Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Aralık 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tüp taktırıp yağ yakacağım

Aslında 35'e kadar bekleyecektim. Sonra da liposuction'la meseleyi kökten çözecektim. Pratik ruhlu bir kimseyim. Fakat LPG, karboksiterapi, mezoterapi... Ne demek bunlar abi? Derken işte 33 bin bakımına girdim. Kaportayı yenileyeceğim. Bir de LPG taktırdım mı; tamamdır


Hangi mevzuya dalsan, orası derya. Benim daldığım mevzuya da bakar mısınız: Zayıflama. Ne deryası; umman burası! Kime lafını açsam, çağlıyor. Şimdi diyeceksiniz ki, saf mısın? Tonlarca diyet reçetesi, egzersiz programı olduğunu bilmiyor muydun?
Ben de diyeceğim ki, saf mısınız? Bilmez miyim? Ama benim diyetle işim olmaz. Egzersize gelince; ben gelmeyeyim, yerimden bir milim kıpırdayacak değilim.
Dolayısıyla liposuction kıvamına gelmeyi bekliyor, bu esnada yiyor, içiyor, karpuz misali yata yata şişiyordum.
Bir kitapta okumuştum. Birkaç arkadaş kentten, tıkış tıkış ofislerden, yeni araba modellerinden, yarısı obez, diğer yarısı blumik kadınlardan kaçıp çöle yerleşirler.
Kitabın bir bölümünde de çöldeki karavanlarında oturup liposuction geyiği yapıyorlardı. İyi ki çöle gelmişlerdi. Çünkü hastanelerin, kliniklerin attığı yağ torbalarıyla doluydu bütün çöp tenekeleri. Sokak insanları torbaları bulup yemeklik yağ olarak... İğrenç!
Nereden buluyorum da okuyorum ben bu iğrenç şeyler anlatan şahane kitapları. Ruhumda var sapıklık.
Binnur liposuction yaptırdığında "Keşke senden çektikleri yağları getirseydin, bir görseydik" demiş bir kimseyim. Neyse. Benim niyetim 35 yaşında bir 35 bin bakımına girmekti. Ve fakat "Burada dur" dedi Şah -çok güzel isim di mi? Şah geçen yaz "Kilo mu aldın?" dedi. Aldım, ne olacak? "Dikkat et" dedi.
Niye ki? Şah'la arkadaşlığım ne güne duruyor? Kendisi Boğaziçi Tıp Merkezi'nin koordinatörü. Ben şişmanlayıp sarkınca yapacak herhalde bir güzellik. Ona gideceğim, "Çek bana or'dan bir liposuction" diyeceğim.
"Sen biraz boğazına hakim ol, iki adım falan da yürü. Biz de seni LPG'yle toplayalım" dedi. "Tabii düzenli gelmen lazım." Gelmem. Düzenli bir yere gidecek olsam spor salonuna giderim, yüzmeye giderim, sinemaya giderim... Düzenli olarak hastaneye gitmem. Azıcık, birazcık, bir damlacık kilo aldım diye.

Tüp taktırıp ucuza mobilize olacağım
Sonra geçenlerde Simin geldi. Onun Türkiye'ye gelişi vesilesiyle tüm üniversite ekibi toplaştık. Herkes tek tek "Sen kilo mu aldın?" dedi. Bana! Sanki onlar almamış!
Eh, ne yapayım; baktım seneler gelip geçiyor. Ne bekleyeceğim dedim. Olmuşken 33 bin bakımı olsun, kaportayı yenileyeyim, LPG yaptırayım.
"LPG mi taktıracaksın?" dedi Esra.
Hah hah! Tüp taktıracağım, ucuza mobilize olacağım.
"LPG bir aletmiş" dedim, "Masaj yapıyor."
"Salak" dedi bana, sonra da "Alık sazan!" Meğer o kitabını yazarmış. Ne LPG'si kalmış, ne karboksiterapisi, ne mezoterapisi.

Millet iki hop hop, bir zıp zıp'ı çoktan aşmış
Serkan da kafayı egzersizle bozduğunu anlattı. İki yıldır. Her gün. Üstelik "fat burner"lar, yani yağ yakıcı haplar mı getirmemiş internet üzerinden, egzersizden sonra protein mi dayamamış kendine.
Tam anlamadım ben. Protein hapı mı var? "Matrix"tekilerin yediği sümüksü şey gibi bi'şi mi?
Bir sürü site adresi de verdi. Gireyim de okuyayım, öğreneyim, aydınlanayım diye. Spor salonunda bir hatun varmış. Üç ayda acayip toplamış. Hatun internette östrojen hormonlu bir hap bulmuş, onu kullanıyormuş. Serkan da o siteye bakmış. Hapı bulan da bir kadınmış. Kadın var ya, taş gibiymiş de; yok bilmem ne.
Abi, ben evde sırtüstü yatmış TV izlerken dışarıda herkes kafayı mı yedi? Ben de insanlar spor salonlarına gidip yürüme bandında yürüyor zannediyorum. Millet iki hop hop, bir zıp zıp'ı çoktan aşmış. Vücut yapacağım diye internetten ne idüğü belirsiz hormonlu haplar getirmeler falan... Ne oluyoruz?
Netice? Hormon falan... Aspirin bile zor içerim ben, kaldı ki hormonlu hap kullanacağım! LPG tamamdır. Yeni yılda yapılacak, edilecekler listesinin a ha işte en başına yazıyorum. Sonuç itibariyle dışarıdan müdahale, masaj, zart zurt. Zaten zayıflatmıyormuş. Topluyormuş. Sıkılaştırıyormuş. Uygundur.
Karboksiterapi mevzuunda kararsızım. Yaptıranlar "Çok etkili ama acıyor biraz" diyorlar. Canım da tatlıdır.
Ama bilgi aldım, size de aktarayım: Sorunlu bölgelere minik iğnelerle karbondioksit veriyorlarmış. Vücuttaki oksijenler de el ele tutuşup karbondioksite hücum ediyormuş. Bu esnada o bölgedeki yağları parçalayıp metabolizmayı hızlandırıyorlarmış.
Anlatan adam bilmiyor tabii benim kimyager olduğumu...
Onu dinlerken suratımda oluşan şüpheli ifadeyi görünce beni ilkokuldan terk bile zannetmiş olabilir. Tane tane açıkladı:
"Karbonmonoksitle karıştırmayın. Şu Ukrayna'daki Viktor Yuşçenko'nun yüzünü mahveden zehir karbonmonoksit. Bizimkisi karbondioksit. Soluduğunuz havada da var."
Yuşçenko'yu zehirleyen neydi? Dioksin!

* * *

Dedim ya, bu mevzu umman.
Ve açıkçası bu ummanda boğulurum diye endişelenmiyor da değilim. Zira ben Kova burcuyum. Ajda Pekkan'ın burcundan. Neyi, nasıl abartacağım belli olmaz.
Bir bakmışsınız, hastaneye gide gele -göğüs büyült, olmadı küçült, kaldırt, oraya buraya azıcık botoks, kaş kaldırma, lazerle kırışık tedavisi, olmadı alın gerdirme, yetmezse yüz ve boyun gerdirme, sonra el üstüne cilt gençleştirme, dudaklara silikon, buruna operasyon...
Delirivermişim.
Aman diyeyim!

"Porno ile estetik cerrahi arasında ince bir çizgi var"
Normal insan ciddi bir sağlık sorunu ya da hakikaten beter bir görüntüsü olmadıkça estetik ameliyat olur mu?
CNBC-e'deki son favorim "Nip / Tuck". 18 yaşın üstündekilere ve yok kan aktı, aman memeyi kestiler, ıyy şu popodan çıkan yağlara bak, burnu da çekiçle kırdılar parça pinçik ettiler diye midesi bulanmayacaklara tavsiye ederdim. Ama bitti. Neyse, belki yeni sezona kadar tekrarını verirler.
Bir de dizide mebzul miktarda seks var. Zira seks düşkünü Christian Troy neredeyse ameliyat ettiği her kadınla yatıyor. Ortağı Sean McNamara biraz daha edepli ama o da mesela metresinin intiharına soğukkanlılıkla yardımcı olmuş bir kimse. Bilmem anlatabildim mi diziyi?
Asıl anlatacağım şey estetik olmaya gelen tipler.
Babasından nefret ettiği için babasını hatırlatan tüm uzuvlarını tek tek estetikle değiştiren bir kadın, tecavüz suçlamalarından kurtulmak için cinsel organında değişiklik yaptıran bir rahip. Hele şu son bölümlerde bir kaçakçılık hikayesi var ki...
Güney Amerikalı kızların göğüslerinin içine kocaman eroin paketleri yerleştiriliyor. Sonra kızlar ABD'ye girince estetik cerrah göğüslerindeki eroin torbaları çıkartıyor. İnanılmaz.
McNamara'nın oğlu Matt de, kız arkadaşı penisi sünnetsiz diye onunla sevişmiyor zannedip kendi kendini sünnet etmişti. Ve fakat o kız sonra lezbiyen çıktı. Ha bu arada Matt babasının oğlu değil, babasının en yakın arkadaşı ve ortağı olan Troy'un oğlu çıkarsa, şaşırmayın.
Troy bir bölümde şöyle diyor: "Porno sektörü ile estetik cerrahi arasında ince bir çizgi var. Her iki meslekte de fantezi satılıyor, değil mi?"
Yok yok! Ben şu LPG midir nedir, onu yaptırayım, sonra da durayım hakikaten.

tubakyol@yahoo.com



CUMARTESİ
"Olduramadım literatüre girer"
Çocuklar Ferrari ile geziyor
2004 Gaf Dağı'nın ardında kaldı
Kylie'nin dünü bugünü
"Yok yok" listesi
34 yıl sonra Fenerbahçe formasına kavuştu...
Herkese bardak tasarlama şansı!
Derdini mini fıkralarla anlatıyor
Rezervasyonunuzu yaptırın
2004'e sıcak veda
Geçen yıl-2004
Hediye seçimini son güne bırakmayın






DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet