Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık


Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kalabalığı hayli asabileşmişti. Adam ortada bir tabureye çıkmış elinde megafon, daha konuşmasına yeni başlamıştı. Ama cık cıklaşmalar, "Bu kadarı da fazla canım" söylenmeleri tedirgin bir uğultu bulutu halini almıştı bile. Oysa konuşmacı arkadaşça bir tondan konuşmaya çalışıyordu. Sesleri bastırmak için avazı çıktığı kadar bağırdı:
"Arkadaşlaaar, Arkadaşlar! Şu nokta çok önemli..."
Beklenti yükselten bir sessizlikten sonra olabilecek en uysal sesle devam etti konuşmacı:
"Bundan sonra kızlarımıza tecavüz etmiyoruuuz!"
""Nee?" diye bağırdı kalabalıktan bir ses:
"Hiç mi?"
Kalabalıkta sorular dolaştı:
"Sadece kendi kızlarımıza mı acaba?"
"Oğlanları söylemedi di mi?"
"Arkadan olunca sayılır mı acaba?"
Konuşmacı tekrar uğultunun arasında kendi sesine bir yer aradı:
"Arkadaşlar, Avrupa ile uyum çerçevesindeeee, karılarımıza ve hiçbir kadına, küçük kızlara, oğlan çocuklarına, hiç kimseye tecavüz etmiyoruz. Elle de yapmıyoruz başka bir şeyle de..."
Derken, önce çekinik, sonra kendine güvenli bir biçimde "Yuhhh!" sesleri yükseldi kalabalıktan. Ortam linç atmosferine doğru akarken, konuşmacı, "Battı balık yan gider" hissiyle, taburenin üzerinde parmak uçlarına kalkarak megafonuyla atıldı:
"Kardeşim sonra biz o kadınları düzelteceğiz diye ne biçim para harcıyoruz biliyor musunuz siz?! Rehabilite olmuyor bir türlü salaklar!"

Erkek eğitimi
Böyle bir sahne yaratabilirdi belki, "erkeklerin toplumsal eğitimi." Böyle acayip sahneler yaşanırdı. Eğer birileri yapmaya, hatta sadece bunu gündeme getirmeye cesaret edebilseydi!
Bunu daha önce de birkaç kez söyledim, yine ve daha net bir biçimde söylüyorum:
Bu ülkede Avrupa Birliği destekli projelerle yıllardır kadınlarla eğitim çalışmaları yapılıyor. Kız çocukları, kadınlar sürekli sivil toplum örgütlerinin, Avrupa Birliği'nin ve devletin ortaklaşa çalışmalarıyla daha "bilinçli" hale getirilmeye çalışıyorlar. Kadınlar daha insan gibi yaşasın diye yapılıyor bunlar. Avrupa'yla daha uyumlu olalım diye. Ama kimse erkeklere eğitim vermeye cesaret edemiyor. Oysa bu ülkede kadınlardan çok, erkeklerin eğitilmeye ihtiyacı var. Kadınlar kendi ayakları üzerinde durabilsin diye yapılan sadece benim bildiğim onlarca proje var. Fakat sonra kendi ayakları üzerinde duran kızların erkekler tarafından, çoğunlukla da kendi ailelerinden erkekler tarafından tecavüze, tacize uğrayarak psikolojik dengelerini yitirdiğini biliyorum. Sadece ben onlarca böyle genç kadın tanıyorum. Projelerin yıllarca uğraştığı kızların bir adam tarafından iki dakikada yok edildiğini... Öyle araştırmalar okuyorum ki artık Türkiye'de başından böyle bir olay geçmemiş bir kız çocuğu, bir kadın var mı, emin değilim. Oğlan çocukları apayrı bir mevzu. Türkiye'de en güçlü tabunun ensest olduğunu biliyorum ve daha uzun bir zaman bu konuda tüm Türkiye'yi kapsayan bir araştırma yapılabileceğini sanmıyorum. Doğrusunu isterseniz ben Avrupa'dan alınacak tarihten ziyade, erkeklerden alınacak "tecavüzün bitim tarihini" merak ediyorum.

Avrupalı erkekler
Türkiye'deki kadınlar çoktan, ama çoktan Avrupalı olmaya hazırlar. Ama erkek egemen ideolojiyle aptallaştırılmış olan erkekler hazır mı, emin değilim. Bu konuda bir sosyal eğitimin nasıl verileceğini -yazının başında da görüldüğü gibi- tahayyül edemiyorum.
Herkes 17 Aralık ve sonrasıyla ilgili bir "beklentiler manzumesi" yazıyor; buyurun ben de yazıyorum:
Kırdakiler başta olmak üzere, varoşlardaki erkeklerin eğitilmesini istiyorum. Avrupa Birliği, Türkiye'yle ilgili uyum projelerine para yatıracaksa, böyle bir projeye yatırsın. Bu devletin de cesareti varsa erkeklerini eğitsin!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Ermeni meselesini tartışalım
FRANSA durmadan tekere çomak sokuyor! Son ola...
Çetin ALTAN
Sepetçiler Kasrı, Fazıl Say ve müzik dünyaları...
BAZI gazeteci genç dostlar, geçtiğimiz Pazar ...
Melih AŞIK
Zafere hazırlık!
Başbakan Erdoğan, hayli gösterişli çıkışlar y...
Fikret BİLA
Bakan Gül'den AB'ye 4 şart
Ankara, 17 Aralık Zirvesi öncesinde tarihinin...
Hasan CEMAL
Ya herrü, ya merrü!
Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en k...
Güneri CIVAOĞLU
Meteo balonu
Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati i...
Can DÜNDAR
Yeni İstanbul efendisi lazım
Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" içi...
Abbas GÜÇLÜ
Kapkaç, terör, şiddet ve uyuşturucu
AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, ilgi...
Hurşit GÜNEŞ
Gelecek yılın pembe tablosu!
Birkaç kez yazdık. Hayal ile rüya farklıdır. ...
Nail GÜRELİ
Yeniden doğuş
Türkiye'ye özgü "hallerimiz" az değil. "Nedir...
Mehmet Y. YILMAZ
"Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?"
International Herald Tribune gazetesinde yayı...
Faik ÖZTRAK
Bir belirsizlik gideriliyor
Türkiye, yaşadığı önemli bir krizden sonra ba...
Hasan PULUR
"İşler A'dan Z'ye kadar bozuk!"
BİRİ kalkıp Türklerin belirgin kişiliklerini ...
Meral TAMER
Padişah Tayyip Bey'in doğum günü!
Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Takeo Yoshi...
Ece TEMELKURAN
Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık
Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kal...
Yaman TÖRÜNER
Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasarısı
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İpotekli Konut...
Osman ULAGAY
Küresel pokerde 17 Aralık partisi
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşm...
Güngör URAS
IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz)
AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım ...
Serpil YILMAZ
Demir çelik sektörünün davetsiz misafiri: Evcil
Nakit akış hızı yüksek olan demir çelik sektö...
M. Ali BİRAND
Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim
Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine sesle...

© 2004 Milliyet