Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Aralık 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Denktaş: Biz hazırız


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erdoğan'ın Brüksel'de AB yönetimi ve Güney Kıbrıs'ın istediği biçimde protokole imza atmamış olmasından memnun. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'ün, "Çözüm olmadan Rum yönetimini tanımayız, bizim tanıyacağımız, Birleşik Kıbrıs'tır" yönünde açıklama yapmalarını da yeterli güvence olarak görüyor.
Denktaş, Kıbrıs'ta Türk tarafının ortak çözüme ulaşmak, Birleşik Kıbrıs'ı kurmak için görüşmelere hazır olduğunu da vurguluyor.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, dünkü görüşmemizde durumu şöyle değerlendirdi:
"Brüksel'de Sayın Erdoğan ve Sayın Gül'ün imza atmamaları, çözüm olmadan Rum yönetimini tanımayacaklarını açıklamaları çok önemlidir. Kendilerine teşekkür ettim. Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ı olarak Sayın Erdoğan'ın sözü bizim için senettir, güvencedir. Brüksel zirvesinin karar metninde bizim açımızdan tehlikeli unsurlar vardır. Türkiye'nin sergilediği tutum içinde bunları birlikte aşmamız gerecektir. AB'nin Güney Kıbrıs'ı üye almasının ne kadar büyük bir hata olduğu Brüksel'de bir kez daha görülmüştür."

Biz çözüme hazırız
Denktaş, önümüzdeki süreçte Kıbrıs'ta çözüme ulaşmak için Türk tarafının görüşmelere hazır olduğunu da yineleyerek şöyle konuştu:
"Türkiye, ancak Birleşik Kıbrıs'ı tanıyacağını ilan etmiştir. Biz Birleşik Kıbrıs'ın kurulması için çaba gösterdik, gösteriyoruz. Bizim istediğimiz, hakkımızın teslim edildiği bir Birleşik Kıbrıs'tır. Eğer BM Genel Sekreteri Annan çözüm için girişimde bulunursa, biz de katkıda bulunuruz. Tabii bunun için öncelikle müzakerelerin oturacağı zemini yaratmak gerekir. Bu müzakerelerin parametreleri ne olacaktır? Önemli olan budur. Genel Sekreter dolaylı görüşmelerle bunu saptayıp sağlayabilir. O da nedir? Gayet basit: Adada iki egemen halk olduğunu kabul etmek. Kaldı ki iki tarafta ayrı ayrı referandum yapılmış olması aslında bu gerçeğin kabulü ve ilanı anlamı taşımaktadır. Adada iki halk, iki devlet, iki demokrasi olduğunu kabul ederek yola çıkmak gerekir ki bir çözüme ulaşmak mümkün olsun. Ama daha başlangıçta siz adada sadece Rum halkının olduğunu kabul ederek yola çıkarsanız, bir yere varamazsınız."

Gümrük Birliği
Denktaş, Türkiye ve Kıbrıs Türkleri için çözümün adil bir temele dayalı Birleşik Kıbrıs olduğunu vurguladıktan sonra Gümrük Birliği'nin yaygınlaştırılması konusunda da şu değerlendirmeyi yaptı:
"Kalıcı çözüm Birleşik Kıbrıs'ı kurmaktır. Kıbrıs Türkü'nün hakkını yemeden, eşit iki halka, iki devlete dayalı bir yeni çatı devlet kurulabilir. Biz buna her zaman hazırız. Gümrük Birliği'nin Rumlara yaygınlaştırılması için Türkiye'ye baskı yapılıyor. Gümrük Birliği, Kıbrıs'a yaygınlaşacaksa o zaman adanın bütününe yaygınlaşmalıdır. KKTC'yi de kapsamalıdır. Bu yapılırsa, o zaman AB ile KKTC arasında da Gümrük Birliği üzerinde ilişki kurulmuş olur. Birleşik Kıbrıs oluşturulduğunda da sorun zaten kökünden çözülmüş olur. Ama, dediğim gibi, bunun parametreleri çok önemlidir. Çözüm üretilinceye kadarki süreçte Kıbrıs Türkü için garanti anlaşmaları, Türk askerinin varlığı yaşamsal önemdedir. Eşitliğe dayalı zemin kurulursa müzakereler başlar ve bir sonuca ulaşılır. Türkiye'nin üyeliğine kadar AB'nin de Türk-Yunan dengesini gözetmesi gereklidir. Bu nedenle Türkiye üye oluncaya kadar garantiler ve Türk askerinin güvencesi bizim için büyük önem taşımaktadır."
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, 3 Ekim 2005'e kadarki süreçte atılacak adımların Kıbrıs'ı ve Kıbrıs Türkü'nü kurtarma anlamı taşıyacağını, Ankara'nın, "Çözüm olmadan Rum yönetimini tanımam" politikasının bu nedenle anlamlı ve isabetli olduğunu da vurguladı. Denktaş aksi halde Rum yönetimini tanımanın Kıbrıs Türkü'nü Rum egemenliğine terk etmek sonucu doğuracağına dikkat çekti.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika, Fransa, Türkiye
FRANSA hükümeti, dünya TV'lerinde İngilizceni...
Melih AŞIK
Sermayemiz laf...
Devlet yetkililerinin her birinin özel uçağı ...
Fikret BİLA
Denktaş: Biz hazırız
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erd...
Hasan CEMAL
Kaybolan zamanı geri almak!
Bu yakınlarda gördüğüm bir filmde şair, sevgi...
Güneri CIVAOĞLU
Taramak
Yeni TCK'nın 305. maddesi, gerekçesiyle birli...
Can DÜNDAR
Yorgun âşığın izdivacı
İtiraf ediyorum:
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul Üniversitesi'nde seçim 7 Ocak'ta
İstanbul Üniversitesi tarihi günler yaşıyor. ...
Hurşit GÜNEŞ
AB'nin yedeğine alınmak
Dört kol çengi 17 Aralık'tan bu yana AB'den a...
Sami KOHEN
Kolay gelsin!
AB zirvesinden çıkan karar "İyi mi idi, kötü ...
Mehmet Y. YILMAZ
Banka sahipleri ve medya ilişkisi
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, BDDK ta...
Erdoğan SAĞLAM
Düşük gelirliye indirim yok
2004 yılı sonuna kadar geçerli olan gelir ver...
Derya SAZAK
AB muhalefeti
TBMM'de dün Brüksel'deki AB zirvesinin sonuçl...
Meral TAMER
Derviş mi yanılıyor, Yılmaz mı?
Gerek 17 Aralık öncesi, gerekse sonrasında Av...
Güngör URAS
Yatırım, üretim, tüketim için değil, istikrar ve iç borç için "ucuz faiz"
Ayşe Hanım Teyzem soruyor: "Merkez Bankası Ba...
Serpil YILMAZ
41 yıllık sendikacı Baydur gidiyor
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nu...
M. Ali BİRAND
BIRAKIN, ŞU İŞİN TADINI ÇIKARALIM
Artık dayanamayacağım. Eğer bunları söylemezs...

© 2004 Milliyet