|
 |
|
|
17 Aralık sabahı akla gelen riskler
Bugün Türkiye'nin AB yolculuğunda önemli bir dönemece geliyoruz. Komisyon ve Avrupa Parlamentosu kararlarına baktığımızda Türkiye'ye tam üyeliğe gidecek müzakerelere başlamak için bir tarih verilmesi oldukça kolaylaşmış gözüküyor.
Ancak bu kararda yer alabilecek bazı koşulların Türkiye'yi masadan kalkmaya zorlayabileceği de anlaşılıyor. Bu koşulların başında da müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde Türkiye'nin durumunun şimdiden tespiti ve Kıbrıs'ın tanınması geliyor. Bu zorlu pazarlık bugün resmen başlayan liderler zirvesinin son dakikalarına kadar sürecek gibi görünüyor.
Netice ne olursa olsun, bunun ekonomiye bazı yansımaları olması beklenmektedir. Bunun boyutlarını AB ile ilgili beklentilere bağlı olarak hem iç hem de dış yatırımcıların ekonomide aldıkları pozisyonlar belirleyecektir. Bir başka ifadeyle mali piyasalarda fiyatlar, yatırımcıların AB'den sorunsuz bir müzakere tarihi alınacağına dair beklentileriyle, olması gereken temel değerlerini ne kadar aşmışsa dalgalanmanın boyutu da o kadar yüksek olacaktır.
Köpük aşırı değil
Gerçekten de son bir buçuk yılda Türk mali piyasalarında fiyatlar önemli ölçüde artmıştır. Ama bunu tek başına AB ile ilgili beklentilere bağlamak çok güçtür. Çünkü bu dönemde bize benzeyen diğer yükselen piyasa ekonomilerinde de benzer gelişmeler olmaktadır. Türk menkul kıymetlerinin değerlerinde gözlenen eğilim, bu ülkelerden çok da farklı değildir. Bu durum uluslararası likidite bolluğuna bağlı olarak yatırımcıların risk iştahındaki artışa bağlı küresel bir eğilimi yansıtmaktadır. ABD'deki faizlerin oldukça tedrici bir şekilde yükseltilmesine bağlı olarak bu iştahta çok radikal bir değişme gözlenmemektedir. Bu nedenle de Türkiye'nin AB ye üyelik sürecine bağlı olarak fiyatlarda oluşan köpüğün çok da aşırı olmadığını söylemek mümkündür.
Bu nedenle bugün sonucun beklendiği gibi olmamasının piyasalar üzerinde doğrudan etkisinin sınırlı olacağını söylemek mümkündür. Risk, burada başlayacak sınırlı bir düzeltme hareketinin iktisadi temelleri olmayan bir paniğe dönüşerek dalga boyunu yükseltmesidir. Ancak burada da öncelikle Türkiye'nin 2000 yılından bu yana gerçekleştirdiği reformlara bağlı olarak sağlanan oyun kurallarındaki değişiklikler devreye girecektir. Dalgalı kur, TCMB'nin nihai borç verici fonksiyonunu kullanmakta serbest olması, bankacılık sektörünün artan gücü ve kamu bankalarının dengelerinin sağlıklılığı böyle bir hareketin oldukça sınırlı kalmasını sağlayacaktır. Diğer taraftan makroekonomik dengeler oldukça güçlüdür ve bu disiplinden vazgeçilmeyeceğini gösteren IMF ile bir anlaşma çerçevesi mevcuttur. Bu nedenle de uluslararası sermayenin Türkiye'ye yatırım iştahındaki bir azalma geçici olacaktır. Hatta kurda makul bir düzeltme hareketi rekabet gücü üzerindeki baskıyı dengeleyerek dış dengenin sağlanmasını kolaylaştırabilecektir.
Zorlu döneme hazırlık
Bence esas düşünmemiz gereken olumlu bir kararın ertesidir. Bunun piyasalarda yol açacağı köpüğün yaratacağı kırılganlık, yönetimde ortaya çıkabilecek rehavet ve tarama süreciyle başlayacak, alışmadığımız zorlu bir döneme hazırlık seviyemiz temel sorunlar olacaktır.
Bugün AB'ye yeni katılan ülkelere baktığımızda büyümenin önemli ölçüde emek verimliliğindeki artışlara bağlı kaldığını görüyoruz. Bu ülkelerde çalışma çağındaki nüfusun önemli bir kısmı işgücü piyasasından çıkmış. Bu ülkeler bu işgücünü yeniden çalışma yaşamına çekebildikleri ölçüde büyümelerini artırabilirler. Ancak bunu gerçekleştirmekte zorlanıyorlar. Bunun temel nedeni de uyum sürecinde kullanılan yöntemlerde yapılan hatalar.
Bizde kriz sonrasında makro istikrar haklı olarak ön plana çıktı. İstikrar sağlandıkça da bu iş aleminin ve tüketicilerin bozulan beklentilerini düzelterek büyümeyi sağladı. Tabii ki makro ekonomik istikrar sürdürülebilir büyümenin olmazsa olmaz koşulu ama uzun dönemde yeterli değil. Önümüzdeki dönemde büyümenin kaynaklarını, rekabet gücünü, emek piyasasının esnekliğini, AB ile uyum için yapılacak düzenlemelerin istihdam ve büyüme üzerindeki etkilerini yoğun bir biçimde tartışmamız, bu konuda ülke koşullarını dikkate alarak yıkmadan yapabilecek çözümler üretecek bilgi birikimini oluşturmamız gerekiyor. Bunu gerçekleştirememenin gelecekte yaratacağı riskler çok daha yüksek.
foztrak@yahoo.com
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Erdoğan: Biz hızlı gideriz BAŞBAKAN Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, dün... | |  | Çetin ALTAN | | Dananın kuyruğu, zenginin buyruğu, çulsuzun yumruğu... POLİTİK laklakiyat öylesine bir abandı ki, Tü... | |  | Melih AŞIK | | Hikmet Çetin'den... Afganistan'daki gelişmelere ilişkin dünkü yaz... | |  | Fikret BİLA | | Doğrultu... Brüksel'de diplomasinin bütün incelikleriyle ... | |  | Hasan CEMAL | | Bugün 17 Aralık! Conrad Oteli, İmparatorluk Salonu. 16 Aralık ... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | En uzun gece Başbakan Erdoğan, dün geç saatlerde milletvek... | |  | Can DÜNDAR | | Merhaba Avrupa! Biz geldik!.. Havaalanında son gümrük muayenesini yapan pol... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Esra hâlâ okullu olamadı! Türkiye AB'li olmaya olacak. Bu iyice netleşt... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Kaç yıl sonra AB'ye tam üye olacağız? Türkiye artık Avrupa'nın yedeğine alınıyor. T... | |  | Sami KOHEN | | En uzun gün... Ve gece ÜNLÜ Hollywood filminin başlığından esinlener... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | Geceliklerin esası kısalıktır! BRÜKSEL - Bir tarihi dönüm noktasına tanıklık... | |  | Faik ÖZTRAK | | 17 Aralık sabahı akla gelen riskler Bugün Türkiye'nin AB yolculuğunda önemli bir ... | |  | Derya SAZAK | | Son dönemeç Türkiye-AB müzakereleri öncesinde artık 'son ... | |  | Meral TAMER | | AB'nin geleceği, Türkiye'nin ise geçmişi masada... 2 gün önce Google'a Turkey + EU diye yazdığım... | |  | Güngör URAS | | 'Evet' dönüşü olmayan bir yol Biz, kendi önemimizi ve değerlerimizi (Türkiy... | |  | Serpil YILMAZ | | AB ile Güneydoğu'nun buluşması Avrupa'nın siyasal malzeme aktörü Güneydoğu, ... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Bize, tarih ve tam üyelik sözü yeter... Bu yazıyı okuduğunuz sıralarda büyük olasılık... | |
|
|