Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Aralık 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Balonlar


Balonların içleri hava veya gazla doludur. Olduklarından çok büyük görünürler. Bir taraflarından bastırırsan, içlerindeki hava veya gaz öbür taraflarına kayar. Şişirilmesi sürdürülen her balon sonunda patlar. Bazen şişirilmeseler bile, dış basınç iç basınçtan fazla olduğunda patlama gerçekleşir. Bu nedenle, uçan balonlar belli bir yüksekliğe ulaşınca patlarlar. Balonları patlatmadan söndürmenin tek şartı, içlerindeki hava veya gazı boşaltmaktır. Hele dış basınç gittikçe artıyorsa, söndürme işlemi zaman geçirmeden yapılmalıdır. Doğal olarak, balonlar ne şişirildiklerinin ne de söndürüldüklerinin farkındadırlar.
İnsanlar arasında da, politikacılar arasında da, şirketler arasında da, ekonomiler içinde de balon olanlar vardır. Bunların bilinçli yönetimlerle zaman zaman havaları veya gazları alınır. Havaları veya gazları alınmayanlar gittikçe şişer ve sonunda patlarlar. Geçtiğimiz dönemde patlayan birçok kişi, politikacı, şirket gördük. Bunlar günbegün şişirilmişlerdi. Ama, şişirildiklerinin pek farkında değillerdi. Uçan balonlar gibi yükseldikçe yükseldiler. Gazla yükselirken, dış basınç da artınca, hep birlikte patladılar.
Bazen, kişiler ve politikacılar patlamaları için yükseltilirler. Bunların yükseklerde patlaması epey eğlenceli olur. Zaten, patlamazlarsa bile, çok yukarıdan düştükleri için parçalanırlar. Genellikle, politikacıların etrafını bir kılıf gibi saran ve onların yanlarına kimseyi yaklaştırmayan yağcılar sayesinde şişme ve yükselme sağlanır. Bu operasyonda, medya da sıklıkla yer alır. Balon parçalandığındaysa, etrafında kimse kalmamıştır.
Ekonomilerde de sık sık balonlarla karşılaşırız. Bazen ekonominin tümü, çoğu zaman da bazı bölümleri balon yapar. Balonu veya balon yapan bölümü zamanında söndüremezseniz veya söndürme yöntemlerini bilmiyorsanız ya da söndürmek için birilerine danışmaya kalkıp vakit geçirirseniz balonunuz patlar. 2001 krizinde Merkez Bankası, balonumuzu böyle patlattı. Patlama öyle büyük oldu ki, şiddetinden birçok bürokratın, köşe yazarının, politikacının ve şirketin balonları da patladı.
Tüm ekonomiyi kapsayan balonun gazının alınmasına, ekonomiyi soğutma denilir. Ekonomilerde, bazen iç ve dış borçlarda, bazen dış ticaret ve cari işlemler dengelerinde, bazen enflasyon ve büyüme oranlarında, bazen faiz hadleri ve döviz kurlarında balonlar oluşur. Bunlar ekonomilerin bir bölümleriyle ilgili balonlardır. Eğer zamanında önlem alınmazsa, ya o bölümdeki balon patlar ve bu patlama ekonominin tümüne zarar verir ya da tüm ekonomiyi patlamaya hazır tek bir balon haline getirir.
2001 yılında bize verilen balon patlayınca, halkımız, arasında para toplayıp, hem yeni bir balon satın almak hem de balonumuzun yöneticilerini değiştirmek zorunda kaldı. Üstelik, yeni balonu satın almak için epeyce de borçlandık. Şimdiki balon da şişiriliyor ama yeni olduğu için daha patlayacak kıvama gelmedi. Ancak, hepimiz biliyoruz ki, kurlarda, iç ve dış borçlarda, cari işlemler dengesinde gittikçe şişen balonlar var. Enflasyon ve büyüme balonlarının bile gazlarının alınması gerekiyor.
Neyse ki, dilimiz yandı da yoğurdu üfleyerek yiyoruz. Avrupa Birliği furyasından sonra, hükümetin ve ekonomiyi yönetenlerin ilk yapacakları iş bu balonların gazını almak olmalı.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa'nın iki yüzü
MÜTHİŞ bir diplomasi savaşı. Türk heyetinden ...
Çetin ALTAN
Dekor yangını, AB cümbüşü ve Köyceğiz pazarı...
İNSANLARDAKİ, üstü örtülü "korku" tellerini t...
Melih AŞIK
Afganistan'a doğru
Afganistan'da kaçırılan Türk mühendis ölü bul...
Fikret BİLA
Türkiye, Türkiye olmaz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel'e hare...
Hasan CEMAL
Ayrıntıya fazla kafayı takmayın!
Bugün ayrıntılara kafayı takmanın, yan sokakl...
Yılmaz ÇETİNER
Saidi Nursi'nin öğrencisi nasıl olmuştum?
BEDİİÜZZAMAN (Güzel Zaman) Saidi Nursi harap ...
Güneri CIVAOĞLU
Fransız TV'sinde lobi
Fransızlar "EVET... ama" derler, ancak bu kez...
Can DÜNDAR
'Taksim trafiğe kapatılmalı'
Başbakan'la çocukluğundan, gençliğinden "İETT...
Hurşit GÜNEŞ
17 Aralık vuslatı
Türkiye Cumhuriyeti 17 Aralık 2004 tarihini a...
Doğan HEPER
Olmak, ya da olmamak...
Evet, 41 yıl sonra yarın Türkiye AB kapısında...
Sami KOHEN
Bahse girer misiniz?
TARİHİ karara saatler kala, AB zirvesinden Tü...
Mehmet Y. YILMAZ
Erdoğan, son maratonda doğru yolda
"Şu son iki gün kimin yerinde olmak istemezsi...
Meliha OKUR
38 grubun borçları Bebek'e emanet...
Kimi şirket, iflas masasına bırakılmış, kimin...
Hasan PULUR
Geliyor, geliyor! Bizim vergi geliyor...
ESKİLER "Dideler ruşen!" derlermiş, yani gözü...
Derya SAZAK
AP'nin Evet'i
Avrupa Parlamentosu, Türkiye'ye 'tam üyelik' ...
Meral TAMER
Büyü'lü dehşet, denetimsizlik büyüsünü çözer mi?
Büyü filminin galasından televizyon ekranları...
Yaman TÖRÜNER
Balonlar
Balonların içleri hava veya gazla doludur. Ol...
Güngör URAS
Teknoloji savaşında 'oyuncu' olmalıyız
IBM (International Busines Machines) isimli A...
M. Ali BİRAND
Bugün büyük bir kriz yaşanabilir
Bugün öğle saatlerinden itibaren, Brüksel'in ...

© 2004 Milliyet