Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Aralık 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kolay gelsin!


AB zirvesinden çıkan karar "İyi mi idi, kötü mü idi" tartışmasını bir tarafa bırakıp artık ileriye bakalım: Bu kararı en iyi şekilde nasıl değerlendirebiliriz? Uzun müzakere sürecinde ortaya çıkacak engelleri nasıl aşabilir, sıkıntıları nasıl atlatabiliriz?
Evet, şimdi asıl konuşmamız veya daha doğrusu iyice düşünüp planlamamız gereken hususlar bunlar.
* * *
TÜRKİYE 17 Aralık'a kadar uzanan süre içinde çok zorlandı. Bir dizi reformun AB yetkililerini dahi şaşırtan bir hızla gerçekleştirilmesi, elbet kolay olmadı.
Ama önümüzdeki dönemde çıkacak zorluklar hem daha büyük, hem de niteliği farklı. Şimdiye kadar uyum yasalarının hızla çıkarılmasının zorluğunu daha çok hükümet, Meclis, bürokrasi yaşamıştı. Bundan sonraki güçlükler ve sıkıntılar, toplum, hatta birey odaklı olacak. Yani yapılacak değişiklikler, insanlarımızı -topluca veya kişisel olarak- etkileyecek, zaman zaman "acıtacak"...
Buna hazır mıyız? Her şeyden önce, bizi neler beklediğini tam olarak biliyor muyuz? Şimdi 17 Aralık kararının lehindeki veya aleyhindeki argümanları tartışmak yerine, bunlara bakalım ve kendimizi ona göre ayarlamaya başlayalım...
* * *
YENİ dönemde Türkiye'nin karşılaşacağı güçlükleri şöyle özetleyebiliriz:
  • Müzakerelerin 3 Ekim'de başlaması kararı verildi, ama "Kıbrıs ilintisi" nedeniyle bunun o tarihte gerçekleşebileceği kesin değil. Eğer "tanıma" konusunda bir mutabakat sağlanırsa başlayabilir. Ancak bu da kolay olmayacak...
  • Müzakereler başladıktan sonra da bu sürecin nasıl sonuçlanacağı belli değil. Eğer Fransa ve Avusturya gibi başka ülkeler de Türkiye'nin üyeliğini referanduma sunarsa, ret yönünde ciddi riskler yaşanacaktır... Halen, birçok ülkede, halkın geniş bir bölümü Türkiye'nin üyeliğine karşı. Gerçi önümüzde epey zaman (referandumlara kadar en az 10 yıl) var ama Türkiye şimdiden Avrupa'da kamuoyu oluşturmak ve havayı kendi lehine dönüştürmek zorundadır...
  • Müzakereler başladıktan sonra Türkiye, çevreden tarıma, sağlıktan eğitime kadar çeşitli alanlarda AB muktesebatına uymayı amaçlayan yoğun bir çalışmaya girecektir. Bu, toplumu ve kişileri direkt ilgilendiren ve günlük yaşamı etkileyecek olan, büyük bir "dönüşüm"e yol açacaktır. Ancak bu transformasyon köylüden sendikalara, sanayiciden bürokrasiye kadar toplumun çeşitli kesimlerini -ve bireyleri- büyük ödünler vermeye ve sıkıntı yaratan özveride bulunmaya zorlayacaktır.
  • Müzakere sürecinde Kıbrıs'tan Ermeni ve Kürt sorununa kadar birçok mesele gündeme gelecek; bu, Türkiye'yi rahatsız edecek, zaman zaman köşeye sürecektir. Ankara ve Türk kamuoyu buna hazır olmalıdır.

  • Kuşkusuz en acil konu, 3 Ekim ile bağlantılı olması bakımından, Kıbrıs'ın tanınması sorunudur. Türkiye "tanıma"nın ancak sorunun çözümünden sonra mümkün olacağı görüşündedir. Ankara bu amaçla inisiyatifi ele almaya hazırlanıyor. BM'nin devreye girmesi, AB'nin de Rum tarafını yeniden masaya oturmaya zorlaması bekleniyor. Kırk yıllık Kıbrıs sorunu 9 ayda çözüm yoluna girebilir mi? Tekrar denemeye değer; ama garantisi yok tabii...
    Kısacası, 17 Aralık kararının ardından, Türkiye'yi epey zorlayacak bir dönem başlıyor. Avrupa'yla bütünleşmenin ve içeride köklü bir transformasyon gerçekleştirmenin bedeli bu... Hepimize kolay gelsin!

    skohen@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Amerika, Fransa, Türkiye
    FRANSA hükümeti, dünya TV'lerinde İngilizceni...
    Melih AŞIK
    Sermayemiz laf...
    Devlet yetkililerinin her birinin özel uçağı ...
    Fikret BİLA
    Denktaş: Biz hazırız
    KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erd...
    Hasan CEMAL
    Kaybolan zamanı geri almak!
    Bu yakınlarda gördüğüm bir filmde şair, sevgi...
    Güneri CIVAOĞLU
    Taramak
    Yeni TCK'nın 305. maddesi, gerekçesiyle birli...
    Can DÜNDAR
    Yorgun âşığın izdivacı
    İtiraf ediyorum:
    Abbas GÜÇLÜ
    İstanbul Üniversitesi'nde seçim 7 Ocak'ta
    İstanbul Üniversitesi tarihi günler yaşıyor. ...
    Hurşit GÜNEŞ
    AB'nin yedeğine alınmak
    Dört kol çengi 17 Aralık'tan bu yana AB'den a...
    Sami KOHEN
    Kolay gelsin!
    AB zirvesinden çıkan karar "İyi mi idi, kötü ...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Banka sahipleri ve medya ilişkisi
    Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, BDDK ta...
    Erdoğan SAĞLAM
    Düşük gelirliye indirim yok
    2004 yılı sonuna kadar geçerli olan gelir ver...
    Derya SAZAK
    AB muhalefeti
    TBMM'de dün Brüksel'deki AB zirvesinin sonuçl...
    Meral TAMER
    Derviş mi yanılıyor, Yılmaz mı?
    Gerek 17 Aralık öncesi, gerekse sonrasında Av...
    Güngör URAS
    Yatırım, üretim, tüketim için değil, istikrar ve iç borç için "ucuz faiz"
    Ayşe Hanım Teyzem soruyor: "Merkez Bankası Ba...
    Serpil YILMAZ
    41 yıllık sendikacı Baydur gidiyor
    Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nu...
    M. Ali BİRAND
    BIRAKIN, ŞU İŞİN TADINI ÇIKARALIM
    Artık dayanamayacağım. Eğer bunları söylemezs...

    © 2004 Milliyet