Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?"


International Herald Tribune gazetesinde yayımlanan "Kürt ilanı" ile ilgili ilk izlenimlerimi geçen hafta, ilanın gazetelerde yayımlanmasının ardından yazmıştım..
Aradan geçen günler gösterdi ki, bu "verimli" topraklarda yaşıyorsanız Türk - Kürt fark etmiyor!
Süregelen tartışmanın üslubuna bakınca insan Türkler ile Kürtlerin gerçekten bir elmanın iki yarısı olduklarına daha çok inanıyor..
Leyla Zana ve bazı arkadaşlarının imza attıkları ilan metnindeki talepleri "bugün için yersiz bulmaları"ndan; Ümit Fırat'ın "Leyla güçlü politik formasyona sahip değil. Fotojenik olduğu için ön planda"sından; Kendal Nezan'ın "ilan metnini 15 gün önce hepsi okudu, onayladı"sından; Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil'in "İlan metninin bir bölümü sonradan değiştirilmiş"inden ve hepsinin birden "medya çarpıtıyor"undan söz ediyorum...

Ala Kurda bir tartışma
Bu tür bir "incir çekirdeği" tartışmasının kahramanları hep bildiğimiz siyasi kişilikler olsa normal olarak "Ala Turka bir tartışma daha" derdim ama şimdi buna "Ala Kurda bir tartışma" desem daha mı doğru olur diye düşünüyorum..
Söz konusu ilanın yabancı gazetelerde yayımlanmış olması da ilginç...
Sonuç olarak bir şeyler "talep edenler" Türkiyeli Kürtler.. Bu talepleri dinleyip Kürtlerin hakları - hukukları konusunda bazı davranışlar göstermesi beklenenler ise Türkiyeli Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumları..

Bu ilan kime yönelik?
İlanın, İngilizce olarak üstelik de Paris'te kurulu ve Fransa'nın en azından "sempati desteği" ile ayakta duran Kürt Enstitüsü tarafından yayımlanmış olması, bu durumda bir çelişki gibi görünmüyor mu?
Türkiye'de Kürtlerin bir sorunları varsa, bu sorunlarını duyuracakları "kamuoyu" hangisi olmalıydı? Türkiye kamuoyu mu, yoksa "yabancı"lar mı?
Türkiye, önemli bir politik dönemeçten geçmeye çalışıyor. Bunun için demokrasisini geliştirmek, demokratik kurumlarını güçlendirmek yolunda adımlar atıyor..
"Türkiyeli Kürtler"in böyle bir süreçte olmaları gereken yer neresi?
Türkiye'nin demokrasisini güçlendirmek için çalışanların yanı mı, yoksa Türkiye'nin AB üyeliğini değişik yollarla engellemek için olmadık gerekçeler planlayanların yanı mı?

'Temsile' yetkileri yok
Bir de Türkiyeli Kürtleri kim temsil ediyor sorusu var..
Yanıtını kimsenin kolay kolay veremeyeceği bir soru bu.
Kürtleri kim temsil ediyor? Türkiyeli Kürtlerin tümünü?..
Türkiye'de gelişen demokrasiden memnun olan, anadilde eğitim, yayın olanaklarının gelişmesinden mutlu olan Kürtleri kim temsil ediyor?
İlanda üstü kapalı olarak ifade edilen "özerklik, federatif yapı" gibi talepler gerçekleştiğinde bugünkü yerinden yurdundan, işinden gücünden olacak olanlar ne düşünüyor?
Onların Türkiye'den, kendilerine "Kürt aydını" diyenlerden ve "Türkiyeli Kürtleri temsil ettiğini iddia edenlerden" talepleri nelerdir; bunları kim biliyor?
"Kürt partisi"nin son seçimlerde aldığı oylara bakacak olursak böyle bir temsile yetkili olmadığını da söyleyebiliriz.

Oy oranları ortada
Türkiye'nin yüzde 20 - 25'inin Kürt olduğu söyleniyor ama "Kürt partisi"nin oyları da ittifaklara rağmen yüzde beş civarında!
Türkiye'de eşit vatandaşlar olarak yaşamaktan mutlu olan Kürtler toplanıp bir ilanla düşüncelerini duyurmak isteseler, acaba neler derlerdi?

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ermeni meselesini tartışalım
FRANSA durmadan tekere çomak sokuyor! Son ola...
Çetin ALTAN
Sepetçiler Kasrı, Fazıl Say ve müzik dünyaları...
BAZI gazeteci genç dostlar, geçtiğimiz Pazar ...
Melih AŞIK
Zafere hazırlık!
Başbakan Erdoğan, hayli gösterişli çıkışlar y...
Fikret BİLA
Bakan Gül'den AB'ye 4 şart
Ankara, 17 Aralık Zirvesi öncesinde tarihinin...
Hasan CEMAL
Ya herrü, ya merrü!
Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en k...
Güneri CIVAOĞLU
Meteo balonu
Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati i...
Can DÜNDAR
Yeni İstanbul efendisi lazım
Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" içi...
Abbas GÜÇLÜ
Kapkaç, terör, şiddet ve uyuşturucu
AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, ilgi...
Hurşit GÜNEŞ
Gelecek yılın pembe tablosu!
Birkaç kez yazdık. Hayal ile rüya farklıdır. ...
Nail GÜRELİ
Yeniden doğuş
Türkiye'ye özgü "hallerimiz" az değil. "Nedir...
Mehmet Y. YILMAZ
"Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?"
International Herald Tribune gazetesinde yayı...
Faik ÖZTRAK
Bir belirsizlik gideriliyor
Türkiye, yaşadığı önemli bir krizden sonra ba...
Hasan PULUR
"İşler A'dan Z'ye kadar bozuk!"
BİRİ kalkıp Türklerin belirgin kişiliklerini ...
Meral TAMER
Padişah Tayyip Bey'in doğum günü!
Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Takeo Yoshi...
Ece TEMELKURAN
Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık
Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kal...
Yaman TÖRÜNER
Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasarısı
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İpotekli Konut...
Osman ULAGAY
Küresel pokerde 17 Aralık partisi
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşm...
Güngör URAS
IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz)
AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım ...
Serpil YILMAZ
Demir çelik sektörünün davetsiz misafiri: Evcil
Nakit akış hızı yüksek olan demir çelik sektö...
M. Ali BİRAND
Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim
Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine sesle...

© 2004 Milliyet