|
Bir 'makale' bir 'ilan' bizi batırmaz (...bir mektup da kurtarmaz)
International Herald Tribune ve Le Monde gazetelerinde "Türkiye'de Kürtler Ne İstiyor?" başlıkla yayımlanan ilanlara üzüldük. Ardından bir ekonomi hocamızın bir yabancıyla ortak olarak yazdığı ve gene International Herald Tribune gazetesinde yayımlanan "Türkiye yakında Arjantin gibi batar" mesajını veren yazı morallerimizi bozdu.
TÜSİAD Başkanı'nın AB liderlerine, "Üyelikte alternatif arayıp affedilmez bir hata yapmayın" diye mektup göndermesi, "TÜSİAD'dan tarihi mektup(!)" olarak nitelendirildi. Coşku yarattı. Üzüntüyü, moral bozukluğunu bir ölçüde giderdi.
Bir makale, bir ilan bizi batırmaz... Bir mektup da bizi kurtarmaz...
Karşımızdakilerin, bir ilana, bir makaleye, bir mektuba bakarak bizi değerlendireceklerini, karar değiştireceklerini sanmak yanlıştır...
Kendimize güvenimizi giderek yitiriyor gibiyiz... Neredeyse kendimizden ümidi keserek tüm ümidi yabancılara bağlayacağız... Neredeyse bizi ancak yabancıların adam edeceğine, zengin edeceğine inanmaya başlayacağız.
Oysa her şey bize bağlı...
Bugüne kadar şu oldu, bu oldu ama... Daha iyi arayışında elimizden geleni yapıyoruz. Her şey bir günde düzelemez ama... Kısa sürede kamu kesiminde, hukuk ve uygulamada çağdaş çizgilere ulaşmak için yapısal düzenleme yolunda önemli adımlar atıldı.
Altyapı düzenlendikten sonra bütün yük ekonomiye biniyor. Üretim artacak, gelir artacak... Bu gelirle insanlara daha iyi yaşam fırsatı yaratılacak... Üretim ve gelir artışı milli gelir hesaplarından izlenir. Bu yıl üretim artışına dayalı olarak önemli bir büyüme söz konusu... Sorun yok mu? Çooookkkk... Ekonomi yazarı olarak her gün, her yazıda bir sorunu sergiliyoruz... Hedef, sorunların çözümüne yardımcı olmak... Hangi ülke, hangi ekonomi sorunsuz?..
Türkiye'de olan biteni yabancılar bilmiyor da, bir tek ilana, bir tek makaleye, bir tek mektuba bakarak mı Türkiye'yi değerlendirecekler?
OECD'nin Türkiye raporu (övgülerle dolu şekilde) daha yeni açıklandı. IMF ve Dünya Bankası raporlarında Türkiye'nin iyi yolda olduğu yazılı. Dünyanın önde gelen bankaları Türkiye'yi devamlı gözlüyor. Durumdan ümitliler ki, yılda ek olarak 14 milyar dolar kredi imkanı sağlıyorlar... Ülkelerin Türkiye'deki temsilcileri rapor yazıyor. AB uzmanları Türkiye'nin hesaplarını didik didik ediyor... Böyle bir tabloda, AB ülkeleri, Türkiye'ye üyelik müzakereleri için tarih verirken, bir ilana, bir makaleye, bir mektuba bakarak karar vereceklerse, vazgeçelim bu işten... Beğeniriz beğenmeyiz, Başbakanımız Erdoğan, Dışişleri Bakanımız Gül, aylardır insan üstü gayretle çırpınıp duruyor. Koskoca bürokrasi kadrosu elinden geleni yapıyor.
Beğeniriz beğenmeyiz, sıkı para ve maliye politikasıyla devlete gelen disiplin sonucu enflasyon geriledi. Döviz bulunuyor. Döviz fiyatı ucuz. Özel sektör yatırım yapıyor. İhracat artışı devam ediyor... Ekonomi büyüyor.
Bütün bunları bir yana atarak, "Aman adamların aklını karıştırmayalım... Bize tarih vermezlerse ne yaparız?" diyerek telaşa kapılmaya ne gerek var?.. (1) Türkiye'den kimse toprak koparamaz. (2) Türk ekonomisi Arjantin benzeri bir krizle karşılaşamaz. (3) Türkiye AB'den tarih alamayınca batmaz... Tarih verirlerse (eyvallah). Ama vermezler veya şartlı vermeye kalkarlar ise (teşekkürümüzü sunar) yolumuza devam ederiz... Başka ülkeler nasıl kendi kendilerini kurtardıysa, biz de bu sorunları çözeriz...
guras@milliyet.com.tr
|
|