Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Aralık 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bahse girer misiniz?


TARİHİ karara saatler kala, AB zirvesinden Türkiye'yle ilgili çıkacak karar üzerine bahse girer misiniz?
Soruyu biraz açmak lazım: Mesele sadece AB'nin Türkiye'yle müzakereleri başlatmaya "evet" demesinden ve net bir tarih vermesinden ibaret değil. Bu, diğer koşullarla birlikte, Türkiye'nin de "hayır" demeyeceği bir karar olmalı.
Brüksel'deki zirveden böyle bir mutabakat çıkacak mı, yoksa ipler kopacak mı? Ne dersiniz?
Bana sorarsanız, mutabakat sağlanacağına yüzde 51 şans veriyorum.
Aksi de mümkün tabii. AB'nin getireceği son metne Başbakan Erdoğan'ın "hayır" demesi tamamen ihtimal dışı değil. Bu bakımdan "zirveden anlaşma çıkar" diye iddia etmenin belirli bir risk taşıdığının bilincindeyim.
Ama bunun aksini öne sürmenin -ve hele o yönde bahse girmenin- daha da riskli olacağı kanısındayım. AB'nin Türkiye'nin reddedeceği bir karar suretini dayatmaya çalışacağına, Türk tarafının da hoşlanmadığı bazı ifadeler yüzünden üyelik müzakereleri yolunu açan böyle bir belgeyi reddedeceğine ihtimal vermiyorum...
* * *
DOĞRUSU, ne Türkiye'nin, ne de AB'nin böyle bir lüksü var.
Bu nedenle çıkacak nihai metnin her satırı ve kelimesi üzerinde pazarlıklar bu gece geç saatlere kadar devam edecek ve belki yarına da sarkacak.
Daha önceki deneyimler (örneğin Türkiye'nin aday olarak kabul edildiği 1999 Helsinki zirvesinde olduğu gibi) liderlerin ve onların hazırlık çalışmalarını yürüten diplomatların, bir uzlaşmaya (compromis) varıncaya kadar masada veya kulislerde tartışmalarını sürdürdüklerini gösteriyor.
Bu kez de öyle olacağa benziyor. Görüş ayrılıklarının, diplomatların "kelime cambazlığı" hüneriyle giderilmesine -veya örtülmesine- çalışılacak... Sonunda tarafların kendi kazanç hanesine işleyecekleri veya olumlu gösterecekleri bir sonuç ortaya çıkacak...
Şimdiden bilelim ki, çıkması muhtemel karar metni, mükemmel veya ideal olmayacak. Uzlaşmanın gerektirdiği esneklik veya ödün, her iki tarafta da, hele AB-Türkiye bütünleşmesine sıcak bakmayanlara, bol bol eleştiri fırsatını verecek. Eğer zirvede mutabakat olmazsa, bu çevreler adeta bayram yapacaklar; hatta "hayır" diyen liderleri de alkışlayacaklar!
* * *
AMA yukarıda belirttiğimiz gibi, iki tarafın da böyle bir lüksü yok.
Eğer çıkacak metnin içeriği ve genel havası, Ankara'nın esas istek ve beklentilerine ters düşen ifadeler taşımayacaksa, bunun reddi, Türkiye'ye pahalıya mal olacaktır (tıpkı yıllar önce Yunanistan'la birlikte AB'ye girilmemesi gibi)...
AB'nin içindeki eğilimler de dikkate alınırsa, üyelik müzakereleri için yeni bir fırsat çıkmaması olasılığı da var. Türkiye AB'siz yapamaz mı? Yapabilir tabii. Ama AB ile beraber yürümek çok daha iyi. Unutmayalım ki AB bir vizyon, bir çağdaşlaşma ve dünyayla bütünleşme projesidir. Bunun dış politikadan günlük yaşam kalitesine kadar, ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Amaç, bu olanakları elde etmektir. AB dışında başka opsiyonlar olabilir, ama aynı olanakları sağlamaz...
AB de Türkiye'siz yapabilir. Ama Türkiye'yle daha iyisini yapar. Özellikle AB'nin kendi kimliğinin geliştirilmesi ve kendi dışındaki dünyayla (özellikle İslam âlemiyle) ilişkileri açısından...
İşte nihai kararı belirleyecek olan bu temel öğelerdir. Bu bakımdan taraflar zirvenin fiyaskoyla sonuçlanmasının yol açacağı olumsuzlukları iyi hesaplamak durumundadır.
Biz, liderlerin bu düşünceyle "evet" diyeceklerine, bahse giriyoruz!

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa'nın iki yüzü
MÜTHİŞ bir diplomasi savaşı. Türk heyetinden ...
Çetin ALTAN
Dekor yangını, AB cümbüşü ve Köyceğiz pazarı...
İNSANLARDAKİ, üstü örtülü "korku" tellerini t...
Melih AŞIK
Afganistan'a doğru
Afganistan'da kaçırılan Türk mühendis ölü bul...
Fikret BİLA
Türkiye, Türkiye olmaz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel'e hare...
Hasan CEMAL
Ayrıntıya fazla kafayı takmayın!
Bugün ayrıntılara kafayı takmanın, yan sokakl...
Yılmaz ÇETİNER
Saidi Nursi'nin öğrencisi nasıl olmuştum?
BEDİİÜZZAMAN (Güzel Zaman) Saidi Nursi harap ...
Güneri CIVAOĞLU
Fransız TV'sinde lobi
Fransızlar "EVET... ama" derler, ancak bu kez...
Can DÜNDAR
'Taksim trafiğe kapatılmalı'
Başbakan'la çocukluğundan, gençliğinden "İETT...
Hurşit GÜNEŞ
17 Aralık vuslatı
Türkiye Cumhuriyeti 17 Aralık 2004 tarihini a...
Doğan HEPER
Olmak, ya da olmamak...
Evet, 41 yıl sonra yarın Türkiye AB kapısında...
Sami KOHEN
Bahse girer misiniz?
TARİHİ karara saatler kala, AB zirvesinden Tü...
Mehmet Y. YILMAZ
Erdoğan, son maratonda doğru yolda
"Şu son iki gün kimin yerinde olmak istemezsi...
Meliha OKUR
38 grubun borçları Bebek'e emanet...
Kimi şirket, iflas masasına bırakılmış, kimin...
Hasan PULUR
Geliyor, geliyor! Bizim vergi geliyor...
ESKİLER "Dideler ruşen!" derlermiş, yani gözü...
Derya SAZAK
AP'nin Evet'i
Avrupa Parlamentosu, Türkiye'ye 'tam üyelik' ...
Meral TAMER
Büyü'lü dehşet, denetimsizlik büyüsünü çözer mi?
Büyü filminin galasından televizyon ekranları...
Yaman TÖRÜNER
Balonlar
Balonların içleri hava veya gazla doludur. Ol...
Güngör URAS
Teknoloji savaşında 'oyuncu' olmalıyız
IBM (International Busines Machines) isimli A...
M. Ali BİRAND
Bugün büyük bir kriz yaşanabilir
Bugün öğle saatlerinden itibaren, Brüksel'in ...

© 2004 Milliyet