Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Aralık 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Edebiyat" karmaşasında bir aydınlık

Vedat Türkali'nin "Kayıp Romanlar"ı onun "Bir Gün Tek Başına"dan bu yana en çok beğendiğim yapıtı


Vedat Türkali adıyla ilk ne zaman karşılaştım, hatırlamıyorum. Onunla ne zaman tanıştığımı da. Ama "Dolandırıcılar Şahı", "Otobüs Yolcuları", özellikle "Karanlıkta Uyananlar"la o dönemin benim için tek senaryo yazarı olduğu gerçeğini hiç unutmadım. Tanıştıktan sonra kurulan o güzel dostluğu da.
Sıradan bir dostluk değil bu.
İlk romanı "Bir Gün Tek Başına"yı Milliyet Yayınları Roman Yarışması'na yetiştirmesi gerektiğini bağıra bağıra yüzüne söylüyordum.
"Barış (Pirhasan, oğlu) size rağmen iyi şair olacak" diyordum.
Kızı Deniz, Atıf Yılmaz'la evleneceği zaman bunu babasına nasıl açacağını kara kara düşündüğünde ona akıl veriyordum: "Önce, 'Babacağım, ben filancayla (burada Yeşilçam'ın çıkarcı mı çıkarcı, itici mi itici bir yapımcısının adını veriyordum) evleniyorum' dersin. Baban kriz geçirir, seni evlatlıktan reddeder, bayılır. Onu kolonyayla ayıltır, 'Şaka yaptım, babacığım, ben Atıf Yılmaz'la evleniyorum' dersin.
O da seni bağrına basar, 'Aferin benim akıllı, hakikatli kızım' der."
Karşılıklı oynadığımız tavlayı daha çekici bir duruma getirmek için işin içine eşi Merih hanımı katıyor, "Nasıl olsa ikimiz de onu iki mars bir oyun götürür, finali aramızda oynarız" diyor, kupalı bir üçlü turnuva düzenliyorduk. Merih hanım ikimizi de yenip kupayı kapınca donakalıyorduk.
Bebeklikten yeni çıkmış torunu Zeynep'i (Casalini) eğlendirmek için türlü şaklabanlıklar yapıyorduk.
Evet, sıradan bir dostluk değildi bu. Güvenle, inançla, sevgiyle, keyifle yoğrulmuş bir "birliktelik"ti.

* * *

"Bir Gün Tek Başına" Milliyet Yayınları Roman Yarışması'nda birincilik ödülünü aldığında yayınevini yönetmiyordum daha. Yayınevinin yöneticisi Altemur Kılıç'tı. Ben Seçiciler Kurulu'ndaydım. Roman, ödülü oybirliğiyle aldı. Törenden önce Abdi İpekçi'nin "Nasıl bir roman? İyi mi? Satar mı?" diye sorduğunu hatırlıyorum.
Yanıtımı da: "Bence çok güzel. Çok da iyi satacak. Yıllarca."
"Bir Gün Tek Başına" bizi, daha da önemlisi, yazarını yanıltmadı. Türk romanının en önemli yapıtlarından biri olarak kitaplıklarda yerini aldı.
Onu "Mavi Karanlık", "Yeşilçam Dedikleri Türkiye", "Tek Kişilik Ölüm" ve "Güven" romanları izledi. Arada oyunlar, şiirler, senaryolar...
1970'lere kadar "Vedat Türkali kimdir?" sorusunun yanıtı "Senaryo yazarıdır" oluyordu. Şimdi ise "Romancı".
Romancılığı öteki dallardaki çalışmalarını bastırmıştı çünkü.
"Kayıp Romanlar" (Everest Yayınları) bunun bir başka kanıtı.

* * *

Vedat Türkali çileler içinde geçmiş bir yaşamdan aydınlıklar süzmeyi bilmiş bir sanatçıdır. Yazarlığın da çileli bir iş olduğunu gösteren somut bir örnektir.
Araştırmaya, gözlemlemeye dayanan, dilin, anlatımın öneminin hiçbir zaman göz ardı edilmediği, uğruna nelerin harcandığı bir çalışma sonucunda gelir yazarlık.
Bunu, günümüzde çok satan kimi "roman"ları okurken daha iyi görebiliyorum. İpe sapa gelmez serüvenleri sıradan bir dille anlatan, birkaç haftada masa başında hemen üretilivermiş duygusunu veren, yarın unutulacak yapıtları. Dünyanın her ülkesinde var böyle yapıtlar. Ama edebiyat diye yutturulmuyor.
Bir de Yaşar Kemal'lere, Orhan Kemal'lere, Yakup Kadri'lere bakıyorum. Her alanda olduğu gibi, "edebiyat" alanında da bir değerler karmaşası içinde olduğumuzu görüyorum.

* * *

Burada Doktor Nahit'le Esme'nin aşkını irdeleyecek değilim. Bu yeterince yapıldı zaten. Ben olsa olsa "Kayıp Romanlar"ı çok sevdiğimi, "Bir Gün Tek Başına"dan bu yana yazarın en beğendiğim yapıtı olduğunu belirtebilirim.
Vedat Türkali imzasını taşıyan bir yapıt karşısında tarafsız, nesnel olamam ki zaten. Ama bu "öznellik" içinde bile inançla herkese önerebilirim romanı. 30 yıl önce Abdi beye söylediğimi tekrarlayabilirim:
"Bence çok güzel. Çok da iyi satacak. Yıllarca." n

PAZAR
"36 padişah var. En son da 'Sultan Burhan' yapacağım"
Yılbaşı ziyafeti için mutfağa girme zamanı
"Futbolda fazla centilmenlik o kadar da takdir görmez"
Bursa'daki dükkandan New York 5. Cadde'ye
Adı Seher değil Heranuş'tu
Bulimikler için restoran
"Bize 'tutulmalı' gün verdiler"
Yüz güldüren yöntemlerz
Strese girmeyin bebeğiniz olsun
"Gece nöbeti tutarken dizi seyredeceğime resim yapıyorum"
Karıştırmayın yoksa çarpar
Sabaha kadar dans, içki ve sonrası...
Her yerde parti var
"24" komisyonu raporları
Global hindi dolması
Surlara komşu balık lokantası
Yanlış politika faciası: Sarıkamış
Bu yıl da böyle geçti
"Edebiyat" karmaşasında bir aydınlık





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet