Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Aralık 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Banka sahipleri ve medya ilişkisi


Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, BDDK tarafından hazırlanan, "Finansal Hizmetler Yasa Tasarısı Taslağı" ile ilgili görüşlerini açıkladı. Dünkü gazetelerde bu görüşleri yayımlandı.
Hazırlanan metin adı üzerinde "taslak".. Bu nedenle üzerinde bir tartışma yapılacaksa bunu şimdi yapmak gerekir diye düşünüyorum.
Başbakan Yardımcısı Şener, taslakta yer almayan "banka - medya sahipliği ilişkisinin" yeniden gündeme getirileceğini söyledi. (Gerçi Şener dün CNN Türk'e "bu konunun taslakta olmadığını" söyledi.) "Medya sahibi banka patronu olmamalı" diyerek, bunun kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından sakıncalar doğurabileceğini vurguladı.
Bu görüşe bir gazeteci olarak katılıyorum.
Evet, banka sahipleri medya sahibi olmamalı..

Hiçbir alanda...
Ancak burada Başbakan Yardımcısı ile önemli bir konuda ayrıldığımı belirteyim.
Başbakan Yardımcısı, banka sahiplerinin ya da kurumsal olarak bankaların sadece medya sahibi olmalarına karşı çıkıyor.
Benim üzerinde durduğum konu ise daha geniş kapsamlı: Banka sahipleri sadece bankacılık yapmalı. Bankalar sadece kendi işleriyle ilgilenmeli.. Sadece medya alanında değil, başka alanlarda da "iş" yapmamalı..

Hortumculuk
Türkiye çok önemli ekonomik krizler yaşadı.
Yaşadığımız son iki krizin en önemli nedeni, bazı bankacıların ve bankaların, kendi işleri dışındaki işlerle meşgul olmalarıydı.
Başka işlerinde batık duruma düşen banka sahipleri, sahip oldukları bankaların kaynaklarını bu işlere aktarma yoluna gittikleri ve bu nedenle bankalarını da batık duruma getirdikleri için finansal bir krize yol açtılar.
Kamuoyunun "hortumculuk" diye tanımladığı konu budur. Bankaların kaynakları, banka sahiplerinin başka işlerine akıtıldı.

Krizin sonucu..
Evet hiç kuşku yok ki bankaların kaynaklarının bir bölümü banka sahiplerinin özel heveslerine de kullanıldı ama batırılan paranın önemli bir bölümünün batık başka işler için harcandığı gerçeğini unutmamamız gerek.
Batık banka patronlarının birçoğunun aynı zamanda gazete-televizyon sahibi de olmaları finansal krizin bir nedeni değil, sonucudur.
Yani finansal kriz, banka patronları medya sahibi oldukları için çıkmadı.
Tam tersine bazı banka patronları işlerini ve bankalarını batırdıkları ve bir krize doğru sürüklendikleri için medya sahibi olma yolunu seçtiler.
Zannettiler ki, medya sahibi olurlarsa kimse kendilerine dokunamaz, batırdıkları bankalar nedeniyle hesap vermek zorunda kalmazlar.

Hesap tutmadı
Bu hesapları tutmadı. Medya sahibi olmak, batık banka patronlarının hesap vermelerini geciktirse bile batmalarını ve bankalarına el konulmasını önlemeye yetmedi.. Batmaktan kurtulamadıkları gibi ülkeyi bir ekonomik krize sürüklediler..
Dolayısıyla benzeri krizleri önlemenin yolu, banka sahiplerinin bankacılık dışındaki işlere girmelerini önlemektir.
Mevcut bankaların iştiraklerini kısa sürede tasfiye etmeleri mümkün olmadığına göre, yeni yasada bu "tasfiye" için yeterli olabilecek makul bir sürenin kendilerine tanınması da doğal olacaktır.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika, Fransa, Türkiye
FRANSA hükümeti, dünya TV'lerinde İngilizceni...
Melih AŞIK
Sermayemiz laf...
Devlet yetkililerinin her birinin özel uçağı ...
Fikret BİLA
Denktaş: Biz hazırız
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erd...
Hasan CEMAL
Kaybolan zamanı geri almak!
Bu yakınlarda gördüğüm bir filmde şair, sevgi...
Güneri CIVAOĞLU
Taramak
Yeni TCK'nın 305. maddesi, gerekçesiyle birli...
Can DÜNDAR
Yorgun âşığın izdivacı
İtiraf ediyorum:
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul Üniversitesi'nde seçim 7 Ocak'ta
İstanbul Üniversitesi tarihi günler yaşıyor. ...
Hurşit GÜNEŞ
AB'nin yedeğine alınmak
Dört kol çengi 17 Aralık'tan bu yana AB'den a...
Sami KOHEN
Kolay gelsin!
AB zirvesinden çıkan karar "İyi mi idi, kötü ...
Mehmet Y. YILMAZ
Banka sahipleri ve medya ilişkisi
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, BDDK ta...
Erdoğan SAĞLAM
Düşük gelirliye indirim yok
2004 yılı sonuna kadar geçerli olan gelir ver...
Derya SAZAK
AB muhalefeti
TBMM'de dün Brüksel'deki AB zirvesinin sonuçl...
Meral TAMER
Derviş mi yanılıyor, Yılmaz mı?
Gerek 17 Aralık öncesi, gerekse sonrasında Av...
Güngör URAS
Yatırım, üretim, tüketim için değil, istikrar ve iç borç için "ucuz faiz"
Ayşe Hanım Teyzem soruyor: "Merkez Bankası Ba...
Serpil YILMAZ
41 yıllık sendikacı Baydur gidiyor
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nu...
M. Ali BİRAND
BIRAKIN, ŞU İŞİN TADINI ÇIKARALIM
Artık dayanamayacağım. Eğer bunları söylemezs...

© 2004 Milliyet