|
 |
|
|
Demirören, tek başına aldığı kararla Bosque'yi getirirken, "yeni hoca, yeni risk" gerçeği devreye girdi
Kendi düşen ağlamaz
Beşiktaş takımını bir enkaz gibi devralan Yıldırım Demirören, tesisleşme yönünden müthiş adımlar atarken, seçim çalışmaları boyunca sürekli değindiği birlik - beraberliği sağlayamadı
Üç büyüklerin seyir defteri
Kanatları Kırık Kartal / Bilal MEŞE - 1
Bu dizide, Akaretler - Ümraniye hattında, kapalı kapılar ardında gizli kalanlar, kavgalar, kararlar, yönetimdeki çekişmeler, kopmalar, oylamaları dilimiz döndüğünce, yalana - dolana sığınmadan gözler önüne sereceğiz.
Diziyi biraz eskiye, yani 2000'li yıllara çekmenin doğru olduğuna inanıyoruz. Beşiktaş'ı Beşiktaş yapan, tesisleşme konusunda inanılmaz adımlar atan, Efsane Başkan Süleyman Seba'nın hakkını kim inkar edebilir. 16 yıllık başkanlık sürecinde Seba'nın kazandığı kupaların sayısı; 21... Bu sürece sığdırılan tam tamına 6 lig şampiyonluğunu da hatırlatmakta yarar var. Bir yanda tesisleşme, diğer yanda ligdeki müthiş yarıştan Seba, alnının akıyla çıkmıştır.
Seba başkanın bırakışı, kötü gidişin başlangıç noktasıdır, milattır bence...
Süleyman Seba'nın tozlu arşivlerde hâlâ sıcaklığını koruyan bir sözü var ki, bugünlerin en büyük habercisidir:
"Benden sonra kaos olur"
Seçim kaosu
Galatasaray derbisinden sonra Başkan Serdar Bilgili'nin "sürpriz" istifa kararı bugünkü KANATLARI KIRIK KARTAL' ı yaratan diğer bir gerçektir.
Bilgili bıraktı, Beşiktaş yeniden bir seçim kaosuna sürüklendi. Dört başkan adayı çıktı, Yıldırım Demirören zorlu yarışta Fikret Orman'ı güçlükle solladı. Sandıktan çıkan oy farkı, camiadaki "güvensizliğin" en büyük belgesiydi.
31 Mayıs 2004'de koltuğa oturan iyiniyetinden asla şüphe duyulmayan Başkan Yıldırım Demirören ve ekibi için zor günler başlıyordu. Zaman dardı, kısıtlıydı. Demirören, Bilgili'den aldığı bayrağı zirveye taşımanın heyecanı içindeydi. Ne var ki, işi hiç de kolay değildi...
Bir yanda kaçırılan, adeta altın tepside Fenerbahçe'ye sunulan şampiyonluk, diğer yandan dağılma noktasına gelen koskoca Beşiktaş takımı! Kelimenin tam anlamıyla takım açısından "enkaz" teslim almıştı Demirören ve ekibi.
Bu kısa süreçte sağlıklı kararlar beklemek, hayalcilikten öteye gitmezdi, gitmedi de...
Çalmadık kapı kalmadı
Kıvanç Oktay bir yandan transferler için düğmeye basarken, Başkan Yıldırım Demirören, "yıprandığı" gerekçesiyle Lucescu'nun yerine teknik adam arayışına başladı. Demirören çalmadık kapı bırakmadı, hatta o dönemlerde arası soğuk olan Futbol Federasyonu eski başkanı Haluk Ulusoy'dan destek istediği de biliniyor. Ulusoy, bir dizi araştırmadan sonra Fransız Le Guen ve Arjantinli Lüksemburgo'yu önerdi. Fakat Başkan Demirören, kafasına koyduğu Mattheaus ile Almanya'da sık sık bir araya geliyordu. Ancak Alman hocanın gittiği takımlarda başarısız olması, huysuzluğu ve gece yaşamı Demirören'in kafasını kurcalayan sorulardı. Türkiye'ye gelmesine kesin gözüyle bakılan Mattheaus ile görüşmeler sürerken, yönetim, Köln'de oynayan Mustafa Doğan'ı apar - topar transfer etti. Gurbetçilerden Berkant'ın da Lucescu'nun önerisiyle alındığı iddia ediliyor.
Yıpranmamış isim
Mattheaus'u "yedeğe" alan Başkan Yıldırım Demirören, yıpranmamış ve mazisi başarılarla dolu bir hocanın peşindeydi. Özel uçağının rotasını Almanya'dan, İspanya'ya çeviren Demirören, Real Madrid'de büyük başarılara imza atan Del Bosque'nin kapısını çaldı. Ancak Del Bosque'yi, İspanya dışına çıkarmak, onu Türkiye'ye getirmek sanıldığı kadar kolay değildi. Demirören, Del Bosque için İspanya'daki yakın dostlarını devreye soktu, günlerce yapılan pazarlıklar sonunda takımın başına getirdi. Özetleyecek olursak; Başkan Demirören, Del Bosque'yi yönetimden aldığı yetkiyle patron yaptı.
Demirören'in Del Bosque'yi getirmesi camianın büyük bir bölümünde "olumlu" bir adım olarak nitelendirirken, bazı kesimlerde tepki yarattı. Sıcak gelişmelerin yaşandığı o dönemlerde, "İlk kez İspanya dışına çıkıyor. Türkiye'yi, Türk futbolcusunu, oyuncuları, rakipleri hiç tanımıyor. Beşiktaş'ı, Türkiye liglerini tanıyana kadar koskoca bir yıl daha gider. Keşke Lucescu ile yola devam etselerdi. Ya da yerli hoca alınsaydı" diyenleri sayısı da az değildi. "Yeni bir hoca, yeni bir risk" gerçeği de bir kez daha ortaya çıktı, olaya kuşkuyla bakanları da "haklı" çıkardı.
Bizim de seçim süresinde savımız hep yerliden yanaydı, dinleyen olmadı!
Eee ne demiş atalarımız:
"Kendi düşen ağlamaz"
Ağaçlıklı yol
Demirören ve arkadaşlarının seçimlerde üyelere sunduğu kitapçıktaki bazı sözlere bir göz atalım isterseniz. Başkan, "Geleceğin Beşiktaş'ını yaratmaya nereden başlanır ?" diye soruyor, yanıtını da kendisi veriyor:
"Bugünden..."
Demirören'in, camiadaki bölünmüşlükten yakınırken, kitapçıkta bir sözü daha var ki, hatırlatmadan geçemeyeceğiz:
"Ama hepimiz biliyoruz ki; o bayrak, sadece o güzelim ağaçlıklı yoldan geçer ve sadece İnönü'ye çıkar"
Başkanın sözleri bir hayli anlamlı...
Ağaçlıklı yol hâlâ güzel, ama İnönü için aynı şeyi söylemek bugünler de çok zor! İnönü'de birlik - beraberlikten kim söz edebilir? Her tribünden farklı sesler çıkmıyor mu? Ya kavgalara ne demeli? İnönü'deki son bıçaklanma olayı bunun tuzu - biberi olmadı mı?
Yiğidi öldüreceğiz, ama hakkını da vereceğiz. Demirören özellikle tesisleşme konusunda müthiş adımlar attı... İnönü'ye restore etti, Akatlar'ı hizmete açtı, sıra Beşiktaş'ın geleceği gözüyle bakılan Fulya İş Merkezi'ne geldi. Nisan ayında da kazma vurulacak. BJK TV'yi devreye soktu. Bunların hepsi alkışlanacak, Demirören ve ekibinin en büyük artılarıdır bizce.
"Holdingim var ama odam yok !"
YÖNETİMDEN istifa eden Adnan Demir'in yakın çevresine, "Holdingim var, ama kulüpte oturacak ne bir odam, ne de sandalyem var ! Kulübe danışmanlar alındı, hem odaları var, hem de sekreterleri. Biz de yöneticiyiz" sözleri Akaretler'deki personel alımına isyanın ta kendisiydi. Maral Öztekin ve Murat Toker'e, Fulya projesinin başına getirilen Orhan Saka'ya kapalı kapılar ardından yöneticiler büyük tepki gösteriyorlar ve "Hovardalık" yorumlarıyla Akaretler'in kaynayan bir kazan olduğunu belgeliyorlardı. Koordinatör Erdil Arpacı'nın transferlerde sürekli öne çıkması, futbolcular kadar prim alması da yönetimde tartışma yaratan bir diğer konuydu.
Mektup iddiası
AKARETLER'DEKİ bir başka iddia ise oldukça ilginçti. Hüsnü Güreli döneminde bir bankadan 5 milyon dolarlık kredi kullanıldığı ve teminat mektubunda o dönemdeki yöneticilerin imzası olduğu biliniyordu. Kongreden sonra eski yöneticiler, "Görevimiz bitti, bankadaki imzaları değiştirin" diye haklı bir gerekçe ile yönetimi uyarıyorlardı. Ama Başkan Yıldırım Demirören'in de ısrarına rağmen 5 - 6 yeni yöneticinin bu teminat mektubuna imza atmadıkları, istifacıların bir bölümünün "Del Bosque" bahanesinin arkasına sığınarak, bu yükümlülükten sıyrıldıkları da iddia ediliyordu.
| Beşiktaş'ın EN'leri | | En çok gol atan: | J.Carew (8) | | En çok pozisyona giren: | J.Carew (24) | | En çok asist yapan: | Tümer (4) | | En çok isabetli şut atan: | J.Carew (19) | | En isabetli pas atan: | İ.Üzülmez (% 84) | | En isabetli orta yapan: | Pancu (% 71) | | En çok top kapan: | İ.Üzülmez (57) | | En çok top kaptıran: | İbrahim Akın (70) | | En çok ofsayta düşen: | J.Carew (15) | | En çok faul yapan: | J.Carew (30) | | En çok kart gören: | A.Yıldırım (4 sarı, 1 kırmızı) | | Defansın attığı gol: | 5 | | Orta sahanın attığı gol: | 23 | | Forvetin attığı gol: | 11 | | Yerlilerin attığı gol: | 23 | | Yabancıların attığı gol: | 16 | |
|
|
|

|