|
 |
|
|
Eşref Paşa'nın günlük hayatı
Dünden Bugüne / Sabri Yetkin
Günümüzün bir semti, caddesi, camisi, hastanesi ve geçmiş zamanlardaki nam salmış kabadayıları, İzmir'in belediye reislerinden birinin ismiyle anılmıştı: Eşref Paşa.
Eşref Paşa, Suriye Vilayeti Vali Muavinliği'nden sonra İzmir İl İdare Meclisi Üyeliği'ne getirilmişti. 1895'te Belediye Reisi Evliyazade Mehmet Efendi görevinden istifa edince Eşref Paşa, 26 Ekim 1895'te Valilik tarafından vekaleten bu göreve atanmış, 1907 yılına kadar sürdürmüştü. Raif Nezihi, Paşa'nın ilk icraatının İzmir'in saygın ailelerinin yaşadığı Arap Fırını Caddesini düzenleyip, Napoli taşlarıyla döşediğini anlatır.
Erkan Serçe, Paşa'nın, belediye reisleri içinde en fazla iz bırakanlardan olduğunu ifade eder. Belediye örgütünü modernleştirirken, esnafı denetim altına almış, sağlık ve kentsel temizliğe önem vermiş, Gureba-yı Müslimin Hastanesi'ni genişletmiş, Saat Kulesi'nin ve Tepecik Belediye Eşref Paşa Hastanesi'nin yapımında etkin olmuştu.
Halk çok seviyordu
Ulaşım alanında Karşıyaka tramvayını, Punta-Halkapınar hattını tamamlatmış, şehir içi yolları genişletmiş, kesme taş döşetmişti. Kentin hayat damarlarından biri olacak ve kendi adıyla anılacak İkiçeşmelik'ten başlayıp, Yağhanelere kadar uzanan, dönemin en uzun caddesini açtırmıştı. Münir Aktepe'nin anlatımına göre, Eşref Paşa, açtırdığı cadde üzerinde kendi adını taşıyacak camiyi 1897'de yaptırtmıştı. Eşref Paşa, halkın iyiliği ve şehrin imarı için gayret ettiğinden, çok sevilmişti. Sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrılan Paşa, 11 Kasım 1907'de İstanbul'da vefat etmişti. Hazırlanan terekesi, Paşa'nın ailesi, evi ve kişisel eşyaları hakkında bilgi vermektedir. Bu belgeden yola çıkarak Paşa'nın gündelik yaşantısını sergilemeye çalışacağım.
Eşref Paşa, İkiçeşmelik Kefeli Mahallesi'ndeki Natırzade Camii civarında (bu gün 838 sokak dolayları) yaşamıştı. Fatma Hanım'la evlenmiş, üç çocuğu Akif, Feride ve Seher dünyaya gelmişti.
Eşref Paşa, bahçeli bir evde yaşamaktaydı. 1900'lü yılların başında Türk ev hayatında pek yer almayan mobilyaların varlığı, ailenin oldukça modern bir yaşantı sürdürdüğünü yansıtmaktadır. Evin yatak odasında büyük bir karyola, aynalı bir konsol, büyük bir dolap ve 1500 kuruş değerinde büyük Uşak halısı vardı. Misafirler için hazırlanmış yatak odalarına da karyolalar kurulmuştu. Mobilyaların içinde yer alan sallamalı sandalye, Paşa'nın rahatına düşkün olduğunu göstermektedir.
Terekeden, Eşref Paşa'nın özel eşyalarının zevkli ve zengin olduğunu anlamaktayız. Paşa, görevinin ağırlığına uygun olarak kışları koyu giysiler giymektedir. Üç siyah ceketi, üç siyah pantolonu, dört yeleği, beş tane Frenk gömleği bir de kürkü bulunmaktadır. Pantolon, gömlek ve ceketten oluşan takımın içine muhakkak yelek giyen Eşref Paşa, 200 kuruş değerindeki küçük altın köstekli saatini yeleğine tutuşturur, yeleğinin cebine kalem, zarf açmak için sedef çakısıyla, kemikten mamul küçük enfiye tabakasını yerleştirir, sokağa çıkarken de gümüşlü sedefli bastonunu eline alırdı. Paşanın bahar ve yaz aylarında keten takımlar giydiğini anlamaktayız.
Bayramlar, törenler ve özel günler için resmi elbise diktirmiş olan paşa, tören ceketinin omuzuna ve beline sırmalı kayışlarını taktıktan sonra, belinin soluna gümüş tören kılıcını, sağına da kırma revolverini asardı. Ceketinin sol göğsüne Altın Liyakat, Gümüş İftihar, Papa, Prusya ve Fransa nişanlarını da gururla iğnelerdi.
Ceketinin içine giydiği yeleğine, özel günler için almış olduğu 500 kuruş değerinde, kordonu dahi altından olan büyük saatini iliştirir, yeleğinin cebine de sedefli büyük enfiye tabakasını itinayla yerleştirirken, akik taşlı deri kemerini de pantolonuna takardı.
İşini eve taşırdı
Eşref Paşa sabahları erken kalkıp, abdestini alıp, ipek seccade üzerinde sabah namazını kılar, bahçesindeki ahırda beslediği ineğinden sağılan taze sütle kahvaltısını yaptıktan sonra, Çin porseleni fincanlarla sunulan kahvesiyle, ağızlığına taktığı sigarasını içer, Belediye'ye giderdi. Akşama kadar çalışmalarını sürdüren Eşref Paşa, dairede yetişmeyen işlerini evinde tamamlamak için çalışma masasının başına geçerdi.
Akşam yemeğinden sonra sallanan koltuğuna kurulan Eşref Paşa, okuyacağı kitaplarını mermerli sehpasının üzerine yerleştirir, gümüş nargilesiyle keyif yaparken, akşam kahvesini de içerdi.
Kışları sedefli kömür sobasının yanında dinlenen Paşa, yaz akşamları bahçesindeki kanepeye kurulur, İzmir Körfezi'nin eşsiz manzarasında istirahat ettikten sonra ertesi güne hazır olmak için yatak odasına çekilir, büyük karyolasına uzanarak gününü tamamlardı.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|