|
 |
|
|
Federasyonculuk oyunu
Futbolda yaşananların son zaman fotoğrafları hiç de iç açıcı değil... Tribün terörü adına yapılan toplantılar... Alınan kararlar ve aldığı kararları oturup seyreden ve de kılını kıpırdatmayan sorumlu - SORUMSUZLAR... Bütün bu iç karartıcı durumu düşünüyorum da galiba bizler, yani özerklik adına kelle verenler grubu geçmişte hata yaptık bir yerlerde.
Sahir Gürkan - Sabahattin Erman - Yılmaz Tokatlı Paşa - Kemal Ulusu kardeşlerimiz ve kurullarında bulunan nice değerli isimler, bir şeyi ideal edinmiştik kendimize: ÖZERKLİK... Ama şimdilerde bakıyoruz da, SEVGİ - SAYGI - BİLGİ ve DİSİPLİN'e dayalı hizmet yıllarımızda bütün tavizsiz federasyon kararları bizlerin zamanında uygulanmıştır bu ülkede... Yabancı teknik adam - yabancı futbolcuların bu ülkeyi sarıp sarmalayıp, futbolun ekonomisini vampir gibi sömürdükleri devrelerde onlara DUR deyip, yabancı girişini bir süre kapatan ve yerli hocalığın beklediği kendi teknik adamına saygı devrimini işte bu insanların saygın beraberliğiyle yaratmıştık. Kanaatle şike yapanları bir alt kümeye indirip, şikecileri en ağır şekilde cezalandırma devresi de Sahir başkanın zamanında ve bizlerin de kararlı tutumuyla yerli yerine oturtulabilmiştir... Rahmetli SEBAHATTİN ERMAN hocam, Beden Terbiyesi Genel Müdürü iken bizim kendisine sunduğumuz kurulun istifa dosyasını eline almış ve medya kalabalığının gözlerinin içine baka baka "Bu kurulun istifası benim de ayrılmamı gerektirir" diyerek dosyayı masaya atmış ve makamında bulunan herkesi ağlamaklı hale getirebilmiştir...
Ya YILMAZ TOKATLI paşamla başlayan milli takımların yenilenme devrimi. Türkiye beş yıl boyunca Libya dahil önüne gelene yenilmiş, tek beraberlik yüzü görmemiş ve rakip kalelere bir gol atma becerisi dahi gösterememiştir. İşte böyle bir gerçek enkaza soyunan bizler, milli uğraşları vatan görevi kabullenmiş, ekonomisini de kendi içimizde yaratarak milli takımları yeniden projelendirmek ve rayına oturtmak başarısını da ortaya koymuştuk.
Maziyi bilmeyen geleceği göremez cümlesi Türkiye için söylenmiştir. Yukarıda başlıkları özetlenen gerçeklerin sonrasında bugünlerde ortaya dökülen meseleler bu ülke adına gerçekten acıdır. Özerklik denince biz bu işin ehil ellerden çıkıp oy avcısı ve de futbolu hiç denemeden sadece tribünlerden izlemiş kişilere peşkeş çekileceğini nereden bilebilirdik. Siz genel kurul günlerinde kırk yerden gelen baskılara boyun eğecek, liste yapacaksınız ve sonra bu hiç tanımadığınız kişilerle federasyonculuk oyunu oynayacaksınız. Yahu böyle oluşan bir kuruldan hangi fikir birliğini, ne disiplini bekleyebilirsiniz ki? Hele MHK ayrı telden çalan bir başkan ve kadro ile yönetiliyorsa, siz düşünce bütünlüğünü - disiplini ve de kararlılığı nasıl sağlarsınız ki? Bu kaos devam edecektir maalesef beyler. Çünkü kişilikli ve adil başkan adaylarına asla açık olmayan bir ortamda genel kurullar yapılmakta ve sıkı pazarlıklar sonrası suya sabuna dokunmayan tipler de ön plana itilip, BAŞKAN koltuğuna oturtulmaktadırlar. Yasanın yeniden ele alınması için olayların daha da vahim hale gelmesinden korkarım... Bilirsiniz bizde yumurta kapıya dayanmadan bazı şeyler fark edilemez.
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|