Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Aralık 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Balayında hapis


Tutuklanmak zaten başa gelebilecek berbat hal... Hele ki balayında. Nikâh defterinde atılan imzanın daha mürekkebi kurumamış ve sabaha karşı kapı çalınıyor, alınıp götürülüyor.
Abdullah Gül, 2 ay tutuklu kalıyor.
Yıl 1980...
12 Eylül'ün onda da "acı izleri" var.
Nedeni...
İlk gençlik yıllarında girdiği siyasetteki öğrenci olayları...
Gül, "politika okulu" sayılan dernekçilikten yetişmiş. MTTB yöneticiliği yapmış.
Sordum: "O dönemde fiili çatışmalara girmiş miydi?"
Girmiş...
"MTTB ve tabii ben, çatışmalar olabilir diye kavgaların içinde olmamaya özen gösterdik. Ama bazen zorunlu oluyordu. Biz de giriyorduk..
Gençlikte daha radikaldik. 'Sanki İslam devleti olabilir' diye konuşulurdu. Geliştik de deniyor, değiştik de deniyor. Aslı, gençlikte radikaldik, zamanla, istikametimizi, felsefemizi koruyarak rasyonel, realist, laik ve demokratik olduk. O zamanlar öyle aşk, flört gibi ilişkilere ayıracak zamanımız hiç olmadı. Sonraları bir kez âşık oldum, onunla da evlendim" diyor. Dönemin oluk oluk kan akan yıllarında Gül de, bazı arkadaşlarını kaybetmiş. Fakat genelde o yıllardan beri süregelen arkadaşlık, bugün de AKP kadrolarını belirliyor.
Gül, MTTB'de yöneticiyken tiyatro ile ilgilenmiş. Tiyatro müdürlüğü de yapmış.
Sinema kulübünü kurmuş. Fırsat buldukça film izlemeyi seviyor.
"Yabancı siyasetçiler de, aktör George Clooney'e benzediğimi söylüyorlar" diyor.
Daha sonra... İngiltere yılları... Gene dernekçilik...
Hemen yakınlardaki bir kilisenin papazından izin alarak namazlarını kilisede kılışı... Papazın ve kilise görevlilerinin onu adeta törenle karşılayışları.
Gül, Güney Kıbrıs'ın tanınmasının söz konusu olmadığı ve bu sorunun zaman içinde çözülmesi gerektiği kanısında.
Ancak çözüm omurgası Annan Planı olmalı...
Tarama sürecinin, 3 Ekim'de müzakerelerin başlamasıyla bir ilişkisinin bulunmadığını vurguluyor.
Gül'e göre, "Ankara Anlaşması'nı 25 üyeye genişletecek olan protokolü imzalamak, kesinlikle, Güney Kıbrıs'ı tanımak anlamına gelmeyecek."
Abdullah Gül de, "Ekonomiyi düzenleyen Maastricht kriterlerinin de 4-5 yıl içinde yerine getirilebileceğini" düşünüyor, "daha tam üyelik gerçekleşmeden 4-5 yıl içinde Türkiye'nin euro'ya geçebileceği" olasılığına, "olabilir" yanıtını veriyor.
Gül, "Türkiye artık bambaşka bir ülke. Öngörülebilir ve istikrarlı bir ülke. Yabancı yatırımcı çok daha rahat gelecektir. Daha şimdiden yabancı sermaye gelmeye başladı" mesajını veriyor.
Yabancı sermaye, yatırımcıyı krediyle finanse etmek yerine, ortak olmak için yatırıma yönelmeye başlamış.
Gül, daha gençliğinden itibaren kadınların elini sıkarmış. Bu konuda sıkıntı yok.
Ailede baş örtmek görüntüsünü, "karma" diye niteliyor. Ailede başını örtmeyenler de varmış.
Abdullah Gül ile Dışişleri Konutu'nda bir pazar söyleşisi yaptık.
Bugün Kanal D'de yayımlanacak.
Gül, aşk için ne düşünüyor? Romantizm, şiir, yemek, evin masrafları, evin patronluğu ve daha bir dizi konuyu söyleştik.

Büyü ve yangın
Bir konuya daha parmak basmak isterim. Büyü filminde G-Mall'da çıkan yangın, çok tatsız bir olaydı.
Ve üzücü... Bu kadar güzel düşünülmüş ve iyi düzenlenmiş bir tesisin "Büyü dekoruna uygun olsun diye yakılmış mumlarla -istenmeden de olsa- kundaklanması" üzücü.
Orada film keyfinin öncesinde ve iyi bir yemeğin ötesinde, diğer sinemalara örnek olması gereken özelliğine işaret etmek isterim.
Çapa'lar, burayı bir resim galerisine de dönüştürmüşlerdi.
Sık sık sergiler düzenliyorlardı.
Ünlü ya da yeni ressamların yapıtlarını sergiliyorlardı. Güzel bir film öncesi o sergilerde geçirilen yarım saat farklılığının altını çizmek isterim.
Keşke, paylaşılacak bir örnek oluştursa.
Günseli Kato'ya işte bir sergi konusu daha. "Büyü / yangın ve ötesi."
Açılışla birlikte gözler o sergide buluşmalı.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Eğlenceli meraklar...
BİLEMİYORUM şimdiye dek, dünyada kaç kişi mer...
Melih AŞIK
AB'ye girerayak...
Eski Gülhane Tıp Akademisi Komutanı Ömer Şarl...
Fikret BİLA
Kültürlü hırsızlar
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Balkaner ...
Hasan CEMAL
Erdoğan nereye? (2)
Son üç gündür yazılarım Başbakan Erdoğan'la i...
Güneri CIVAOĞLU
Balayında hapis
Tutuklanmak zaten başa gelebilecek berbat hal...
Can DÜNDAR
Elem! Büyük mürebbiyem
İnsanoğlu, en kıymetli miraslarından birini g...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitimde KDV düşürüldü mü?
Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz hafta eğitimde d...
Mehmet Y. YILMAZ
Çocuklarımız yeterince büyümüş olabilir!
İnsanın ergenlik çağında bir çocuğu olunca al...
Derya SAZAK
Alla Turca'nın sonu
Geçenlerde kaybettiğimiz saygın siyaset adamı...
Meral TAMER
Projektörler, Enerji Bakanlığı'nın üzerinde
Dün sabah gelen e - postalar arasında ilk dik...
Ece TEMELKURAN
Neden geldim İstanbul'a?
Geçenlerde Laila'nın Ankara şubesiyle ilgili ...
Tamer HEPER
Fedakârlığı kim yapsın?
Bazı okuyucularım diyor ki: "İşyerimizin kira...
Osman ULAGAY
Vestel'in 2000 yazılım mühendisine ihtiyacı var
Milliyet Kariyerim'in amacı iş arayan gençler...
Güngör URAS
Devlet artık "rakı" üretmiyor
İzmir'de bir özel sektör grubunun rakı fabrik...
Serpil YILMAZ
Hasan İncekara: Sivas Demir Çelik ülke ekonomisine kazandırıldı
Bugün köşemi, TMSF'de Sivas Demir Çelik'te Al...

© 2004 Milliyet