Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Anadolu emeği Atlantik'i aşınca

Türk el sanatlarını ABD'ye taşıyan Anadolu Artizanları Derneği hem düşük gelirli üreticiye pazar açıyor hem de Anadolu kültürünü Amerikalılara tanıtıyor



Yıldız Yağcı aklına düşeni karara dönüştürebilen, aldığı kararı da hayata geçirebilen kadınlardan. Eşi Fahrettin Yağcı'nın Dünya Bankası'ndaki görevi nedeniyle Yeni Delhi'de yaşadıkları yıllarda, Hindistan el sanatlarıyla ilgilenmiş. Bu sanatların büyüsünü o dönemde Milliyet'e yazdığı yazılara da taşıyan Yağcı, bir yandan da büyünün ürüne, ürünün gelire dönüşümünü izlemiş. Hintli artizanların ürünlerini pazarlamaya yönelik girişimler ilgisini çekmiş ve benzer bir kanalı, Anadolu artizanlarına açma gereği aklına düşmüş. Düşüş
o düşüş.
Yağcı şimdi Washington'da yaşıyor ve 1999'da kurduğu Anatolian Artisans kısaca AnArt diye bilinen dernek aracılığıyla, Anadolu el sanatlarına Atlantik'i aşırtmakla meşgul.
AnArt kâr amacı gütmüyor. Anadolu'daki düşük gelirli artizanların emeğine ABD'de pazar yaratıyor ve satışlardan elde ettiğini, Yağcı'nın deyişiyle "bir taşla iki kuş vurarak", benim hesabıma göre ise en az dört ayrı yoldan Türkiye'ye geri döndürüyor.
Bu yollardan ilki, üreticiye açılan gelir kapısı. Şanlıurfalı bakırcılardan Siirt battaniyesi dokuyanlara, Karagöz ile Hacivat'ı yeniden boyayıp didişmeye hazır kılanlardan ayaklara yemeni yapan Gaziantepli ustalara kadar AnArt'ın ulaştığı bütün artizanlar, emeğinin karşılığını alıyor.
İkinci yol, AnArt'ın satışlardan elde ettiği paranın kalanının, Anadolu'daki düşük gelirli artizanlara yönelik eğitim programlarında kullanılmasıyla açılmış. Bugüne dek üç ayrı programda bin artizana erişilmiş. Bunların bazıları kendi işletmelerini kurmuş, bazıları da kooperatiflerin ve toplum merkezlerinin aktif üyesi olmuşlar. "Biri adaşın" diyor Yağcı, "Yasemin Bilici, Urfa'nın ilk ve tek kadın esnafı şimdi. Bizim programımızda işletme eğitimi alınca, yeteneğini kendine güvenle birleştirip atılım yaptı." Bir başkası, Mardin'deki eğitime katılan Hülya Akgül. Şöyle yazmış AnArt'a: "Bizim gibi doğuda doğup büyümüş, okumuş ama çalışmayan bayanların kendi işlerini kurma isteği var. Bu tür eğitimler onlara yardımcı."
Anadolu'da umudunu yerli ilgiye ya da en fazla dışarıdan gelen turisti cezbetmeye bağlayan artizanların ürününü ABD pazarına sunmanın bir getirisi de, Amerikalıların gözünü Anadolu'ya açmak tabii. Bu, Türkiye'nin renkli kimliğini tanıtmanın bir adımı. İşte bu da üçüncü kazanım.
Dördüncü getiri ise, AnArt'ın ilgi alanını geleneksel ve yerel ürünlerle sınırlamamasının sonucu. Türkiye'nin tanınmış sanatçılarının eserlerini ABD'de tanıtmanın öncülüğünü de üstleniyor bu dernek. Örneğin 2002'de Washington'daki Smithsonian Enstitüsü'nün düzenlediği İpek Yolu Festivali sırasında, seramik sanatçısı Meliha Coşkun Tuna'yı ve eserlerini ABD'ye ilk kez getirmişti AnArt. Şimdi, Smithsonian'a bağlı Freer Gallery'de Tuna'ya ayrılmış özel bir vitrin var.
AnArt'ın bir taşla birçok kuşu -"vurmasının" demeye dilim varmıyor- kanatlandırmasının en son örneği, Amerikan üniversitelerinde başlatılan gezici sergiler. İlkin, 15-19 Kasım günlerinde New York Eyalet Üniversitesi'nin Buffalo'daki ana kampusunda bir Anadolu çarşısı kuruldu. Sanat tarihçisi Profesör Nurhan Atasoy'un tasarımını yaptığı Osmanlı Çadırı'nda hem Anadolu artizanlarının ürünleri satıldı hem profesyonel sanatçıların eserleri tanıtıldı. Dahası Atasoy, 16'ncı yüzyıl Türk geleneksel sanatları üzerine bir konferans verdi. Yazar Elif Şafak, İngilizce yazdığı, daha sonra "Araf" başlığıyla Türkçe yayımlanan "The Saint of Incipient Insanities" romanından bölümler okudu ve çağdaş Türk edebiyatını anlattı. Amerikalı şair Carolyn Forche, Nazım Hikmet'i tanıttı, şiirlerini okudu.
Kısacası, önünde Türk ve Yunanlı öğrencilerin halk dansları yaptığı Osmanlı Çadırı'na yaklaşıp Yağcı'nın deyişiyle "Anadolu ne demek? Türkiye neresi?" diye soran bizden bihaber Amerikalı gençlerden tarihimize ve kültürümüze zaten meraklı olanlara uzanan geniş bir kesim, insanımızın yaratıcı gücüyle buluşturuldu.
Benzer bir buluşma 2005 Mart'ında Washington'da; Osmanlı Çadırı bu kez George Washington Üniversitesi'nde kurulacak. Yıldız Yağcı'nın aklında el sanatlarının dışında, bu kez müzik de var. Melodias Epikas grubu, "Eş Zamanlı Duyuşlar" adlı konseriyle, İstanbul'un çokkültürlülüğünü Türk, Ermeni, Rum, Sefardim şarkılarıyla yansıtarak katılacak AnArt'ın etkinliğine.
Bitirirken, bütün bunların gönüllülük esasına dayanan bir çabanın sonucu olduğunu hatırlatmak istiyorum. Türk Dışişleri, kanatlanan kuşların farkına varmış olmalı ki, AnArt'a destek çıkıyor şimdi. Türk iş dünyası da projenin bir ucundan tutsa keşke.
El sanatlarına meraklı, kültürümüzün tanıtımına katkıya istekli olanlarınız varsa, www.anatolianartisans.org adresine bir uğrayın derim. Bir kuş da siz uçurabilirsiniz belki.

ycongar@erols.com



PAZAR
Avrupa Birliği için farklı kriterler!
"Feriştah'ın Banu Alkan tarzı bir özgüveni var!"
"Güvercinlerimi Türkiye'ye götürmek istiyorum"
"Safran biraz gezintiye çıktı ve tekrar Beyoğlu'na döndü"
Yazarların ilk heyecanları
Yeni yıla yeni albümlerle girin
Burun ameliyatının incelikleri
Çözüm yolu konuşmak
"Bu meslekte teşekkür alıyorsanız işinizi iyi yapmıyorsunuzdur"
500 Uzan şarabı daha satılıyor
Türk sinemalarında Uzakdoğu rüzgarı esiyor
Rap'çiler Kadıköy'de yarışacak
Las Chicas mönüsünü yeniledi
İsteyene akşam yemeği isteyene konaklama...
Ege mutfağına Balkan ezgileri eşlik ediyor
YILBAŞI SEÇENEKLERİ
Meşguliyetler
Sonbaharda Paris lokantaları
Nişantaşı-Süleymaniye ayrı dünyalar değil
VTR olacaksınız, azıcık ağlar mısınız?
Biz Antep'te nasıl eğleniyorduk?
Anadolu emeği Atlantik'i aşınca





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yasemin Çongar

© 2004 Milliyet