Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Meteo balonu


Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati ile 20.00'de, AB zirvesinin "işaret fişeği" ateşlenecek.
Fransa Başkanı Chirac, ülkesinin en fazla izlenen TF - 1 kanalı haberlerine çıkacak. Haberleri sunan deneyimli gazeteci Patrick Poivre d'Arvor'nun konuğu olacak. Konuşmanın tek gündemi, Türkiye...
Chirac, adının baş harfleriyle kısaca "PPdA" diye anılan gazeteciye, "17 Aralık zirvesinde Türkiye için dile getireceği - belki de ısrarlı olabileceği - Fransa tavrını" açıklayacak.
- Tam üyelik... - Özel statü... - Ucu açık müzakere süreci... - Ermeni soykırımının tanınması... - Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tanınması... - Dolaşım, tarıma katkılar ve yapısal düzenlemelerde istisnaların kalıcı olması...
Türkiye için bütün bu duyarlı konularda, Fransa'nın tavrının ne olacağını, gerekçeleriyle birlikte ortaya koyacak.
Türkiye'nin AB için değerlendirmesini yapacak.

Kostümlü prova
Diplomasinin bilgeleri, Chirac'ın yapacağı bu konuşmaya büyük önem veriyorlar.
Onlara göre Chirac, "PPdA"ya söyleyecekleriyle kendisini ve Fransa'yı bağlamış olacak.
Bir kez bu kadar açık ve net angaje olduktan sonra, 17 Aralık'ta tavır değiştirme olasılığı yok denebilir.
Genel çizgisinde kalır... Kırılma yapmaz.
Belki yüzde 5 - 10 esnemeler olabilir.
Herhalde, o esneme olasılığı olan konuları da ılımlı ve yuvarlak söylemlerle yansıtacaktır.

Final tüyosu
Chirac'ın yapacağı konuşma, sadece Fransa'nın değil, bir bakıma AB'de "mahşerin üç atlısı" denebilecek Almanya va İngiltere'yle birlikte üç büyük ülkenin genel yaklaşımı gibi de algılanabilir.
Chirac, o iki ülkenin liderlerinden büsbütün kopuk olamaz.
O üçünün birlikte ağırlık koymak gibi bir gelenekleri var.
O halde Chirac'ın bu akşam haberlerinde söyleyeceklerini Türkiye bir "meteoroloji balonu" olarak da yorumlamalı.
Son 48 saate böyle bir "tüyo" ile girmek, Türkiye'nin final koşusu için önemlidir.

Ucu ve uçkuru
Diğer iki büyük ülke liderini de dikkate almak zorunluğu, Chirac'ın -Fransa'nın - "freni" olabilir.
O nedenle bazı tahminler yapılıyor...
Yukarıda sıralanan maddelerden çoğunun, Chirac tarafından önkoşul olarak öne sürüleceğine ihtimal verilmiyor.
Kötü olasılıklar arasından birinin altı çizilmekte; "Müzakerelerin ucunun açık olacağı ve tam üyelik tıkanırsa Türkiye'nin de onayıyla özel statü tanınabileceği" yolunda bir söylemin, bu akşam haberlerde, Chirac tarafından dile getirilmesi ve bu söylemin 17 Aralık açıklaması satırlarında yer alması...
.........
Şöyle bir mantık öne sürülmekte:
"Müzakerelerin tabiatı, zaten ucu açık olmasıdır. Her müzakere olumlu sonuçlanmaz. O nedenle, ileride müzakereler tıkanırsa, bunca alınan mesafeyi tarihin çöplüğüne atmayalım, gelin anlaşalım, bir özel statü oluşturalım denebilir. Böyle bir durumda da Türkiye'nin onayı aranacağına göre, varsın ucu açık müzakere ve gerekirse özel statü satırları 17 Aralık açıklamasında yer alsın..."
İyi hoş da...
Böyle bir ifade, genişleme sürecinde, hiçbir tam üye adayı ülke için kullanılmadı.
Ayrıca... Derogasyonlarla, yani, "serbest dolaşım, tarıma katkılar, yapısal düzenlemelerde, kalıcı olabilecek istisnalarla" zaten bir anlamda, Türkiye için "Özel Statü" yaratılmakta...
Ama bu, "tam üyelik içinde bir özel statüdür..." Zamanla aşılabilir.
Oysa, yola, "tam üyelik olmaksızın özel statü seçeneğini" de kayıt düşerek çıkmak, çok farklıdır.
Türkiye'nin bu ayrıntıya duyarlık göstermesi doğaldır.
Gerçi... Dünyanın sonu değildir ve "tarih almak" hedefine erişmek tarihi olaydır, fakat, final ipi de "özürlü" olmamalı.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ermeni meselesini tartışalım
FRANSA durmadan tekere çomak sokuyor! Son ola...
Çetin ALTAN
Sepetçiler Kasrı, Fazıl Say ve müzik dünyaları...
BAZI gazeteci genç dostlar, geçtiğimiz Pazar ...
Melih AŞIK
Zafere hazırlık!
Başbakan Erdoğan, hayli gösterişli çıkışlar y...
Fikret BİLA
Bakan Gül'den AB'ye 4 şart
Ankara, 17 Aralık Zirvesi öncesinde tarihinin...
Hasan CEMAL
Ya herrü, ya merrü!
Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en k...
Güneri CIVAOĞLU
Meteo balonu
Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati i...
Can DÜNDAR
Yeni İstanbul efendisi lazım
Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" içi...
Abbas GÜÇLÜ
Kapkaç, terör, şiddet ve uyuşturucu
AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, ilgi...
Hurşit GÜNEŞ
Gelecek yılın pembe tablosu!
Birkaç kez yazdık. Hayal ile rüya farklıdır. ...
Nail GÜRELİ
Yeniden doğuş
Türkiye'ye özgü "hallerimiz" az değil. "Nedir...
Mehmet Y. YILMAZ
"Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?"
International Herald Tribune gazetesinde yayı...
Faik ÖZTRAK
Bir belirsizlik gideriliyor
Türkiye, yaşadığı önemli bir krizden sonra ba...
Hasan PULUR
"İşler A'dan Z'ye kadar bozuk!"
BİRİ kalkıp Türklerin belirgin kişiliklerini ...
Meral TAMER
Padişah Tayyip Bey'in doğum günü!
Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Takeo Yoshi...
Ece TEMELKURAN
Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık
Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kal...
Yaman TÖRÜNER
Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasarısı
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İpotekli Konut...
Osman ULAGAY
Küresel pokerde 17 Aralık partisi
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşm...
Güngör URAS
IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz)
AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım ...
Serpil YILMAZ
Demir çelik sektörünün davetsiz misafiri: Evcil
Nakit akış hızı yüksek olan demir çelik sektö...
M. Ali BİRAND
Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim
Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine sesle...

© 2004 Milliyet