Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Aralık 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Sen çok rezil birisin!"

Eğer birini kışkırtmak istiyorsanız, içinde "r" harfi olan kelimeleri seçin...


Herhangi bir pozisyonda durup bedeninizi tümüyle gevşetin. Saygılı ve içten olun ve mantrayı onurlandırın. 'Ling gvang poo coo, ling gvang poo coo, ling gvang poo cooo, ling gvang poo cooo lütfen bana... (İlişkiniz ya da başka ne istiyorsanız buraya ekleyin) için yardım edebilir misin? Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim' diyerek mantraya duyduğunuz minneti ifade edin."
Bu yazdığım ne mi? Geçenlerde tanıştığım sosyolog bir hanım baş ağrısını nasıl engellediğini anlatırken bir kitaptan bahsetmişti. Sesin etkisini, vücutta yarattığı titreşimleri tedavi için kullanmanın yollarını anlatan bir kitap. Adı "Dört Anahtar" (Klan Yayınları).
Sesin insanlar üzerindeki etkilerine takmıştım bir dönem. Sesle ilgili araştırmaların ne kadar eskilere uzandığını görünce de bayağı etkilenmiştim. Nörolojik bir rahatsızlık olan "Afazi"yi incelemiştim sırf bu yüzden. Bunlar öyle bir doğal algı yeteneğiyle kaynaştı ki, mesela bir insanın adını söylediğinizde, söyleyiş biçiminize, yani ses tonunuza göre o kişiyle nasıl bir ilişkiniz olduğunu ve bu ilişkinin nereye doğru yol alacağını söyleyebilirim. Hatta biraz eğlenmek için bir radyoda sahte bir isimle bu konuda program bile yapmıştım. Tabii bu yüzden sesle ilgili bu kitabı duyunca koştum aldım. Yukarıya yazdığım o sözler benim için bir şey ifade etmiyor ama harflerin dile getirilmesiyle vücutta nerelere etki yaptığını hissetmek oldukça enteresan.
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Yıllardır sese duyduğum ilgi yüzünden müziği çeşitli nedenlerle kullanıp dururum. Kendi üstümde de, başkalarının üstünde de... Mesela Nick Cave'in bir parçası var ki, onu dinledikten sonra benimle ağız dalaşına girmeye kimsenin nefesi yetmez. Ya da Lewis Furey'i dinliyorsam her şeye cevabım "evet"
olur. Mussorsky de tam anlamıyla despotluk derecesinde "dediğim dedik" biri haline getiriyor beni...
Sesin etkisi hakkında birkaç ipucu ister misiniz?
Bir ilişkideki sevgi sözcüklerini düşünün şimdi... Mesela "canım" kelimesi. "Canım" derken şöyle yayarak "canıııııımm" derseniz, bu arada ağzınızı da çocuk gibi büzerseniz, siz bunu der demez karşınızdaki kişi ne kadar ciddi görünse de bir şefkat arayışına giriveriyor, siz yanında olduğunuz için de şefkat isteyerek size göz süzüyor. Bu kelimede asıl etkili olan "m" harfi. Sıcacık bir sahiplenme içeriyor zira.
Ya da sevgilinizin kalbini yumuşatmak için ona "Sen benim lokumum musuuuun?" diye sormayı deneyin bir. Yaramaz bir çocuğun yaramazlığından yakınır gibi söyleyin bunu, gülerek. Lokum gibi yumuşadığını, bir o kadar da şekerleştiğini göreceksiniz. "Lokumum" kelimesinde ise "m" harfinin etkisinden başka, söylenişinde sanki o insan şeker de siz de onu ağzınızda yuvarlıyormuşsunuz gibi bir etki var.
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
"Ses silahı"nı illa ki iyi amaçlar için kullanacak değilsiniz ya! Eğer birini kışkırtmak istiyorsanız, konuşurken içinde "r" harfi olan kelimeleri seçin. "R" harfi vurgu derecenize göre fena halde karşınızdakinde "inat etme" hissi uyandırıyor. Deneyin görün. Mesela "Sen çok rezil birisin!" deyin, "r" harfinin etkisini şipşak göreceksiniz... Olacakların sorumluluğunu kabul etmem ama!
İyi oyunlar herkese...


1 soru 1 cevap
Kadın: Beni seviyorrrr musun?

Erkek: Sevmiyorrrrum işte!

Biraz da istatistik
Benim tercihim...
EvlenmekYüzde 60.26
Birlikte yaşamakYüzde 39.74


Öptüm sizi
Heidi Klum... Biz küçükken çizgi film kahramanı Heidi vardı... Dağlarda koşar oynardı. Dedesi onu çok çok severdi. Keçi peynirini lüpleten bu al yanaklı yağız kızı gördükten sonra, incecik manken Heidi Klum imajını Heidi ismiyle pek de bağdaştıramadık açıkçası. Ama kolay alıştık. Geçtiğimiz günlerde bir haber çıktı gazetelerde: Yatakta başarılı olmanın sırları üzerine öğütleri de içeren kitabı çıkmış Heidi'nin "Body of Knowledge" isminde. Yatakta mutlu olmanın sırlarını anlatırken, sınır tanımayan bir seks ilişkisi öneriyor; banyoda, mutfakta, evin giriş kapısı önünde sevişin diyormuş. Aslında biraz küfürlerimizi incelediğinizde Türk insanının "pozisyon ve içerik" sorunu çekmediğini görürsünüz. Bir gün Türkiye'ye gelse, tribün terörü içinde maç seyretse salıncağıyla sallandığı bulutların üstünden nasıl da yerlere iniverirdi Heidi. Öptük seni Heidi (mutfakta, evin giriş kapısında, banyoda, balkonda değil, öyle yanaktan masumane öptük)...
Güzide Duran'la İlker İnanoğlu da Cola Turka reklamlarında "boy göstermeye" hazırlanıyormuş. Güzide'nin yanında İlker İnanoğlu "Kapın beni kısa boylu kızlar!" diye bağırıyor adeta. O kadar kışkırtıcı ki... Ben olsam kıskançlıktan sevgilimi televizyona filan çıkartmazdım. Ne diye durduk yerde "rekabet ortamı" yaratmak için reklam yapayım ki! Öpeyim de nazar değmesin.

www.ilhanuckan.com

CUMARTESİ
Sanatla buluşmak için son iki gün
"Sustuğum zaman güzel değilim. Konuştuğum zaman güzelleşiyorum"
Rakıyı Mehmet'le şarabı Pierre'le için!
Çirkin ördek kuğuya dönüşünce
"Artık genç kız hayranlarım değil çocuklarım önemli"
Ünlü markaların yeni müşterileri
Kutlamalar kent ışıklarının söndürülmesiyle başladı
"Çocuklardan yardımlaşma ordusu kuracağız"
Yeni yıl için hediyeler
Açık büfe eğlence
Buz gibi bir hafta bizi bekliyor
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Çevrimin açıklaması
En iyi kısa filmciler belirlenecek
Resfest başladı, sakın kaçırmayın!





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet