Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Aralık 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Büyü'lü dehşet, denetimsizlik büyüsünü çözer mi?


Büyü filminin galasından televizyon ekranlarına yansıyan "canlı yayını!" evde dehşet içinde izledik. Suratları is içinde ağlayan ünlüler, diğer salonda kapılar açılamadığı için mahsur kalan arkadaşlarını kurtarmak için çırpınanlar... Yaralı sayısı önce 30 - 35, aradan yarım saat geçtiğinde 85 - 90, kısa bir süre sonra 135! Allah'tan ölen yok.
Mikrofon uzatılanların yarım yamalak anlattıklarından çıkan özet şu: "Mahşeri denecek bir kalabalık G - Mall'un fuayesini doldurmuş. Girişte yürüyen merdivenleri de kapsayacak şekilde devasa bir plastik tünel yapmışlar. İçine hem mumlar, hem meşaleler koymuşlar. Tünel çıkışından salonların önlerine kadar her yeri plastik süslerle doldurmuşlar... Ve meşalelerden biri devrilince yangın çıkmış!"

Her aklına esen...
Yanıcı plastik maddelerle ateşi burun buruna getirip bir dekor hazırlanıyor ve sinema yönetimi de buna izin veriyor! Sorumsuzluğa bakar mısınız? Artık her aklına esen, her türlü saçmalığı yapma cüretini kendinde buluyor. Giderek hiçbir ölçü falan kalmıyor. G - Mall'daki Cinebonus'u işleten Mars Entertainment'ın ortaklarından Muzaffer Yıldırım, "Sinemamı yaktılar" diye isyan etmiş. Dekoru hazırlayanlardan mahkemede hesap soracaklarını söylemiş. Baştan hazırlanan dekoru denetlemek akıllarına gelseydi ya...
Dün sabah gazeteye geldiğimde, Amerika'dan gönderilmiş bir e - posta mesajı buldum. 4 yıldır Amerika'da inşaat mühendisi olarak çalışan 29 yaşındaki okurum Başar Şahin, gece kulüplerinde ve kapalı alanlarda yangın güvenliği konusunu uzun zamandır bana yazmak istiyormuş. Büyü filminin galasında çıkan yangını vesile bilip kaleme - kağıda sarılmış:

Kapasitenin 2 katı
"1 ay önce 3 haftalığına İstanbul'daydım. Tabii ki eski arkadaşlarımla buluşup geceleri dışarı çıktık (Beyoğlu'na). Gittiğim gece kulüplerinde yangın güvenliği önlemlerinin yetersizliği ve kapasitenin üstündeki insan sayısı, beni inanın dehşete düşürdü.
Ben inşaat mühendisiyim. Bu tip gece kulüplerinin inşaatında da bulunduğum için Amerika ve dünya standartlarını biliyorum. Bizim kulüplerimizde - sinemalarımızda - lokantalarımızda ise normal kapasite için bile gerekli güvenlik önlemleri olmadığı gibi, kapasitenin 2 katı insan almakta herhangi bir sakınca görmüyorlar.
Babylon'da Kurban konserini seyrettim, 200 kişi alabilecek yerde belki 500 kişi vardı. Yangın çıkışı tabelası gözüme çarpmadı. Allah korusun bir yangın çıksa... Roxy'e gittim aynı manzara, kapasitenin 2 katı insan alınmış, yangın çıkışı yetersiz. Genç kızınız olduğunu yazılarınızdan biliyorum, ona sorun, o da aynı şeyleri söyleyecektir.
Facia çok yakın! Bu kulüplerin yeteri kadar para kazandığına şüphe yok. Sorun, yeteri kadar denetlenmemeleri. Denetlenseler, eminim önlem alırlar. Bir gece kapalı kalmalarının gelir kaybı, belki tüm güvenlik masraflarından fazladır.

ABD'deki önlemler
Amerika'da alınan önlemler şöyle:
1) Her kulübün / lokantanın girişine kapasitesi yazılır, "Occupancy 150 people" gibi. Bir denetim sırasında içerde bu sayının üstünde insan olursa, "safety hazard" olduğu için anında kapatılır ve boşaltılır. Cezası da 10 bin dolardır.
2) Kulüpler kapasiteyi kontrol etmek için, kapıda elinde sayaç olan bir güvenlik elemanı bulundururlar. Bu kişi girişleri kontrol eder, içerdeki insan sayısını bilir.
3) Her köşede yangın çıkışı vardır ve exit yazılı ışıklı tabelalarla yangın anında ne tarafa gidileceği bilinir.
4) Her köşe başında yangın söndürme cihazı vardır ve personel eğitimlidir."
Bir musibet, bin nasihatten evladır demiş atalarımız. Büyü filminin galasındaki sorumsuzluk, gerek güvenlik önlemlerinin alınması gerekse rüşvetsiz sahici denetime umarız vesile olur.

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa'nın iki yüzü
MÜTHİŞ bir diplomasi savaşı. Türk heyetinden ...
Çetin ALTAN
Dekor yangını, AB cümbüşü ve Köyceğiz pazarı...
İNSANLARDAKİ, üstü örtülü "korku" tellerini t...
Melih AŞIK
Afganistan'a doğru
Afganistan'da kaçırılan Türk mühendis ölü bul...
Fikret BİLA
Türkiye, Türkiye olmaz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel'e hare...
Hasan CEMAL
Ayrıntıya fazla kafayı takmayın!
Bugün ayrıntılara kafayı takmanın, yan sokakl...
Yılmaz ÇETİNER
Saidi Nursi'nin öğrencisi nasıl olmuştum?
BEDİİÜZZAMAN (Güzel Zaman) Saidi Nursi harap ...
Güneri CIVAOĞLU
Fransız TV'sinde lobi
Fransızlar "EVET... ama" derler, ancak bu kez...
Can DÜNDAR
'Taksim trafiğe kapatılmalı'
Başbakan'la çocukluğundan, gençliğinden "İETT...
Hurşit GÜNEŞ
17 Aralık vuslatı
Türkiye Cumhuriyeti 17 Aralık 2004 tarihini a...
Doğan HEPER
Olmak, ya da olmamak...
Evet, 41 yıl sonra yarın Türkiye AB kapısında...
Sami KOHEN
Bahse girer misiniz?
TARİHİ karara saatler kala, AB zirvesinden Tü...
Mehmet Y. YILMAZ
Erdoğan, son maratonda doğru yolda
"Şu son iki gün kimin yerinde olmak istemezsi...
Meliha OKUR
38 grubun borçları Bebek'e emanet...
Kimi şirket, iflas masasına bırakılmış, kimin...
Hasan PULUR
Geliyor, geliyor! Bizim vergi geliyor...
ESKİLER "Dideler ruşen!" derlermiş, yani gözü...
Derya SAZAK
AP'nin Evet'i
Avrupa Parlamentosu, Türkiye'ye 'tam üyelik' ...
Meral TAMER
Büyü'lü dehşet, denetimsizlik büyüsünü çözer mi?
Büyü filminin galasından televizyon ekranları...
Yaman TÖRÜNER
Balonlar
Balonların içleri hava veya gazla doludur. Ol...
Güngör URAS
Teknoloji savaşında 'oyuncu' olmalıyız
IBM (International Busines Machines) isimli A...
M. Ali BİRAND
Bugün büyük bir kriz yaşanabilir
Bugün öğle saatlerinden itibaren, Brüksel'in ...

© 2004 Milliyet