Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Aralık 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ölü balık halleri

Balıklar, rüyalar, uyku, beyin, bilim, yangın, ölüm... Akvaryumların iki milyonluk süs balıkları ölünce ya çöp kutusuna gider ya klozeti boylar da şık restoranların mönüsündeki ölü balıklar başka bir yere mi gider sanki? Kılçığı çöpe, eti önce mideye, sonra bağırsağa, nihayetinde klozete...


Uyumak istiyorum. Uyanır gibi olunca hemen yeniden uyumaya çalışıyorum. Siyah balık öldü ölecek. Can çekişiyor. Ama balık doktoru yok. Var mı? Kalkıp ona bakmam lazım. Doktora değil, balığa... Ama bakıp ne yapacağım? Boş boş! O ölürken karşısına geçip boş boş bakmak istemiyorum. Bugün uyanmasam ben.
Uyandığımda siyah balık ölmüş olsun bari. Onu alıp klozete atayım, sifonu çekeyim. Yoksa çöpe atıp, çöpü kapının önüne mi koyayım?
Ben şimdi uyanmasam. Yarın da uyanmasam. Sonra Luba gelecek. Zahire hanım İsviçre'ye gitti, artık Luba var. Luba bilir ölü balıklara ne yapılacağını. O yapsa, her ne yapacaksa; ben sonra uyansam.
"Bir daha balık istemiyorum" dedi sevgilim. Bilirmiş gibi siyah balığın öleceğini. İki gün önce dedi ki, "Bunlar ölünce artık balık istemiyorum" dedi. Peki.
Rüyasında içi balık dolu kocaman bir akvaryum getirmişim ben eve. Onun kucağına vermişim. Bana sinirlenmiş o zaman. "Çok balık vardı" dedi, "kocaman kocaman, bir sürü... Artık başka balık istemiyorum."
Bige'nin bebek doğurduğunu gördüm rüyamda. Yine.
"Yine mi?" dedim ona.
Sonra telefonda "Rüyamda bebek doğurdun" dedim.
"Yine mi?" dedi.
Hah işte, ben de öyle dedim ona rüyamda.
"Bu akşam kola, çekirdek, kağıt, çocuk yapalım" dedi. Kola içip çekirdek yiyelim, kanasta ve çocuklarla oynayalım manasında.
Bu akşam olmaz. Ben bugün, bir de yarın, Luba gelene kadar uyanmayacağım.
Yoksa kalksam mı? Akvaryumun yanına uğramadan, giyinip evden kaçsam...
Kaçmayacağım. Kalkmayacağım. Uyuyacağım. Uyumak çok faydalı. Zayıflatıyor. Yeterince çok uyursa insan, artık acıkmıyor.
Gazetede okudum. Çok uyuyunca insanlar tokluk bilmemnesi mi salgılıyormuş, açlık bilmemnesi salgılamıyor muymuş? Öyle bir şey. Bakınız, bu sabah ilk uyandığımda açtım biraz. Sonra uyudum, doydum şimdi.
Demek ki bilim doğru söylüyor. Kahvenin selülit yapmadığı da doğrudur belki. Kalkıp kahve içsem mi? Ama aynı bilim sabahları oda sıcaklığında bir bardak su için diyor. Bazen de elma yiyin diyor. Hangisini önce yapacağımızı söylemiyor.
O yüzden kalkamıyorum ben.
Bir de siyah balık yüzünden...
Bir de beynim teta dalgaları yayıyor diye.
Böyle bir araştırma da varmış. Beyin uykuyla uyanıklık arasındaki o yerde teta dalgaları yayıyormuş. Teta yaratıcılıkla ilgiliymiş.
Beynim teta teta, saniyede 5 devirle salınıyor şimdi. Peki hani yaratıcılık? Nerede? Ha?
Bilim bazen yanılıyor.

Ucuz balık, ucuz ölüm
Time dergisi de yine -yine- kapak yapmış uykuyu. Beden değil, beyin ihtiyaç duyuyormuş uykuya. Beyin uykudan acayip yararlar sağlıyormuş. Yalnız bilim adamları bu yararların ne olduğu konusunda uzlaşmaya varamamışlar.
Beyin uyurken bilgileri birleştiriyormuş. Belki de gereksiz bilgileri atıyormuş. Beynin uykuda tam ne yaptığı bilinmiyormuş ama mutlaka önemli bir şeyler yapıyormuş.
Anlaşamamış ki elemanlar, Time'a kapak olmadan önce.
Bir teoriye göre de uyku bazı "gizemli" yöntemlerle piyano çalmak ve bisiklete binmek gibi yeteneklerin gelişmesini sağlıyormuş.
Belki artık uyanmalıyım ben.
Piyanoyla hiç işim olmayacağına ve bisiklete binmeyi bildiğime göre. Ama kalkıp bisiklete binemeyecek oldukta sonra... Bisikletim çalındı, söylemiş miydim? Dağ bisikletiydi. Sarı-siyah.
Siyah balık ölmüş müdür acaba?
Balıklar niye ölür? Niye yavaş yavaş?
Balık doktoru vardır muhakkak. Ama 2 milyonluk balığa bir doktor kaç liraya bakar?
Bu yüzden mi vakitsiz ölür balıklar? 2 milyon liraya satıldıkları için.

Pisi pisine ölmek
Siyah balık ölmüş. Sabah erkenden. Sevgilim söyledi telefonda. Kalktım o zaman. Akvaryumun yanına uğramadan evden kaçtım.
Akşam akvaryumu boşalttım. Akvaryumdan ölümü yıkadım. Ben ölümü yıkarken TV'de yangın çıktı. "Büyü" filminin galasında.
Ünlüler çok şaşkındı. Bunun nasıl olup da onların da başına gelebildiğine şaşırmışlardı. Ölüm karşısında herkesle eşit olmalarına... Yüksel Aytuğ "Pisi pisine ölmek denen şey var. Onu kendime yakıştıramadım" dedi.
Pisi pisine öldü işte siyah balık.
Yangın bitince herkes yine kendi "yerine" döndü. Bir muhabir, kendisi de o yangını, o korkuyu yaşamış ama Azra Akın'ı anlattı televizyonda. Azra Akın dünya güzeli ya, onun da aynı yangına yakalanmasına şaşırmış muhabir. Kendi yüzünün isini unutmuş, Azra Akın'ın yüzünün gözünün isten kapkara olmasına takılmış: "Onu öyle görünce duygulandım" dedi.
Azra Akın ise "Bir şeyleri kabul ettim o an" dedi ertesi gün. "Her gün birçok insan ölüyor. O gün de benim ölüm günüm olabilirdi." Siyah balığın ölüm günü oldu o gün mesela.

* * *

Bu akşam balık mı yesek?
Sahi, balık var mı şimdi taze; kilosu kaça?

manik depresif köşe
Bu kaçıncı balık ölen? Üçüncü. Her seferinde bin tane vicdan azabı. Ölen balıkların arkasından ağlayan hisli sapıklara döneceğim sonunda. Oysa ölü balık severim ben. Şöyle mis gibi kızarmış, tabağıma uzanmış balıkları... Ne anlarım balık bakımından? Bir balık daha kaldı akvaryumda. Bir yas daha... Sonra? No balık, no depresyon!

tubakyol@yahoo.com



CUMARTESİ
"Yangın var çığlıklarını duyunca yapımcının promosyonu zannettim!"
2005'te broşlar, büyük takılar
"Tiyatro gündemde olsa mafyası olur"
Ne alırsan 100'e!
Yeni yıl için hediye seçenekleri
İlk nişan Amiral Nelson'a verildi
Makyajın sihriyle "Ben buradayım" diyeceksiniz
Hayvan takvimiyle burcunuza bakın
Yağışlı ve soğuk bir hafta
Yeni yılda değişim
Çok teşekkür ederim e-postacılar size
Efsanevi üçlü tekrar bir arada





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet