|
Yalan rüzgârı
İş devlet kaybettiye kadar geldiyse...
Önce tırnak içinde bir yuh !
Sonra stop artık.
Sonrada n'ooooluyoruz yaa...
Hıncal abi yine ters ten girmiş. O bir yerlerden döner de, ama ya hurraaaa diye peşine takılanlar...
Futbol'un Yalan Rüzgarı sanki. Ne başı belli ne sonu. Her hafta senaryoya ek ler yapılıyor, birileri sokuluyor, birileri çıkartılıyor. Oynuyorlar, biz de oynatıyoruz.
Federasyon presidenti de, kulüp presidentleri de, hakemi, emniyeti, valisi, Uluç'u, şusu, busu da, rollerinin hakkını veriyorlar doğrusu.
Ama sıktılar artık...
Can alıcı sahne
Merdivenleri boşaltamazsak sorunu çözemeyiz diyerek sorunun boyundan posundan bi haber olduğunu göstermişti sayın Valimiz hatırlarsınız.
Sonra bir dizi polisiye önlem filan falan...
Hani neredeyse inanmak üzereydik... Ama Allahın işi işte...
3 - 5 gün sonra sayın Valinin, Valisi olduğu şehrin bir salonunda bir basketbol maçı (Fener - Efes) oynandı, merdivenler dolu, bırakın herkesin numarasında oturmasını, hiçbiri oturmadan, bir koltuğun üzerinde 3 - 5 kişi, zıplaya zıplaya 40 dakika geçirdiler. Tam karşılarında Fenerbahçe'yi, İstanbul'u ve Türkiye'yi yönetenler vardı. Ama hiçbiri gıkını çıkarmadı.
Vali aynı Vali, şehir aynı şehir, seyirci aynı seyirci, terör aynı terördü...
Spielberg bile bu kadarını
Efes Pilsen yerine, Fenerbahçenin rakibi Galatasaray olsaydı o gün, sonu da daha öncekiler gibi olacaktı maçın. Bir tanesinde (yine başkanlar bu başkanlardı) basketbolculara, çakı, bıçak atılmış, şeref tribününde yöneticiler tekme yumruk birbirlerine girmiş, taraftarlar salondan çıkartılmıştı.
Galatasaraylılar Filistin'den girip Fenerbahçeli Revivo üstünden İsrail'e bile bulaşmışlar, Fenerbahçeliler Sarı Kırmızı'dan girip bölücü örgüte kadar bile ulaşmışlardı.
İpin ucun öyle bir kaçmıştı ki..
Bir maçta, herkes aynı anda çıldıramayacağına göre... Oynuyorlardı
Senaryoya göre
Fener, Efes Pilsen maçından 3 - 5 gün sonra da, Ali Sami Yen'deki derbide ne olması gerekiyorsa oldu. Canaydın'ı, Yıldırım'ı, Bıçakçı'sı, Emniyet'i, Tribün'ü, hepsine sufle leri verilmişti.
Sayın Vali'nin boşaltmak istediği merdivenler, gelecek hafta boşaltılacak. Sorun buysa bitecek yani. Ama niye gelecek hafta da, geçen hafta değil. Yani sorun gözüktüğünden çok daha büyük. Sorun merdivenlerin, tek sorun olduğunun düşündürülmesi aslında.
Esas Oğlanlar , Sayın Vali'nin karşındaki tribünde değil, kendi oturduğu tribündeler. Yıllardır devletten arsa, arazi, para, af, rant, avanta vs. İsteyerek sırtlarını devlete dayayarak yaşayanlar, bu pisliği de devlete temizletmek istiyorlar hem de hiç utanmadan, sıkılmadan...
Sonra Devlet kaybetti... Ohhhh! ne ala be...
Ercan (Güven), dere yatağına gecekondu yapanların, sel basınca devlet nerde diye bağırmasına benzetiyor bu haykırışları. Fazla söze de gerek yokki...
Mart kedileri
Kendi yazdıkları senaryo ezberlerindeydi. Canaydın'ın sussması, Bıçakçı'nın alo su, Yıldırım'ın maç sonundaki konuşması, Hıncal abi ve gibilerinin devlet kaybetti si, hatta benim bu vıdı vıdılarım, vs...
Ki, Yalan Rüzgarı devam etsin, ratingler yükselsin, Yıldırım'ın maç sonu, maçtan daha ilgi çekiyorsa... Biz Yalan Rüzgarı 'na layığız.
TESYEV'e tam destek
Yavuz (Kocaömer) gibi bir delinin peşine takıldık gidiyoruz vallahi. Rahmetli Sinan abi (Erdem) adına yapılan, Tekerlekli Sandalye basketbol turnuvasındaydık son Pazar.
Pivotu beraber açtık. Yavuz, Necil (Ülgen) ve Ben (Gökberk).
Milliyet'in, Fanatik'in, Posta'nın, Radikal'in, Galatasaray - Fenerbahçe derbisini yorumlayacak tüm yazarları da maç öncesi oradaydı. Bir de galiba Ahmet Çakır...
Yavuz Kocaömer dostumuz, başkanı olduğu TESYEV de (Türkiye Engelliler Spor Yardim ve Egitim Vakfı) bizim bir parçamız.
Ercan (Güven) o günü öyle güzel yazmışki kendi köşesinde, ne yazsam nafile. Bulun o yazıyı bir daha okuyun.
Söz Ercan'a gelmişken, ya da ben sözü Ercan'a getirmişken...
Televizyonlardan kaçan Ercan'ı ilk defa yakalamıştım, bir iki made in Ercan alacaktım ağzından. Hatta anons bile ettim, hani yakınlarından biri arar da bu sefer kaçma Ercan der diye... Yine tüydü.
Necil'e teşekkürler. Bize Biz'i bir kere daha hissettirdiği için...
Bir teşekkür de CNN Türk Spor'a ve başındaki Volkan'a.
Galatasaray - Fenerbahçe maçının olduğu günde, bir yayın arabası yaratıp Pivot'u canlandırdığı için...
Ellerinde mouse, kendileri mouse
Ekşi Sözlük'ten
... yazılarındaki (Beni kastederek) kelime oyunlarını, cümle taklalarını Perihan Mağden ile olan arkadaşlığına bağlıyoruz... (Mağden ile merhabam bile yok)
Rumuz: Fare Surat (Seni yalancı fare seni)
Private Sözlük'ten
Fatih Altaylı'nın sınıf arkadaşıdır (Ben) ve üzüm üzüme baka baka kararmıştır.
(Altaylı Galatasaray Lisesi'nde, ben Alman Lisesi'nde okudum ve de hemen hemen 10 yıl farkla)
Rumuz: Kral1905 (Seni yalancı Kral Seni )
Bu iki site, en iyilerinden (Geri kalanları siz düşünün). Çoğu öyle kıvrak, akıllı, esprili bir kalabalık ki, onları tenzih ediyorum tabi. İçlerindeki yalancı fareleri, yalancı kralları inşallah defederler.
BİLGİN'DEN
Eski karım ve bütün eski sevgililerime;
Bu kadını kaça tuttunuz ?
Ne çektirdiysem size, kare siyle, küp üyle çektirdi bana, hâlâ da çektiriyor...
Paranıza yazık,
Geri çekin artık O nu.
Kanınızı yerde bırakmadı, huzur içinde olun.
PİVOT
Basketbolu yazanlar, yorumlayanlar, seçim öncesinde ne düşünüyor ?
Pazar 15.10
CNN TURK
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|