|
 |
|
|
Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim
BRÜKSEL
Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine seslenmek istiyorum.
Önemli bir bölümünün beni okuduğunu biliyorum. Bu yazı Daily News da yayınlandığı için, aldığım e-posta'lara bakarak, çeşitli başkentlerde konuştuğum kişilerden duyduklarımla bu sonuca varıyorum.
Anlatmak istediğim, vermeyi arzuladığım mesaj son derece basit:
Lütfen işi abartmayın. Bu toplumun heyecanını söndürmeyin. Avrupa ile ilişkilere önem verenleri pişman etmeyin.
Bazı şeyler var ki, sakın ola ki yapmayın.
Örneğin, Cuma günü yayınlanacak olan bildiriyi artık mıncıklamayın. İllaki birşeyler sokuşturmaya çalışmayın. Durmadan küçük küçük faturalar çıkartmayın.
Açıkçası, insanı pişman etmeyin.
Sakın bana, "neden bu şekilde davrandığınızı" anlatmayın. Zira kafanızdan nelerin geçtiğini biliyorum. Şu andaki taslak ile kendi kendinizi yeterince tatmin etmiş durumdasınız.
Daha da fazlasını istemeyin.
Üstelik, daha fazla koşul koysanız dahi, Türkiye kararını vermiş durumda. İşine gelmeyenleri kabul etmeyecek. Zira gerçek istediğini de elde etmiş durumda. Kesin bir tarih alacak ve müzakerelerin tam üyelik hedefiyle açılacağı vurgulanacak.
Gerisi laf-u- güzaf...( Boş laf anlamına gelir...)
Eğer sizler bu bildiriye, kenarından köşesinden, ufak tefek laflar sokuşturmaya devam ederseniz, keyifleri kaçırmış olacaksınız. Heyecan kalmayacak.
Tabii amacınız,Türk toplumunun heyecanını kaybettirmek, pes ettirerek işi uzatmak ise, o zaman yapabilirsiniz. Ancak aynı şekilde risklerinizi de arttırıyor olursunuz.
Eğer amacınız Türkiyeyi kaçırtmak değilse, sırf bazı ülkelerin küçük faturalarını veya iç politika oyunlarını tatmin etmek ise, çok yazık.
Cuma günü, sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın da geleceğini değiştirecek bir karar açıklanacak. Bunun içine küçük hesaplar sokulmamalı.
Türkiye kimselerin beklemediği bir çaba gösterdi. Şunun hakkını verin ve destekleyin.
Ağzımızın tadını bozmayın.
Gelin birlikte keyiflenelim. Başarı şarkıları söyleyelim.
* * *
AVRUPA KAMUOYUNDA TÜRKİYE'YE TEPKİ ARTIYOR
İnanılır gibi değil.
Hangi ülkenin hangi gazetesini alsanız, televizyonunu seyretseniz, radyosunu dinleseniz sadece ve sadece Türkiye'nin tam üyeliği konusunda müthiş bir dirençle karşılaşıyorsunuz. İşin garip tarafı bütün yorumlar sanki Türkiye 17 Aralık günü tam üye olacakmış gibi yapılıyor.
Siyasi partiler arka arkaya bildiriler yayınlıyor, dernekler, sivil toplum örgütleri çeşitli gerekçelerle "Türkiye'ye hayır" kampanyasına katılıyorlar. Avrupa çapında yapılan önceki günkü bir anket çarpıcıydı. Fransız, Alman, Avusturya ve İngilizlerin arasında yapılan nabız yoklamasının genelinde %50'nin üzerinde Türkiye'nin katılımının erken olduğu belirtiliyor.
17 Aralık yaklaştıkça AB hükümetleri üzerindeki bu kamuoyu baskısı daha da artacak. Bu açıdan baktığınız zaman özellikle Fransız ve Alman liderlerin ne kadar güç durumda olduklarını anlamak kolaylaşıyor. Bu baskıya rağmen Türkiye'ye müzakere tarihi verebilmek gerçekten cesaret işi. Tabii bizler bu ortamı bire bir paylaşmadığımızdan dolayı gelişmelere uzaktan bakıyoruz ve madalyonun öbür yüzünü yeterince göremiyoruz. 17 Aralık bildirisine neden bazı hoşumuza gitmeyecek cümlelerin sokulmak istendiğini tam anlayamıyoruz. Anlayamayınca da kızıyor, tepki gösteriyoruz. Oysa bir pazarlıkta uzlaşıya varmaktan başka yol yoktur. Bizim istediğimiz net bir tarih almak ise, karşımızdakilerin ihtiyaçlarını da görmezden gelemeyiz.
Biliyorsunuz tek başına tango yapılmaz. İki kişi gerekir. Uluslarararası pazarlıklarda da ancak iki kişi ile sonuç alınır.
Hamasi milliyetçi nutuklar atarak, uluslararası ilişkilerdeki inceliği görmezden gelerek bir yere varılmaz.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Ermeni meselesini tartışalım FRANSA durmadan tekere çomak sokuyor! Son ola... | |  | Çetin ALTAN | | Sepetçiler Kasrı, Fazıl Say ve müzik dünyaları... BAZI gazeteci genç dostlar, geçtiğimiz Pazar ... | |  | Melih AŞIK | | Zafere hazırlık! Başbakan Erdoğan, hayli gösterişli çıkışlar y... | |  | Fikret BİLA | | Bakan Gül'den AB'ye 4 şart Ankara, 17 Aralık Zirvesi öncesinde tarihinin... | |  | Hasan CEMAL | | Ya herrü, ya merrü! Türkiye'yle Avrupa Birliği ilişkilerinde en k... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Meteo balonu Bugün Türkiye saati ile 21.00, Fransa saati i... | |  | Can DÜNDAR | | Yeni İstanbul efendisi lazım Başbakan Tayyip Erdoğan, "İETT belgeseli" içi... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Kapkaç, terör, şiddet ve uyuşturucu AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Özyılmaz, ilgi... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Gelecek yılın pembe tablosu! Birkaç kez yazdık. Hayal ile rüya farklıdır. ... | |  | Nail GÜRELİ | | Yeniden doğuş Türkiye'ye özgü "hallerimiz" az değil. "Nedir... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | "Türkiyeli Kürtler ne istiyorlar?" International Herald Tribune gazetesinde yayı... | |  | Faik ÖZTRAK | | Bir belirsizlik gideriliyor Türkiye, yaşadığı önemli bir krizden sonra ba... | |  | Hasan PULUR | | "İşler A'dan Z'ye kadar bozuk!" BİRİ kalkıp Türklerin belirgin kişiliklerini ... | |  | Meral TAMER | | Padişah Tayyip Bey'in doğum günü! Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Takeo Yoshi... | |  | Ece TEMELKURAN | | Erkekliğin tarihinde kara gün: 17 Aralık Kasabanın meydanında zorla toplanan erkek kal... | |  | Yaman TÖRÜNER | | Sermaye Piyasası Kurulu'nun tasarısı Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), İpotekli Konut... | |  | Osman ULAGAY | | Küresel pokerde 17 Aralık partisi Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşm... | |  | Güngör URAS | | IMF ile anlaşmak iyidir (...ama bizi kurtarmaz) AB'den üyelik müzakereleri için tarih alalım ... | |  | Serpil YILMAZ | | Demir çelik sektörünün davetsiz misafiri: Evcil Nakit akış hızı yüksek olan demir çelik sektö... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Bırakın, şu olayı ağız tadıyla sürdürelim Bu yazımda Avrupa Birliği yetkililerine sesle... | |
|
|