Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yeni İstanbul efendisi lazım

Gençliğinin İstanbul'unu özlemle anan Erdoğan, o günleri, "Çamur içinde oynardık, komşumuz bizi alıp yıkar, sokağa bırakırdı. Böyle bir dayanışma vardı" diye anlattı

BAŞBAKAN GENÇLİK YILLARINI ANLATTI - 2
Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" için yaptığımız, bir saat süren söyleşimizde çocukluğunun ve gençliğinin İstanbul'unu biraz da özlemle anlattı. Bu arada İstanbul'un çehresini değiştirenlerden dert yanarken, üstlerine gittiğinde annesini bile devreye soktuklarından yakındı.
İşte Başbakan'ın ağzından "eski İstanbul":

Zavallı annem
Gençliğinizin İstanbul'uyla bugünkünü kıyaslarsanız...
- Bir defa çocukluğumda çarpık yapılaşma yoktu. Mesela bizim oturduğumuz Kasımpaşa, aslında paşaların, subayların oturduğu bir yerdi. Evlerimizin hemen üst kısmında dut bahçeleri vardı. Biz oralarda oynar, koşturur, bahçelerden dut yerdik. Tabii zaman zaman o bahçelerin sahipleri bizi kovalardı, yakaladıkları zaman da döverlerdi.
Şimdiki Memorial Hastanesi'nin hemen altında Baruthane'miz vardı. Piyale Paşa Bulvarı'nın oradan Dolmazdere akardı. Orada Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'ndan denizciler, subayıyla, astsubayıyla, eratıyla gelir atış talimi yapardı. Biz onları uzaktan izlerdik. Düşünün, o bölgeler ne kadar boştu ki, atış talimi yapılıyordu. Şimdi oralarda böyle bir devrin geçtiğini anlayamazsınız.
Bugün Çırağan'ın olduğu yer o zaman Şeref Stadı'ydı. Toplar bazen denize kaçardı. Zımpara gibi toprağı vardı oranın; düştün mü, tüm derin sıyrılır giderdi. Ondan sonra 10-15 gün sargı bezleriyle uğraş dur; zavallı annem neler çekti.
Ayrıca orada dikili taşlar vardı. Hepsi tarihi değeri olan nakış gibi işlenmiş nişan taşlarıydı. Bunlar maalesef şu an kayıptır. Niçin? Çünkü bunların olduğu yer Fatih Sultan Vakfiyesi'ydi. Bu vakfiyeye ait olduğu halde, buraları daha sonra maalesef işgal edildi. Evler yapıldı. Vakıf kültürü de ne yazık ki kayboldu. Ve orada bir transformasyon yaşandı. Şimdi biz bunu aslına döndürmek istiyoruz.

İnsan ilişkileri açısından neler fark etti?
- İstanbul'un kendine has bir özelliği vardı. Herkes, "İstanbul efendisi"ni arıyordu. Şimdi mesela eski Kadıköylüleri, Üsküdarlıları dinlerseniz hep onu anlatırlar size... Bize de büyüklerimiz hep bunu anlatırdı. Şimdi o "İstanbul efendileri"ni arıyoruz. Yeni yeni İstanbul efendileri üretmemiz lazım. Onun için eğitim sistemimize, medyamıza çok önemli görevler düşüyor.
Bugün aynı apartmanda olanlar birbirini tanımıyor. O zaman semtte birbirimizi tanırdık. Yani o derece bir sıcaklık, yardımlaşma, paylaşım söz konusuydu.

Sevgi sonsuzdu
Mesela biz çocukken şimdiki gibi asfalt sokaklar filan yoktu, her taraf çamur... Çocuksunuz, çamura batıyorsunuz, sokakta kirlensek karşı komşumuz bizi alır, yıkar, temizler, sonra tekrar sokağa bırakırdı. Benim annem karşı komşumuzun çocuğunu alır, yıkar, temizlerdi. Böyle bir dayanışma vardı. Sevgi, sonsuz denilecek noktadaydı. İETT'de, takımda, gençlik kollarında bu dayanışmayı yaşadık. Maalesef şimdi onları görememenin hüznünü yaşıyoruz. Bunu yeniden kazanmamız, özellikle Türk toplumunun muhafazakârlığı açısından çok önemli. Batı, bu noktada bana göre çok ciddi kayıpta... Ama bizim bu kaybın içerisinde olmamamız gerekir. Yoksa zaman, bize de bunun bedelini ödetebilir.

Başkan'ı kandıran moda devi kim?
"Burada ismini vermek istemiyorum; İstanbul'un, Türkiye'nin çok saygın konfeksiyon devlerinden biri, bir sorumluluk mevkiindeydi; bir gün bana geldi, "Başkan, Beyoğlu'yla ilgili benden ne istiyorsun?" dedi. "Önce şu bulunduğun binanı aslına uygun hale getir" dedim. "Emrin olur" dedi. 3-4 ay sonra da bana hakikaten nefis bir proje çalışması getirdi. Onu uygulamış olsa, şu andaki halinden çok daha güzel olacaktı. Onu yapmadığı gibi, binaya bir modern mimariyle cam giydirdi. Bina, şu anki haliyle orada bas bas bağırıyor, "Ben buyum" diye. Tabii üzüldüm. O arada hapse girdim, takip edemedim. Girmemiş olsaydım takip ederdim.
Maalesef o hassasiyet yok."

Beyoğlu'nda nerelere giderdi?
"Doğrusu benim Beyoğlu'nun eğlence hayatında hiç yerim olmadı. Oralara pek fazla takılmazdım. Sadece zaman zaman top oynadığımız arkadaşlarımızla Tepebaşı Gazinosu'na gidip dönemin bazı sanatçılarını dinleme fırsatımız olurdu. Tabii oranın sesi de karşı yamaçta, bizim evden duyulurdu. Safiye Filiz, Rana-Selçuk Alagöz, Berkant filan söylerlerdi. Ama şimdi orası yıkıldı. Otopark yapıldı. Gece kulüplerine uğrama gibi bir alışkanlığım olmadı. Markiz'e, Beyoğlu Saray'a giderdik. Yine Beyoğlu'nda tam Ağa Camii Sokağı'nda Salih Lokantası vardı. Şimdi Hacı Abdullah oldu. Giyim kuşam almaya da uğrardık. Yani İstiklal Caddesi'ne yabancı değildik."

'Yahu biz ne yaptık?'
Başbakan'a göre, 12 Eylül'den önceki 4 yılda, olayların içinde olanlar bugün başlıktaki soruyu kendilerine soruyor. Erdoğan, "Siyasete şimdi gelenler yukarıdan geliyor" diyor
İETT'de çalışırken bir yandan da gençlik kollarında siyaset yapıyordunuz. İETT deneyiminin siyasetteki tırmanışınıza katkısı oldu mu?
- Dikkat ederseniz Türkiye'de böyle gençlik kollarından itibaren, ilçe gençlik kollarından tırmanıp il gençlik kolları, ondan sonra ilçe yönetim, il yönetim kurulu başkanlığı merdivenlerini böyle teker teker çıkıp da gelen siyasi lider hiç yok gibi. Üstelik siyaset şimdiki gibi lüks değildi. Farklı bir çilesi vardı o dönem siyasetin... Hatırlıyorsunuz işte o duvarların yazıldığı, afişlerin asıldığı günler. Şimdi gidiyorsun, bir ajansla anlaşıyorsun, bütün işi ajans yürütüyor. Biz bu noktaya dokuna dokuna geldik. Gelenlerin hepsi yukarıdan geliyor. Hemen partisini kuruyor veya bir yerlerden transfer olup genel başkan oluyor. Bilemiyorum Deniz (Baykal) Bey'in geçmişinde gençlik kolu falan var mı?

Sokaklarda çatışma vardı. Siz ise hem bir kamu kuruluşunda çalışıyordunuz hem siyasetin içindeydiniz. Nasıl oluyordu bu?
- 12 Eylül'e yaklaşacağımız o son 4 yılda Türkiye'de anarşik ortam çok olumsuz gelişmişti. Gün geçmiyordu ki, üniversitelerden çok acımasızca ölüm hadiseleri duymayalım. Bunlar tabii ki, rahatsız ediciydi. İnanıyorum ki o dönemi yaşayanlar bile şimdi, "Yahu biz o zamanlar ne yapıyorduk?" sorusunu kendilerine soruyordur.

'Yıllar sonra duygulandım'
Yıllar sonra o İETT'ye Belediye Başkanı olarak gittiğinizde neler hissettiniz?
- Tabii, çok anlamlı bir ziyaretti ilk İETT'ye gidişim. İETT'nin Tünel'deki binası muhteşem bir binadır. O binadan Boğaz'ın, Marmara'nın muhteşem bir konumu vardır. Tabii oradan aşağı bakmayacaksınız, dik baktığınızda çirkinlikleri görürsünüz, ama şöyle biraz ufki bakarsanız güzellikleri görürsünüz. Tabii oraya gittiğimde çok duygulandım. Çünkü ben İETT'ye girerken ilk muamelemi yapmaya da oraya gitmiştim. Maaşlarımızı da oradan alırdık ve farklı duygularla oradan ayrılırdık. Başkan seçilince orada kendimize bir çalışma ofisi ayırdık, zaman zaman çalışmalarımızı orada yapalım diye. Ama buna fazla fırsat bulamadık.

YARIN: TAKSİM TRAFİĞE KAPATILMALI!

can.dundar@e-kolay.net








Taha AKYOL
Ermeni meselesini tartışalım
FRANSA durmadan tekere çomak sokuyor! Son ola...
Çetin ALTAN
Sepetçiler Kasrı, Fazıl Say ve müzik dünyaları...
BAZI gazeteci genç dostlar, geçtiğimiz Pazar ...
Melih AŞIK
Zafere hazırlık!
Başbakan Erdoğan, hayli gösterişli çıkışlar y...
Fikret BİLA
Bakan Gül'den AB'ye 4 şart
Ankara, 17 Aralık Zirvesi öncesinde tarihinin...
Hasan CEMAL
Ya herrü, ya merrü!
Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en k...
Güneri CIVAOĞLU
Meteo balonu
Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati i...
Can DÜNDAR
Yeni İstanbul efendisi lazım
Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" içi...
Abbas GÜÇLÜ
Kapkaç, terör, şiddet ve uyuşturucu
AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, ilgi...
Hurşit GÜNEŞ
Gelecek yılın pembe tablosu!
Birkaç kez yazdık. Hayal ile rüya farklıdır. ...
Nail GÜRELİ
Yeniden doğuş
Türkiye'ye özgü "hallerimiz" az değil. "Nedir...
Mehmet Y. YILMAZ
"Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?"
International Herald Tribune gazetesinde yayı...
Faik ÖZTRAK
Bir belirsizlik gideriliyor
Türkiye, yaşadığı önemli bir krizden sonra ba...
Hasan PULUR
"İşler A'dan Z'ye kadar bozuk!"
BİRİ kalkıp Türklerin belirgin kişiliklerini ...
Meral TAMER
Padişah Tayyip Bey'in doğum günü!
Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Takeo Yoshi...
Ece TEMELKURAN
Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık
Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kal...
Yaman TÖRÜNER
Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasarısı
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İpotekli Konut...
Osman ULAGAY
Küresel pokerde 17 Aralık partisi
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşm...
Güngör URAS
IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz)
AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım ...
Serpil YILMAZ
Demir çelik sektörünün davetsiz misafiri: Evcil
Nakit akış hızı yüksek olan demir çelik sektö...
M. Ali BİRAND
Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim
Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine sesle...

© 2004 Milliyet