Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Aralık 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yatırım, üretim, tüketim için değil, istikrar ve iç borç için "ucuz faiz"


Ayşe Hanım Teyzem soruyor: "Merkez Bankası Başkanı, televizyona çıktı. 'Likidite' dedi. 'Açık piyasa' dedi. 'Döviz' dedi. 'Efekt' dedi. 'Para piyasası' dedi. Ben bir şey anlamadım... Başkan'ın söylediklerinden beni etkilen ne var?"
"Ayşe Hanım Teyzeciğim" dedim. "Başkan'ın anlattıklarına göre, (1) Mevduat faizi düşecek. (2) Mevduat faizi gerileyince, kredi faizi de ucuzlayacak. İşadamlarının kullandıkları krediler kadar, tüketici kredileri ve kredi kartı faizleri de biraz ucuzlayacak. (3) Faiz ucuzlaması bono faizine de yansıyacak. Yatırım fonlarının getirileri düşecek.
(4) Anlaşılan dövizdeki ucuzluk devam edecek. Ama daha fazla ucuzlaması istenmiyor. Merkez Bankası dövizin fazla ucuzlamaması için döviz satın alacak. (5) Bankalar döviz hesaplarına zaten düşük faiz veriyor. Döviz bolluğu sonucu döviz mevduatının faizi daha da gerileyebilecek. (6) Merkez Bankası enflasyonun aşağıya çekilmesi politikalarını sürdürecek. Hayat biraz daha ucuzlayacak.
(7) Bunun için, piyasadan parayı çekecek. Piyasada para bollaşamayacak. Piyasanın açılmasını bekleyenler buna üzülecek. (8) Maliye, kamu harcamalarını kısıyor. Merkez Bankası da piyasadan para topluyor. Bu durumda yatırımlarda, üretimde, istihdamda patlama olamaz. (9) Döviz ucuzlayacak ama, şirketler ve insanlar bu dövizi satın almak için Türk lirası bulamayacak. Ucuz dövizi Merkez Bankası satın alarak döviz rezervini artıracak."
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "Döviz, döviz diyorsun. Bu dövizin kaynağı ne? Döviz hesapları mı çözülüyor? İhracat arttı. Döviz oradan mı geliyor?"
Anlatmaya çalıştım. "Teyzeciğim... Merkez Bankası sadece TL basıyor. TL para politikasını sürdürmeye çalışıyor. Ama para politikasına tam olarak hakim olmasını engelleyen gelişmeler var... (1) TL'ye güven artıyor ama, bankalardaki döviz mevduat hesaplarında önemli çözülme yok. Halkımızın tasarruflarının yarısı dövize bağlı olarak bankalarda yatıyor. (2) Hazine'nin iç borç kağıtlarının büyük kısmı döviz veya döviz fiyatına bağlı bonolar. (3) Banka kredilerinin önemli bölümü döviz kredisi. (4) İhracat artışından gelen döviz, döviz harcamalarını karşılayamıyor. Döviz açığı her yıl yurtdışından ülkeye giren dövizle kapatılabiliyor. Merkez Bankası'nın piyasaya sürmek için bastığı Türk lirası (emisyon) 14 katrilyon lira. Yaklaşık 10 milyar dolar. Buna karşılık sadece bir yılda (cari işlemler açığını - döviz açığını kapatmak için) ülkeye giren döviz 12 - 14 milyar dolar...
İşte bu nedenle Merkez Bankası ne kadar doğru politikalar belirlese de, yurtdışından döviz girişi elini zayıflatıyor. Eli zayıflıyor ama bu sayede ülkede döviz sıkıntısı çekilmiyor."
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "Başbakanımız Avrupa Birliği'nden tarih aldı... İşler açılacak, fiyatlar düşecek, benim cebime giren para artacak mı?"
"Ayşe Hanım Teyzeciğim" dedim. "Henüz ortada fol yok, yumurta yok... Yabancılara fazla ümit bağlamayalım. Yatırım için gelecek yabancı olur ama, yabancı yatırımlarında patlama olmaz. Yatırımları gene biz yapacağız. Üretimi gene biz artıracağız. İnsanımıza iş ve aş bulma işi gene bizim işimiz. Başbakanımızın AB'den aldığı tarihin, 2005 yılında sizin hayatınızda bir değişiklik yapmasını beklemeyiniz...
Durumunuzun 2005 yılında daha iyi olacağını beklemeyiniz. Fiyatlardaki düşme devam etsin. Ekonominin bugünkü durumu devam etsin. Bir kaza bela çıkmasın... Yeter... 'Ne kadar köfte, o kadar ekmek.' 'Ne kadar yatırım ve üretim... O kadar refah...' 'Bunu unutmayınız...'" Son söylediklerim Ayşe Hanım Teyzemin hoşuna gitmemiş olmalı ki, soğuk soğuk "Hadi bana eyvallah" diyerek uzaklaştı.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika, Fransa, Türkiye
FRANSA hükümeti, dünya TV'lerinde İngilizceni...
Melih AŞIK
Sermayemiz laf...
Devlet yetkililerinin her birinin özel uçağı ...
Fikret BİLA
Denktaş: Biz hazırız
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erd...
Hasan CEMAL
Kaybolan zamanı geri almak!
Bu yakınlarda gördüğüm bir filmde şair, sevgi...
Güneri CIVAOĞLU
Taramak
Yeni TCK'nın 305. maddesi, gerekçesiyle birli...
Can DÜNDAR
Yorgun âşığın izdivacı
İtiraf ediyorum:
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul Üniversitesi'nde seçim 7 Ocak'ta
İstanbul Üniversitesi tarihi günler yaşıyor. ...
Hurşit GÜNEŞ
AB'nin yedeğine alınmak
Dört kol çengi 17 Aralık'tan bu yana AB'den a...
Sami KOHEN
Kolay gelsin!
AB zirvesinden çıkan karar "İyi mi idi, kötü ...
Mehmet Y. YILMAZ
Banka sahipleri ve medya ilişkisi
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, BDDK ta...
Erdoğan SAĞLAM
Düşük gelirliye indirim yok
2004 yılı sonuna kadar geçerli olan gelir ver...
Derya SAZAK
AB muhalefeti
TBMM'de dün Brüksel'deki AB zirvesinin sonuçl...
Meral TAMER
Derviş mi yanılıyor, Yılmaz mı?
Gerek 17 Aralık öncesi, gerekse sonrasında Av...
Güngör URAS
Yatırım, üretim, tüketim için değil, istikrar ve iç borç için "ucuz faiz"
Ayşe Hanım Teyzem soruyor: "Merkez Bankası Ba...
Serpil YILMAZ
41 yıllık sendikacı Baydur gidiyor
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nu...
M. Ali BİRAND
BIRAKIN, ŞU İŞİN TADINI ÇIKARALIM
Artık dayanamayacağım. Eğer bunları söylemezs...

© 2004 Milliyet