Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ya herrü, ya merrü!

BRÜKSEL

Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en kritik iki gün! Paris, Berlin, Ankara üçgeninde yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor.
Hollanda, dönem başkanı olarak, Fransa'yla Almanya arasında mekik dokuyor. Ya da Başbakan Erdoğan, Schröder'i daha çok devreye sokarak Chirac üstünde etkili olmaya çalışıyor, vesaire...
Ne olacak?
Ya herrü ya merrü!
Hayır olmamalı.
Bugüne kadar her iki taraf için de olmayan, bu saatten sonra hiç olmamalı. Orta yol mutlaka bulunmalı.
Yoksa yazık olur.
Her iki taraf için de öyle. Bir kriz, bir kopma her iki taraf açısından da büyük bir tarihi yanlıştır, hatta bu saatten sonra ahmaklıktır.
Dikkat gerekiyor.
Çünkü, her iki tarafta da böyle bir tarihi yanlışa oynayan ve Türkiye'yle AB arasında bir kopmadan dolayı göbek atacak olan malum odaklar var. Fransa'da var. Avusturya'da var. Almanya'da var. Güney Kıbrıs'ta var.
Tabii Ankara'da da var.
Bunlara fırsat vermemek, bunların oyununa gelmekten özenle kaçınmak lazım. Kimileri ince oynuyor. Sureti haktan yanaymış gibi oynuyor. En kritik anda topa vurup kafa karıştırmak, kafaları çelmek isteyenler var.
Kıbrıs'tan biliyoruz onları.
Yüzde 65 'evet'e giden yolda hem ince hem kaba oynadılar. Kıbrıs Türkü'nü, Kıbrıs'ı sevdikleri için yapmadılar bunu. Bütün dertleri, Türkiye'nin Avrupa yolunu kesmekti.
Ama başaramadılar.
Başarabilseler, yani Kuzey Kıbrıs'ta referandum sandığından Annan Planı'na hayır çıksaydı, Türkiye 17 Aralık'a gelemeyecekti. Bu odaklar şimdi kapalı kapılar arkasında, kuliste son kozlarını oynuyorlar.
Bu elleri güçlendirecek mi AB?
Soru burada düğümleniyor.
İki nokta çok kritik.
Biri Kıbrıs, aşılabilir. Son anda yaratıcı bir diplomatik manevrayla, ama karşılığında açık uçluluk konusunda bir şey alınarak Kıbrıs Rum engeli geride bırakılabilir.
Burada tabii ne alınır sorusu hemen ikinci kritik noktanın akla takılmasına yol açıyor:
Fransa ve özel statü...
İşte bu noktada Paris'in ısrarı sürüyor. Bu akşam televizyona çıkarak tutumunu bir kez daha açıklaması beklenen Cumhurbaşkanı Chirac şimdilik bu noktadan geri atmak niyetinde değil gibi. Diplomatik kuliste dün Chirac'ın tutumu şöyle özetleniyordu:
Türkiye'nin AB'ye katılımının kuvvetle desteklendiğinin açıklanması, ama aynı zamanda başarısızlık halinde, Türkiye'nin de rızasıyla imtiyazlı ortaklık modeline geçilmesi...
Nitekim, Fransa Dışişleri Bakanı Barnier pazartesi günü akşamüstü Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin başlamasından yana olduklarını ve bunun katılımla sonuçlanmasını Fransa'nın da içtenlikle istediğini vurguladıktan sonra özetle ekliyordu:
"Ancak, müzakerelerin başarısızlığı halinde öteki alternatiflerin de önceden belirlenmesinden yana Fransa..."
Soru:
Zirve kararında adı açıkça konacak mı öteki alternatiflerin? Türkiye buna kesin karşı çıkıyor. Haklı nedenleri var.
Soru:
Türkiye nasıl bir formülasyonla geri çekilebilir?..
Özel statü ya da imtiyazlı ortaklık konusunda Alman Başbakanı Schröder'in de rahatsızlığı var. Çünkü böyle bir gelişme, Schröder'i kendi muhafazakâr muhalefetiyle karşı karşıya getirecek, Hıristiyan Demokratlar'ın lideri Angela Merkel karşısında siyasal bir yenilgiye uğrayacak ki, o da bunu istemiyor.
Başbakan Erdoğan da bunu bildiği için Schröder'i Chirac'ın üzerine salma çabası içinde... Sonuç alabilecek mi? Çünkü Schröder de anlaşılan Chirac'ın iç politikadaki, partisindeki sıkıntılarını bildiği için onun üzerine fazla gitmekten yana gözükmüyor.
Bu arada Ankara'ya da sürekli verilmek istenen bir mesaj var. Başbakan Erdoğan'la Dışişleri Bakanı Gül'e değişik şekillerde iletilen bu mesaj şöyle özetlenebilir:
"Müzakere tarihi konusunu son zamanlarda önemsiz kılmaya çalışmanızı pek o kadar anlamıyoruz. Türkiye'nin üyeliğini öngören ve gecikmeksizin başlayacak olan müzakere, işin özünü oluşturmuyor mu? Niçin resmin bütününü görmek istemiyorsunuz?"
Buna Ankara'nın, şu günlerde genellikle kulaklara çalınan yanıtına gelince:
"Tarih her şey demek değil!"
Peki, orta yol bulunabilecek mi? Bulunması şart. Bu gibi durumlarda klasik deyiştir, aklı selim, yani sağduyu galip gelmelidir. Bu iki taraf için de yaşamsal önem taşıyor.
Ya herrü ya merrü olmaz!
Bir kriz, bir kopma hem Türkiye hem AB açısından tarihi bir hataya işaret eder.
Bu günlere kolay gelinmedi.
Hele Türkiye'de...
Demokratik reformlarını büyük ölçüde gerçekleştirmiş, enflasyon canavarını yenmiş, IMF ile yeni bir anlaşma yapmış, lirasından altı sıfırı atmaya iki haftası kalmış bir Türkiye, 17 Aralık'la yeni bir atılım yapacağına yeni bir krizle mi burun buruna kalacak?
Ya da Avrupa Birliği, böyle bir noktadaki Türkiye'yi ya herrü ya merrü demenin eşiğine mi getirecek?
Düşünmek bile istemiyorum.
Başbakan Erdoğan'ın dünkü grup toplantısında dediği gibi, "70 milyonluk bir Türkiye'nin 40 yıldır kaybetmediği Avrupa idealleri hakkında sükutu hayale uğratılmaması gerektiği"ne ben de inanıyorum.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ermeni meselesini tartışalım
FRANSA durmadan tekere çomak sokuyor! Son ola...
Çetin ALTAN
Sepetçiler Kasrı, Fazıl Say ve müzik dünyaları...
BAZI gazeteci genç dostlar, geçtiğimiz Pazar ...
Melih AŞIK
Zafere hazırlık!
Başbakan Erdoğan, hayli gösterişli çıkışlar y...
Fikret BİLA
Bakan Gül'den AB'ye 4 şart
Ankara, 17 Aralık Zirvesi öncesinde tarihinin...
Hasan CEMAL
Ya herrü, ya merrü!
Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en k...
Güneri CIVAOĞLU
Meteo balonu
Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati i...
Can DÜNDAR
Yeni İstanbul efendisi lazım
Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" içi...
Abbas GÜÇLÜ
Kapkaç, terör, şiddet ve uyuşturucu
AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, ilgi...
Hurşit GÜNEŞ
Gelecek yılın pembe tablosu!
Birkaç kez yazdık. Hayal ile rüya farklıdır. ...
Nail GÜRELİ
Yeniden doğuş
Türkiye'ye özgü "hallerimiz" az değil. "Nedir...
Mehmet Y. YILMAZ
"Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?"
International Herald Tribune gazetesinde yayı...
Faik ÖZTRAK
Bir belirsizlik gideriliyor
Türkiye, yaşadığı önemli bir krizden sonra ba...
Hasan PULUR
"İşler A'dan Z'ye kadar bozuk!"
BİRİ kalkıp Türklerin belirgin kişiliklerini ...
Meral TAMER
Padişah Tayyip Bey'in doğum günü!
Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Takeo Yoshi...
Ece TEMELKURAN
Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık
Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kal...
Yaman TÖRÜNER
Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasarısı
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İpotekli Konut...
Osman ULAGAY
Küresel pokerde 17 Aralık partisi
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşm...
Güngör URAS
IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz)
AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım ...
Serpil YILMAZ
Demir çelik sektörünün davetsiz misafiri: Evcil
Nakit akış hızı yüksek olan demir çelik sektö...
M. Ali BİRAND
Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim
Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine sesle...

© 2004 Milliyet