|
 |
|
|
Bakıp görmek uzanıp tutmak
Görüş / Bülent Buda
Bazen; Yıldızları süpürürsün farkında olmadan/ Güneş kucağındadır, bilemezsin/ Bir çocuk gözüne bakar, arkan dönüktür/ Göğsünde kuruludur orkestra, duyamazsın/ Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, alamazsın/ Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
W.Sheakespeare bize bakıp görmeye, uzanıp tutmaya davet ediyor. Yirmilerimde önüme konsaydı eğer bu dizeler, güler geçerdim. Bakıp görmeye, uzanıp tutmaya, olanak bulamamıştık ne de olsa uzun yıllar...
İlk sevdalımdı simsiyah bir futbol topu. Özcan Abimin kucağıma koyduğu bir cumartesi gecesi birlikte sabahladığım. Bir gün bir eşek aldı babam, "Kamyon alır gibi." Bayramyeri Pazarı'ndan karpuz kavun taşıma işine giriştim onunla. Akşamına Damlacık'a dönüp evin önündeki elektrik direğine bağlayıp yemini, suyunu verirdim. Sonra atlardım üstüne birlikte Cicipark'a çıkardık. Ayaklarında giyeceği olmayan, çocukların arasında "Eşekli" olmak kendimce bir ayrıcalıktı o günlerde.
Yaşlandıkca zenginleşmek gibi
Yıllar sonra Gençler Dünya Şampiyonası'nın dönüşünde üstümde kırmızı bir kazak, altımda iyi bir pantalonla Cicipark'a çıktığımda "Hep bir şey söylesem bozar mı" dediğim Münir öğretmenin çilli kızı ilk kez gülümsemişti bana bakarak. 40'ından sonra biraz okur olunca ayırdına vardık uçanın, kaçanın, şimdilerde 60'ımızda oturmuş, kır saçlı halimizle...
Koşamıyoruz artık haliyle, yorgun bacaklarla, yitik sevdaların ardından. Ama yine de yaşam denen öğreticiden edindiklerimizle geç de olsa bakıp görmeyi, uzanıp tutmayı öğrendik sayılır.
Yaşlandıkça zenginleşmek gibi bir şey bu...
O yoksul, genç günlerimin yaşlı eşeğini özleyerek olsa bile...
Farkındayım artık çok şeyin, üstelik mutluyum da...
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|