Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Aralık 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
AB'nin geleceği, Türkiye'nin ise geçmişi masada...

2 gün önce Google'a Turkey + EU diye yazdığımda karşıma 5 milyon 410 bin adet İngilizce referans çıkmıştı. Bu satırları yazdığım 16 aralık sabah 10.00 itibariyle yeniden Turkey + EU diye girdim, referans sayısı 6 milyon 160 bine yükselmişti. 48 saatte 750 bin yeni haber, yorum, rapor...
Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, AB İlerleme Raporu'nun açıklandığı 6 Ekim öncesinde benzeri bir tarama yaptığında sadece 2,5 milyon referansla karşılaşmıştı. Üstelik bu 2,5 milyon referansın 1 milyonu, ağustos 2004 ve sonrasına aitti. Yine Eczacıbaşı'nın taramasına göre Türkiye - AB ilişkilerinin konu edildiği referans sayısı 2003 sonuna kadarki dönemde sadece 1 milyonken, 2004 eylül sonu itibariyle 2,5 milyona ulaşmıştı. Bugünse bu sayı 6,1 milyon.
Fazla kafa karıştırdıysam küçük bir özet: Son 11,5 ayda Türkiye ile ilgili tam 5.1 milyon adet haber, yorum, yazı, rapor çıkmış. Sadece İngilizce. Bu 5.1 milyon referansın 3.6 milyonu ise son 2.5 aya ait! Avrupa'nın ana gündem maddesi haline geldiğimizin daha iyi bir göstergesi olabilir mi?

Türkiye faktörü
Avrupa Birliği Türkiye üzerinden en hararetli şekilde kendi geleceğini tartışıyor aslında: AB, dünya güç dengelerinde sadece büyük bir ekonomik güç olarak mı varlığını sürdürecek? Yoksa ekonomik gücünün yanı sıra güçlü bir siyasi aktör de olabilecek mi? Tarihte bugüne kadarki en büyük barış projesi olan Avrupa Birliği; Türkiye'yi de kucakladığında, dev bir silah sanayiine sahip olmadan da dünya politikasına ağırlığını koyabilecek. Düne kadar Türkiye'ye hasmane tutum içindeki Ortadoğu ülkelerinin son dönemde değişen dostane tavrı da, AB'nin gelecek stratejileri belirlenirken ciddi olarak hesaba katılması gereken bir unsur.

İsviçre Schengen'e
Bu arada 11 Eylül ve ABD'nin Irak'ı işgali nedeniyle bozulan dünya dengeleri yeniden şekillenirken, bugüne kadar AB dışında kalmayı yeğlemiş tuzu kuru Avrupa ülkelerinde de bir hareketlenme dikkati çekiyor. Önceki gün gazetede ziyaretime gelen İsviçre'nin yeni Ankara Büyükelçisi Dr. Walter B. Gyger'le sohbet ediyorduk. İsviçre AB üyesi olmadığı halde, neden İtalya, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin ortak vize uygulaması olan Schengen'e katılmaya hazırlanıyor diye sordum. "Fransa, İtalya, Avusturya, Almanya... Dört bir tarafımız AB ülkeleriyle çevrili. Biz ortadayız. Göç politikasında tek bir vize daha uygun. Kaldı ki sadece vizede değil, gelecekte başka alanlarda da AB üyelerinin ortak uygulamalarına katılabiliriz" dedi. AB dışında kalmayı yeğleyen petrol zengini Norveç'in de gelecekte bazı alanlarda AB ülkelerinin ortak politikasına katılması söz konusu.

Tarihle yüzleşme
Büyükelçi Dr. Gyger'in eşi Türk. Dolayısıyla Türkiye'ye ilgisi, ağustos başından beri Ankara'da bulunmasıyla sınırlı değil. Dr. Gyger'le yarınki AB Zirvesi'nden Türkiye ile ilgili olarak çıkacak karar üzerine beyin jimnastiği yaparken şu noktada mutabık kaldık: Bu vesileyle Avrupa kendi geleceğini masaya yatırdı. Türkiye ise tarihiyle yüzleşiyor; Kürt'üyle, Ermeni'siyle, Kıbrıs'ıyla kendi geçmişini tartışmaya açıyor... Çıkacak karar, ilk bakışta Türkiye'nin geleceğiyle ilgili görünse de...
Bu satırların yazıldığı öğle saatlerinde Türk hükümeti ile AB ülkeleri devlet ya da hükümet başkanları arasındaki pazarlık hâlâ sürüyordu. Avrupa Parlamentosu'nda "Türkiye'ye evet" oylarının beklenmedik çoğunluğu ve ardından da Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın Türkiye'ye açık destek veren konuşmasıyla moralliydik.
Türkiye'nin ipi göğüsleyeceği anı, nefesimizi tutmuş bekliyoruz. Sadece Türkiye'nin geleceği için değil, Avrupa'nın ve dünyanın da geleceği için...

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Erdoğan: Biz hızlı gideriz
BAŞBAKAN Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, dün...
Çetin ALTAN
Dananın kuyruğu, zenginin buyruğu, çulsuzun yumruğu...
POLİTİK laklakiyat öylesine bir abandı ki, Tü...
Melih AŞIK
Hikmet Çetin'den...
Afganistan'daki gelişmelere ilişkin dünkü yaz...
Fikret BİLA
Doğrultu...
Brüksel'de diplomasinin bütün incelikleriyle ...
Hasan CEMAL
Bugün 17 Aralık!
Conrad Oteli, İmparatorluk Salonu. 16 Aralık ...
Güneri CIVAOĞLU
En uzun gece
Başbakan Erdoğan, dün geç saatlerde milletvek...
Can DÜNDAR
Merhaba Avrupa! Biz geldik!..
Havaalanında son gümrük muayenesini yapan pol...
Abbas GÜÇLÜ
Esra hâlâ okullu olamadı!
Türkiye AB'li olmaya olacak. Bu iyice netleşt...
Hurşit GÜNEŞ
Kaç yıl sonra AB'ye tam üye olacağız?
Türkiye artık Avrupa'nın yedeğine alınıyor. T...
Sami KOHEN
En uzun gün... Ve gece
ÜNLÜ Hollywood filminin başlığından esinlener...
Mehmet Y. YILMAZ
Geceliklerin esası kısalıktır!
BRÜKSEL - Bir tarihi dönüm noktasına tanıklık...
Faik ÖZTRAK
17 Aralık sabahı akla gelen riskler
Bugün Türkiye'nin AB yolculuğunda önemli bir ...
Derya SAZAK
Son dönemeç
Türkiye-AB müzakereleri öncesinde artık 'son ...
Meral TAMER
AB'nin geleceği, Türkiye'nin ise geçmişi masada...
2 gün önce Google'a Turkey + EU diye yazdığım...
Güngör URAS
'Evet' dönüşü olmayan bir yol
Biz, kendi önemimizi ve değerlerimizi (Türkiy...
Serpil YILMAZ
AB ile Güneydoğu'nun buluşması
Avrupa'nın siyasal malzeme aktörü Güneydoğu, ...
M. Ali BİRAND
Bize, tarih ve tam üyelik sözü yeter...
Bu yazıyı okuduğunuz sıralarda büyük olasılık...

© 2004 Milliyet