|
Projektörler, Enerji Bakanlığı'nın üzerinde
Dün sabah gelen e - postalar arasında ilk dikkatimi çeken mesaj, "Ben CHP İzmir milletvekili Sedat Uzunbay" cümlesiyle başlıyordu. TBMM Enerji Komisyonu üyesi olduğunu belirten Uzunbay, 2005 yılı Bütçe görüşmeleri çerçevesinde önceki gün CHP Grubu adına Meclis'te yaptığı konuşmanın tam metnini yollamıştı bana. "Enerji sektörümüzle ilgili duyarlılığınızı bildiğim için..." diye bir not da düşerek...
Enerji sektörüyle ilgili gelişmeleri dikkatle izlememiz ve sürekli gündemde tutmamız şart. Çünkü enerji sektörümüz Uzunbay'ın da belirttiği gibi maalesef "Kalkınma hedeflerini gerçekleştirmede itici bir güç olmaktan çıkmış, ekonomiye kambur olan bir sektör haline gelmiş durumda." Geçmiş iktidarlarca zamanından önce ve gereğinden fazla enerji üretimine gidilmesinin faturasını bugün 70 milyonluk Türkiye; yoksulluk, işsizlik, rekabet gücünün zayıflaması v.s. olarak ödemektedir.
AKP'nin enerji krizi
Uzunbay'ın TBMM'deki konuşmasında can alıcı bir saptama yapmış:
"Bugüne kadar her iktidarın bir enerji krizi olmuştur. Şimdi AKP'nin de bir krizi var. Ne zaman bir bakan enerji krizi yaşanacağından söz etse, insanın aklına hemen, yeni santral ihalelerinin olacağı geliyor; acaba yine mi kazıklanacağız diye düşünüyoruz."
Enerji Bakanlığı'nın ve TEDAŞ'ın elektrik talebiyle ilgili tahminleri son 25 yıldır neden hep abartılı olur? Her zaman daha isabetli tahmin yapan Elektrik Mühendisleri Odası, siyasiler tarafından neden dikkate alınmaz?
Abartılı tahminler
Uzunbay, Meclis'teki konuşmasında Enerji Bakanlığı'nın elektrik talebiyle ilgili artık gelenekselleşmiş(!) abartılı tahminlerinin AKP döneminde de sürdüğüne dikkat çekiyor:
"Enerji Bakanlığı'nın yaptığı tahminlerden sadece ikisini hatırlatmak istiyorum. Sayın Bakan daha önce, 2006'da enerjide darboğaz olacağını söylüyordu. Ardından, değiştirdi; darboğaz 2010'a ertelendi; tahminde hata 4 yıl. Yine Bakanlık, daha önce 2005 için elektrik talebini 197 milyar kilovat/saat hesaplamıştı; ancak 2004'te hedefi şimdilik, 145,5 milyar kilovat/saat; tahminde hata oranı % 35!
Bakanımız, şimdi de düşük senaryoyla, 2010'da elektrik talebinin yaklaşık % 50 artacağını söylüyor. Bu tahminler, artık kimseye inandırıcı gelmiyor. Çünkü bugüne kadar ne çektiysek, bu yanlış tahminlerden çektik. Sayın Bakan, bu senaryoya veya başka nedenlere dayanarak "2012'de devreye alınmak üzere 4 500 megavat gücünde 3 adet nükleer santral kuracağız" dedi. Oysa daha 1 yıl önce "Nükleer santralların kurulmasında aciliyet yoktur" diyordu. 1 yıl içinde ne değişti? Yoksa nükleer lobiler mi devreye girdi?"
Nükleer lobi devrede
Uzunbay'ın sorusuna "Bunu da nereden çıkarttınız?" diye itiraz etmek mümkün değil. Zira yıllardır işsiz kalan çok uluslu nükleer lobi ile bu lobinin bürokrasimizde uzantılarının son aylarda yine hareketlendiğini farketmek zor değil. Uzunbay, nükleer sektörün son 25 yılıyla ilgili rakamlar verdikten sonra bakana bir çağrı da yapıyor:
"Değerli milletvekilleri, güvenli nükleer santral diye bir şey yoktur. Nükleer santrallar, tıkır tıkır çalışan teknoloji örnekleri değildir. Alınacak risk, karşılanamayacak derecede yüksek ve tehlikelidir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı kayıtlarına göre 1989'dan bu yana geçen 25 yıllık sürede sipariş edilen nükleer santral sayısı sadece 46'dır. Bu 46 siparişin 45 tanesi, 6 Asya ülkesi tarafından verilmiştir. Örnek gösterilen Japonya teknolojisi bile nükleer kazaların önüne geçememiştir. Japonya'da son 10 yılda 9 defa nükleer kaza meydana gelmiştir Sayın Bakanım. Gelin bu nükleer sevdasından şimdilik vazgeçelim; yoksa bu projemiz de hızlı tren gibi raydan çıkabilir."
Uzunbay TBMM'deki konuşmasını "Bugüne kadar size özgü bir enerji politikası ortaya koyamadınız. Eski enerji politikalarının kötü bir taklitçisi durumundasınız," cümlesiyle bitiriyor.
"Yiğidi öldür, ama hakkını yeme" demiş atalarımız. Elektrik faturalarımızın son 2 yılda artmadığını -hatta düştüğünü, AKP hükümetinin hiç değilse mevcudu iyileştirmeye yönelik ciddi adımlar attığını unutmamalıyız.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|