Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Küresel pokerde 17 Aralık partisi


Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşmesinin Avrupa için 60 yıl önceki Normandiya çıkartması kadar önemli olduğunu söyleyen Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in bu saptaması çok yerinde. AB liderlerinin 17 Aralık'ta verecekleri karar Türkiye'nin geleceği için olduğu kadar, hatta belki ondan da fazla, AB'nin geleceği için tayin edici olacak. Türkiye'ye tam üyelik yolunu açacak bir Avrupa, küresel pokerde iddialı olduğunu gösterecek.
Ancak bu olayın küresel oyundaki yerini ve geleceğe dönük önemini kavramayıp, çoğu kez geçmişten miras kalan kaygı ve korkularla Türkiye'nin AB üyeliğini engellemeye çalışanların da hissedilir bir ağırlığı var Avrupa'da. Kendinden beklenmeyen bir performans göstererek, tam üyelik koşullarını yerine getiren Türkiye'yi bıktırmak ve caydırmak için 17 Aralık öncesinde havayı bulandırmaya çalışanlar da bunlar.

AB'nin başarısı
Yaklaşık yarım yüzyıllık bir geçmişi bulunan AB'nin, aşılmaz görünen hangi engelleri aşarak bugüne geldiğini hatırladığımızda, Türkiye'ye karşı yükselen bu "istemezük" seslerinin, AB'nin 17 Aralık'ta tarihi bir dönemeci daha dönmesini engelleme şansının fazla olmadığı sonucuna varabiliriz. 1950'lerde Avrupa Demir ve Çelik Birliği olarak başlayıp önce üye ülkeler arasında bir ortak ticaret alanına ve gümrük birliğine, daha sonra tam bir ekonomik bütünleşmeye doğru giden ve üye sayısı sürekli artarken sonunda siyasal bir boyut da taşıyan "AB" adını alan bu hareketin başarıları arasında öncelikle sayılması gerekenler şunlar:
  • Yüzyıllar boyu birbiriyle savaşan ülkeler ve milletler arasında kalıcı bir barışın ve işbirliğinin sağlanması.
  • Sonunda tek paraya da geçilerek ekonomik entegrasyonda çok ileri bir aşamaya gelinmesi.
  • Portekiz ve İspanya'da (ve daha sonra Yunanistan'da) faşist diktatörlüklerin son kalıntılarının temizlenmesi sonrasında bu ülkelerin demokrasiye geçişinin kolaylaştırılması.
  • Stalinist rejimlerden çıkan Doğu Avrupa ülkelerinin AB'nin içine alınarak demokrasilerinin ve gelişme süreçlerinin konsolide edilmesi.

  • Bütün bu süreçte en fazla dikkat çeken nokta, kendi etrafında bir çekim alanı yaratan AB'nin, oyun kurallarını ve müktesebatını gönüllü olarak kabul etmeyi taahhüt eden ve bu taahhütlerini gerçekleştiren ülkeleri içine alarak etki alanını genişletmesi. AB bu yöntemle, temelde piyasa ekonomisine, çoğulcu demokrasiye ve gönüllü katılıma dayanacak bir küresel düzenin Avrupa çapındaki modelini de oluşturmuş oluyor. Bu model, askeri ve siyasi gücünü kullanarak tek başına hükmedeceği bir küresel düzen oluşturmaya çalışan ABD'nin tasarımına karşı bir seçenek oluşturuyor.

    Türkiye'nin önemi
    Şimdi gelinen noktada AB'nin Türkiye'yi içine alması, küresel düzen için oynanan büyük pokerde çok önemli bir kozu eline geçirmesi anlamına gelecek. Çok kritik bir bölgede, Müslüman nüfusu sahip büyük bir ülke olan Türkiye'nin AB müktesebatına uyum sağlayarak AB'nin bir parçası haline gelmesi, AB'nin küresel düzen seçeneğinin, Ortadoğu'yu ve Avrasya'yı da etkileyecek bir seçenek haline gelmesini sağlayabilecek. AB, bu hamlesiyle ABD karşısında daha avantajlı bir konuma gelebilecek.
    Öte yandan Avrupa, yaşlanan nüfusuyla ve kendini yenilemekte zorlanan ekonomisiyle de taze kana muhtaç. Türkiye bu açıdan da Avrupa için tamamlayıcı olabilecek niteliklere sahip. Stratejik düşünebilen Avrupalılar Türkiye ile bütünleşmeyi savunurken bunu da hesaba katıyorlar.
    Başbakan Erdoğan'ın 11 Eylül sonrasının koşullarını iyi değerlendirerek ve küresel pokeri doğru okuyarak Türkiye'yi bu oyunun önemli bir oyuncusu haline getirme yolunda olduğu söylenebilir. Ancak poker risk alarak oynanan bir oyundur ve oyun büyüdükçe riskler de büyüyebilir.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Ermeni meselesini tartışalım
    FRANSA durmadan tekere çomak sokuyor! Son ola...
    Çetin ALTAN
    Sepetçiler Kasrı, Fazıl Say ve müzik dünyaları...
    BAZI gazeteci genç dostlar, geçtiğimiz Pazar ...
    Melih AŞIK
    Zafere hazırlık!
    Başbakan Erdoğan, hayli gösterişli çıkışlar y...
    Fikret BİLA
    Bakan Gül'den AB'ye 4 şart
    Ankara, 17 Aralık Zirvesi öncesinde tarihinin...
    Hasan CEMAL
    Ya herrü, ya merrü!
    Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en k...
    Güneri CIVAOĞLU
    Meteo balonu
    Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati i...
    Can DÜNDAR
    Yeni İstanbul efendisi lazım
    Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" içi...
    Abbas GÜÇLÜ
    Kapkaç, terör, şiddet ve uyuşturucu
    AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, ilgi...
    Hurşit GÜNEŞ
    Gelecek yılın pembe tablosu!
    Birkaç kez yazdık. Hayal ile rüya farklıdır. ...
    Nail GÜRELİ
    Yeniden doğuş
    Türkiye'ye özgü "hallerimiz" az değil. "Nedir...
    Mehmet Y. YILMAZ
    "Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?"
    International Herald Tribune gazetesinde yayı...
    Faik ÖZTRAK
    Bir belirsizlik gideriliyor
    Türkiye, yaşadığı önemli bir krizden sonra ba...
    Hasan PULUR
    "İşler A'dan Z'ye kadar bozuk!"
    BİRİ kalkıp Türklerin belirgin kişiliklerini ...
    Meral TAMER
    Padişah Tayyip Bey'in doğum günü!
    Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Takeo Yoshi...
    Ece TEMELKURAN
    Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık
    Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kal...
    Yaman TÖRÜNER
    Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasarısı
    Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İpotekli Konut...
    Osman ULAGAY
    Küresel pokerde 17 Aralık partisi
    Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşm...
    Güngör URAS
    IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz)
    AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım ...
    Serpil YILMAZ
    Demir çelik sektörünün davetsiz misafiri: Evcil
    Nakit akış hızı yüksek olan demir çelik sektö...
    M. Ali BİRAND
    Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim
    Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine sesle...

    © 2004 Milliyet