçılar sergilerini haklı olarak bu döneme denk getiriyorlar ki satış olsun. Ama öylesine üstüste biniyor ki, hiçbirinin hakkını veremiyorsunuz.
Bu bombardıman altında ajandama düştüğüm notları bile okuyamaz hale gelmişken, kırmızı fırfırlı kurdelesiyle diğerlerinden hemen ayrılan bir davetiye, Türkiye Bilişim Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜBİSAD'ın 25. yılı için bizleri Swissotel'e çağırıyordu. Bilkom Genel Müdürü Veli Tan Kirtiş de özel olarak telefon edince, kurucu başkan Uğur Yüce'den bugünkü başkan Erol Bilecik'e TÜBİSAD'ın 25 yıllık yolculuğuna; Faruk Eczacıbaşı, Emrehan Halıcı, Prof. İbrahim Kavrakoğlu gibi sektörün öncüleri, tüm eski TÜBİSAD başkanları ve sektörde faaliyet gösteren şirketlerin sahipleri ve yöneticileriyle birlikte biz de katıldık.
Daha kızım doğmadan
TÜBİSAD 20 Haziran 1979'da kurulmuş. Kızımın doğumundan 4 gün önce... Abdi İpekçi'nin öldürülmesinden 4,5 ay sonra... IBM markalı ilk kişisel bilgisayarın piyasaya çıkmasından 2 yıl önce...
Ege Bölgesi iş dünyası deyince ilk akla gelen isim olan TÜSİSAD kurucu başkanı Uğur Yüce anlatıyor: "25 yıl önce bu derneği kurmak istediğimizde İstanbul Maltepe'deki bir balıkçı lokantasında ancak 12 kişiyi biraraya getirebilmiştik. O zamanlar birbirimize hasmane duygular beslerdik. Bugünse bu salonda 500 kişi, tüm sektör birarada..."
Anlayacağınız bizde de bilişimin önemini çoook önceden, daha ilk PC piyasaya çıkmadan görenler ve bu devrim yaratacak gelişmeyi Türkiye'nin gündemine sokmak isteyenler olmuş, ama siyasilerimiz koltuk kavgasından ülke stratejisi belirlemeye fırsat bulamadıkları için dikkate alınmamış.
Makarna tenceresi mi?
Uğur Yüce, derneğin kuruluş yıllarında yazılım işiyle uğraşıyormuş. Aldıkları bir sipariş üzerine o günün teknolojisiyle koca koca kartonlara programı yazmışlar. Kartonları kutulara doldurup arabanın bagajına yüklemişler ve o kartları işleyecek ana bilgisayara (devasa bir makine) göndermişler. Ertesi gün "Program çalışmıyor" diye telefon gelmiş. Nasıl olur falan diye itiraz edecek olduklarında "Kartonları nerede tuttunuz?" diye sormuşlar. Arabanın bagajında beklediğini söylediklerinde "Nemi gitmiş, o yüzden çalışmıyor" yanıtını almazlar mı! Ya tüm programı yeniden yazacaklar ya da...
Programın yazılı olduğu çok sayıdaki delikli koca kartonu geri alıp, makarna tenceresinde kaynattıkları suyun buharıyla iyice nemlendirmişler. Sonra da nemlenen delikli kartonları düz bir satıha yayıp üzerine de koskoca ağır kitaplar koyarak sabaha kadar kurutmuşlar. Neyse ki operasyon başarıyla sonuçlanmış ve program çalışmış!
MIT'nin araştırması
Uğur Yüce 25 yıl önce olduğu gibi bugün de 25 yıl sonrasının dünyasından bir fotoğraf koyuyor önümüze. Umarız bu kez ıskalamayız:
"Amerika'da MIT Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre 2030 - 35 yıllarında icra edilecek mesleklerin % 60'ı henüz icad edilmemiş. Yani 2005 - 2010 arası doğacak çocukların mesleği henüz belli değil."
Bu şaşırtıcı bilgi, geceyi birlikte izlediğimiz Bilkom Genel Müdürü Veli Tan Kirtiş'in 4 aylık çocuğu için de geçerli. Bu yeni pastadan Türkiye nasıl bir pay alabilir?
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|