Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Aralık 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Taramak


Yeni TCK'nın 305. maddesi, gerekçesiyle birlikte "Kıbrıs'tan Türk askerinin çekilmesi" veya "Ermeni soykırımı iddialarını" suç olarak düzenlemektedir. "Propaganda" gibi - tanımı, sınırı belirsiz bir ölçütle - cezası 3 yıldan 10 yıla kadar hapis...
Ne "Kıbrıs'tan asker çekilmesi" ne "Ermeni soykırımının tanınması" yanlısıyım...
Ama...
AB'den tarih alınmıştır.
Müzakerelerin başlama tarihi olarak 3 Ekim 2005 açıklanmıştır.
Bu 305. madde ve gerekçesinin, Türkiye'nin başını çok ağrıtacağı açık seçik ortada.
Demokratik bir ülkede, bu iki konuyu "tabu" haline getiren ve tartışmayı bile 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına bağlayan TCK 305.madde ve gerekçesiyle, müzakere salonu kapılarının açılması zor...
Zaten AB'den de tepkiler gelmekte.
Türkiye'deki yasaların AB ile uyumunun bir kez daha araştırılacağı 3 Ekim 2005'e kadarki "tarama sürecinde" TCK 305 ve gerekçesi gündeme ağırlıklı olarak gelecektir.

Mahşerin üç atlısı
"Ermeni soykırımı oldu diye kabul edecek ve Kıbrıs'tan da durup dururken asker çekecek değiliz ya, ne var bu maddede?" sorusu akıllara gelebilir.
Bağlantılarından kopuk tek başına bakılırsa, ilk ve sığ yaklaşımla doğru da görünebilir.
Ancak...
Bu madde sanıldığından çok daha önemli...
Şöyle ki:
AB ile müzakerelerin başlaması önünde 3 engel görünmekte.
1 - Kıbrıs
2 - Ermeni soykırımı iddiaları
3 - Kürt sorunu fitilinin ateşlenmesi ve bir patlama yaratılması.
......
İlk iki madde için tüm olası formül arayışları, tartışmalar dolaylı ya da doğrudan 305. madde kapsamına girebilir.
Kamuoyunda tartışılmayan, medyada yoğrulmayan görüş, demokratik bir ülkede nasıl oluşur?
Kıbrıs, Kopenhag kriterlerinde yoktu... Ama bir tür "şart" olarak 17 Aralık belgesine girdi. Adil değil ama hayatın kötü bir gerçeği bu...
Türkiye, 3 Ekim'e 2005'e kadar Ankara Anlaşması'nı - aralarında Kıbrıs'ın da olduğu - 25 üyeye genişleten imzayı atacak.
Bu taahhüt edildi.
Aksi halde, müzakerelerin başlamasını Kıbrıs, "veto" hakkını kullanarak engelleyebilir.
Mazakereler açıldıktan sonra da, Kıbrıs'ı resmen tanımadan, ara formüller, ara gazlarla süreci ilerletmek gerekecektir.
Adada, Annan Planı doğrultusunda bir çözüm sağlanınca elbette resmen tanıma olur...
Fakat...
O aşamaya kadar ara gazlar, ara adımlar devreye konulabilir.
Zaman zaman gündeme gelen "adada asker sayısını kademelerle azaltmak" da bunlardan biri mi?
305. madde kapsamına düşmemek için sorunun cevabında "susma hakkımı" kullanıyorum.
Ne var ki...
Birkaç ay sonra tarama sürecinde bu "zorunlu susma hakkını" anlatmak kolay olmayacak.

Ermeni yasaları
Fransa, Ermeni soykırımını (!) yasalaştırmıştır.
Tarihi araştırmayı, bilimsel çalışmayı gerektiren böyle bir konu yasayla dayatılabilir mi?
Tarih, yasayla yazılabilir mi?
Saçma...
Türkiye ise, "Tarih hafızamızı yenileyelim. Bilim adamları bir araya gelsinler, araştırsınlar. Biz soykırım olmadı görüşündeyiz ama oldu iddiasındakiler gelsinler, bilim adamları tarihin gerçeğini saptasınlar" tezini savunuyor.
Demokratik ve entelektüel yaklaşım da bu olmalıdır.
Ama...
Hem "tartışmak, araştırmak, bilimsel gerçeği saptamak" tezini savunmak, hem de 305. madde ve gerekçesiyle bunun tartışılmasını hapisle cezalandırmak olur mu?
Yasalarında bu saptama(!) olduğu için, Türkiye'nin Fransa engelini aşmak için tek yol haritası, iddiayı, tarihi yorumlamak üzere seçkin bilim adamlarına havale etmektir.
.....
3. sorun olan Kürt fitilini ateşlemek olasılığını bir başka yazıya bırakıyorum.
Türkiye'yi çatışmalara çekerek ve ülkeyi yangın yerine dönüştürerek, AB yol haritasını alevlere atmak hesapları olabilir mi?
5 güvenlik görevlisinin şehit edilmesinde, böyle bir tezgâhın parmak izleri olmasından kaygılıyım.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika, Fransa, Türkiye
FRANSA hükümeti, dünya TV'lerinde İngilizceni...
Melih AŞIK
Sermayemiz laf...
Devlet yetkililerinin her birinin özel uçağı ...
Fikret BİLA
Denktaş: Biz hazırız
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erd...
Hasan CEMAL
Kaybolan zamanı geri almak!
Bu yakınlarda gördüğüm bir filmde şair, sevgi...
Güneri CIVAOĞLU
Taramak
Yeni TCK'nın 305. maddesi, gerekçesiyle birli...
Can DÜNDAR
Yorgun âşığın izdivacı
İtiraf ediyorum:
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul Üniversitesi'nde seçim 7 Ocak'ta
İstanbul Üniversitesi tarihi günler yaşıyor. ...
Hurşit GÜNEŞ
AB'nin yedeğine alınmak
Dört kol çengi 17 Aralık'tan bu yana AB'den a...
Sami KOHEN
Kolay gelsin!
AB zirvesinden çıkan karar "İyi mi idi, kötü ...
Mehmet Y. YILMAZ
Banka sahipleri ve medya ilişkisi
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, BDDK ta...
Erdoğan SAĞLAM
Düşük gelirliye indirim yok
2004 yılı sonuna kadar geçerli olan gelir ver...
Derya SAZAK
AB muhalefeti
TBMM'de dün Brüksel'deki AB zirvesinin sonuçl...
Meral TAMER
Derviş mi yanılıyor, Yılmaz mı?
Gerek 17 Aralık öncesi, gerekse sonrasında Av...
Güngör URAS
Yatırım, üretim, tüketim için değil, istikrar ve iç borç için "ucuz faiz"
Ayşe Hanım Teyzem soruyor: "Merkez Bankası Ba...
Serpil YILMAZ
41 yıllık sendikacı Baydur gidiyor
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nu...
M. Ali BİRAND
BIRAKIN, ŞU İŞİN TADINI ÇIKARALIM
Artık dayanamayacağım. Eğer bunları söylemezs...

© 2004 Milliyet