|
 |
|
|
ANAP'ın Ekonomiden Sorumlu eski Devlet Bakanı Işın Çelebi:
Türkiye, AB'nin Çin'i olacak
Çelebi, "2007'den sonra Türkiye'ye 8 milyar euro kaynak aktarılacak. 2010'a kadar da Türkiye'ye 20 milyar euro yabancı sermaye geleceğini tahmin ediyorum" diyor
SOHBET ODASI DERYA SAZAK
AB'nin 3 Ekim 2005'te müzakereleri başlatma kararı, 17 Aralık'tan bu yana daha çok siyasi yönleri ve Kıbrıs'ı tanıma sorunu nedeniyle tartışılıyor. Tarama sürecinin ekonomiye etkilerini ve müzakere aşamasında tarım başta, ortaya çıkacak zorlukları konuşalım isterseniz.
- Tarama sürecinin Türkiye için kolay bir dönem olacağını düşünüyorum. Çünkü 2000 yılından sonra Türkiye 8 alt komitede 31 başlığı içeren bir asgari analitik inceleme süreci yaşadı. Dışişleri Bakanlığı'nca yapılan hazırlıklarda taramanın bazı oluştu. Tarama 2005 yılının ilk üç ayında başlarsa eylül içinde bitirilebilir.
En zorlu alanlar hangileri?
- Tarım, çevre, balıkçılık, enerji. Tarımın istihdamdaki oranı yüzde 34. Tarım, gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 12'sini üretiyor. 2014'te Türkiye'nin AB tam üyeliğinin gerçekleşeceği dönemde tarımdaki istihdamın yüzde 20'lere inmesi lazım. Bunu yaparken verimliliği artıracaksınız, insanları sanayiye göçe zorlayarak, fakirleştirerek değil. Tam tersine tarımdaki destekleme politikalarını tasfiye ederek, kırsal kalkınma projesini ön plana alarak yeni bir yapıya kavuşturacaksınız.
Klasik destek kalkıyor
Türkiye'de tarım, IMF politikaları sonucu zaten gerileme içinde değil mi? AB sürecindeki küçülmenin toplumsal bedeli ne olacak? Köyden kente göç, daha fazla yoksullaşma ve işsizlik mi? Türkiye 1960'larda dünyada kendine yeten 7 ülkeden biri olarak gösterildi. Şimdi ithalat yapıyor. AB üyeleri destek alırken, köylümüz, çiftçimiz bu olanaktan yararlanmayacak.
- Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya'ya 2004 - 2013 arasında doğrudan ödemeler yapılacak. Bu destek her bir ülke için 8 - 10 milyar euronun altına düşmez. Bugün tütünde, şekerpancarında Türk köylüsü farklı alanlara kayıyor. Ziraat Bankası kanalıyla eski, klasik desteklemeler, devre dışı tutuluyor. Tartışılması gereken konu, ne kadar kaynak ayrılacağı.
AB, kaynak ayırmayacak mı?
- 2006 bütçesine kadar ayıramayacak. Bu kapsamda 15 milyar euro ayrılmış. 2007 - 2013 döneminde Türkiye'ye de kaynak aktarılacağı dipnotla açıkça belirtilmiş. Bu miktar 8 - 9 milyar euro olabilir.
Tarımdan başlamayacak
Müzakerelerin başlaması, tarımda destek için yeterli mi?
- 2007'den sonraki 7 yıllık yeni mali perspektif içinde bütçe buna açık.
Tarım müzakerelerinde en çok Polonya zorlanmış. Neden?
- Polonya'da şekerpancarı üreticileriyle ilgili ve şeker politikasıyla ilgili AB, kendi iç rejimini değiştirme kararı verdi. Mesela Polonya'da 2008 sonuna kadar insan sağlığı, veterinerlik amaçlı bazı ürünlerle ilgili bir istisna tanıdı. Türkiye, müzakereye tarımdan başlamayacak.
Nereden başlayacak?
- En kolay çözebileceği başlıkları ele alıp görüşecek.
Zor konular?
- Çevre mesela. Türkiye'nin uyum sağlaması gereken, atık suların temizlenmesi konusunda Romanya 28 milyar euro yatırım yapma taahhüdünde bulundu. Romanya bu süreçte 10 yıllık istisna aldı. Enerji sektörü çok sorunlu. Malların serbest dolaşımında, küçük ve orta ölçekli işletmelerde, eğitimde, bilim ve araştırmada, iletişim ve bilgi teknolojilerinde müzakere süreçleri hemen açılıp kapanabilecek pozisyonlardır.
Eğitimde ne yapılacak?
- AB ortalaması, zorunlu eğitim süresinin 9 - 12 yıla çıkarılmasıdır. Çıraklık meslek eğitim yasası değiştirilecek.
Serbest dolaşımın tümüyle kısıtlanması söz konusu mu?
- 23. paragrafı değerlendirdiğimizde bu Türkiye'nin isteğine bağlı. Müzakere edeceğimiz ülkelere de bağlı kuşkusuz. Polonya'da serbest dolaşım 7 yıl attı.
AB üyeleri istemiyor.
- Türkiye için de istemeyebilir. Bunlar müzakereler sürecinde tartışılacak. Kalıcı bir kısıtlama getirmiyor. Diğer ülkelerde de yapılmış. 3 - 5 yıl ileriye atıyor. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya'da da oldu. Kişilerin serbest dolaşımında, doktor, mimar, avukat gibi yüksek uzmanlık gereken mesleklerde eğitimlerin yeterliliğine ilişkin kriterlere uyum sağlama zorunluluğu var. Bunlar müzakere sürecinde ele alınacak ve mesleki kalifikasyonların karşılıklı olarak uyumu da sağlanacak.
Bir doktor gidip çalışmak isterse...
- Mesleki kalifikasyonlar karşılıklı olarak tanındığı zaman; A üniversitesinden mezun avukatı Fransa'da, İngiltere'de 'Avukatlık yapabilir düzeyde görüyorum' diye müzakerelerde uzlaşma olduğu zaman.
31 başlık tek tek açılıp kapanacak mı?
- Romanya'da, Bulgaristan'da diğer ülkelerde de öyle, 9 başlığı açıyor. Hepsini aynı anda müzakereye alıyor, sonra 6'sını kapatıyor. 3'ünü de geçici olarak kapatıyor, tam bir uyum sağlanamadığı için. Sonra tekrar dönüyor, 3 konuda müzakereleri tamamlıyor. Öyle yıllarca maddelerin tek tek görüşülmesi diye bir şey yok. Hükümetlerarası Konferans, taramadan sonra belli pozisyon belgeleri hazırlatarak müzakerelere başlayacak.
AB devrim yaptı
Türkiye'ye 10 yıllık AB müzakere sürecinin maliyeti ne olacak?
- 28 milyar euro gibi bir rakam olarak hesap ediliyor ama Türkiye'nin müzakere sürecine başlamasıyla elde edeceği kaynaklar da çok önemli. AB yeşil ışık yakacak. Yabancı sermaye yatırımları artacak. 235 milyar euro yabancı sermaye yatırımı var AB ülkelerinde. Çek Cumhuriyeti'nde müzakere öncesi toplam yabancı sermaye yatırımı 5 milyar euro. 1997'den sonra bu rakam 37 milyar euroya çıkıyor.
Türkiye için beklenti nedir?
- Başlangıçta 2.5 - 3 milyar euro düzeyinde olduğunu düşünelim, her yıl kademeli artacaktır. 2010'a kadar Türkiye'ye 20 milyar euro dolayında yabancı sermaye gireceğini tahmin ediyorum. Yabancı sermaye, üretkenlik de getirecek. Özellikle tarımda bir kalkınma projesi uygulanacak. Organik tarımdan, gıda üretimindeki hijyenik yapılanmaya kadar, birçok alanda yabancı sermaye yatırımı gelecek.
2010'da müzakere süreci tamamlanır, diyorsunuz.
- 2010 ve 2014 arasında tamamlanacağını düşünüyorum. Bu sürede yabancı yatırımların yanı sıra Türkiye'ye 'know how' da gelecek. Teknoloji transferi yapılacak. Türkiye bir nevi AB'nin Çin'i haline geliyor. Çok önemli bir üretim üssü olacak. Çin derken, ucuz işgücü anlamında söylemiyorum. Genç nüfusu çok ciddi bir potansiyel ve dinamizm getiriyor. Türkiye'nin de AB'ye büyük katkısı olacak. Bunun için hukuki altyapıyı, ticareti çok iyi düzenlemek gerekir. İrlanda modelini uygulamak gerekiyor.
AB, 3 Ekim 2005 takvimini verirken, neleri ölçüt aldı?
- AB'de kendi içinde bir devrim yaptı. Kafalarda yerleşmiş duvarları yıktı. Kültürel çatışmaların önüne geçecek yeni bir açılım yaptı.
Tarih, yararlı olmuştur
Partinizin eski lideri Mesut Yılmaz, 17 Aralık'ı yorumlarken, 'Ben olsam süreci dondururdum' dedi.
- Bu soruyu bana sormayın!..
Kime soracağım? Yıllarca ANAP'ta politika yaptınız.
- Ben bu meseleye pozitif yaklaşmanın doğru olduğunu düşünüyorum.
Siz masadan kalkar mıydınız?
- Hayır, masadan kalkmaz ve müzakerelerin başlamasını sağlardım. 3 Ekim'e müzakere tarihi verilmesi, Türkiye ve AB için çok yararlı olmuştur. 17 Aralık kararı, üyelik kadar önemlidir. Türkiye'nin standartlarını yukarıya çekecektir.
Tayyip Erdoğan masadan kalkmamakla...
- Doğru yaptı. Bence bu, Türkiye'nin başarısıdır. Ve hükümet de bu anlamda doğru bir tavır takınmıştır.
Soru: Kıbrıs için ne diyorsunuz?
- Çözüm için aktif olunması gerekiyor. Kıbrıs'ı siyasi kriter haline getiren, çözümsüzlüktür.
Gümrük Birliği, AB müzakere sürecinde bir avantaj oluşturacak mı?
- Türkiye'nin ihracatı 60 milyar dolar düzeyine geldi. Gayri safi milli hasılanın 230 milyar dolar olduğunu düşünürsek, yaklaşık yüzde 30'unu ihracattan sağlıyor. İthalat da 100 milyar doların üzerinde. Gayri safi milli hasılanın yarısı dış ticaret hacminden.
AB'den yapılan ithalattan patlama oldu.
- Türkiye'nin ihracatı da arttı. Yüzde 50 civarında ihracatı AB'ye yapıyor.
Yine de asimetrik bir denge söz konusu. AB'nin güçlü ekonomileri Türkiye'nin 20 katı olarak hesaplanıyor.
- Gümrükleri sıfırlayınca AB'den ithalat patladı ama rakamlar dengeye oturuyor. Müzakere süreci daha fazla etkilemez.
Onlar ortak, biz pazar olmayız
Yeni rakipler var. Doğu Avrupa ülkeleri. Onlar üye oldular, Türkiye ise AB fonlarından 2010'larda üye olana dek pek fazla yararlanmayacak.
- Türkiye, Gümrük Birliği döneminde, 1996 sonrasında rekabet edebileceğini kanıtladı. Müzakere süreci AB'ye yeni avantaj sunmayacak. Sadece 10 yeni ülkeye Ankara Anlaşması uyarlanacak.
'Onlar ortak, biz pazar olmayacağız' değil mi?
- Hayır, kesinlikle tam tersi.
Siz 1970'lerde Ecevit'in danışmanıydınız, Türkiye, AB'ye uzun yıllar 'Pazar olmayalım' kaygısıyla kapanmadı mı?
- Türkiye 1970'lerde AB anlayışında çok yanlışlar yaptı, o hataların ceremesini çekiyor. Yunanistan'ın cunta döneminden çıkıp AB'ye üye olması tartışması başladığında, Türkiye'ye de teklif edildi aynı şartların uygulanması. O zaman reddetmeseydik, aynı şartlarla, Yunanistan, İspanya, Portekiz sürecinde Türkiye de üye olacaktı
Ben 'pazar olacağımıza' hiçbir zaman inanmadım. Türkiye'nin, rekabet gücünü ve uluslararası alanda etkinliğini artırdıkça güç kazanacağını düşünen bir insanım. Asıl sorun, rekabet. Mesela enerji sektöründe hâlâ piyasalar oluşamıyor. Devlet, kontrolü tutmak istiyor. Devletçi ekonomi mantığı terk edilemiyor Türkiye'de. AB'nin yeni üyeleri, ekonomik sıçramayı müzakere sürecinde gerçekleştirdiler ve istikrar sağladılar.
Çıtayı yükselttiler.
- Türkiye'nin standardını da müzakereler başladıktan sonra yukarı çekebilmeliyiz. Kalıcı yabancı sermaye ile üretim gücünü artırabilmeliyiz. İleri teknoloji yatırımlarına öncelik vermek gerekiyor.
550 milyon nüfuslu bir pazara giriyorsunuz. AB'nin büyüklüğü 1O trilyon dolar. Dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 30'u. Bu pazarda iddialı olabilmek için markalaşma önem taşıyacak.
Artık slogancı siyaset biter
Çin de bastırıyor.
- Türkiye, yol haritasını çizerken, mutlaka Çin ve Hindistan'daki gelişmeleri de dikkate alarak AB müzakere sürecini yürütmek konumunda.
2005'te tekstilde kotalar kalkıyor. İhracatın lokomotif sektörlerinde Türk tekstili de Çin'in dünya pazarlarındaki egemenliğinden olumsuz etkilenecek.
- Amerika pazarında, Çin'in, konfeksiyon piyasasının yüzde 50'sini ele geçireceği hesap ediliyor. AB piyasalarında da yüzde 30'unu. Türkiye'nin tekstil sektörünü çok yakından ilgilendiriyor ve etkileyecek. O yüzden AB müzakereleri başlayınca, Çin'in ve Hindistan'ın dünya pazarlarında yaratacağı sinerji de dikkate alınmalı. Serbest dolaşıma belki yeni bir gözle bakmak gereği çıkacak.
Avantajları neler Türkiye'nin?
- Yetişmiş insan gücü. Hindistan'da şu anda yazılım, bilgi ve iletişim sektörünün tümünde 8 milyar dolara yakın ihracat söz konusu. Hindistan bunu gelecek on yılda 50 milyar dolara çıkaracağını söylüyor. AB, kendini eğer teknolojik olarak yenilemezse, bu alanlarda geri plana düşecek. Türkiye'ye gelecek AB sermayesiyle bilişim sektöründe çok farklı noktaya gelebilir.
Türkiye'de iç siyaset yeni dönemde nasıl yapılanacak? AB standartlarına uyum gösterebilecek mi?
- Sloganlarla konuşan, daha çok nutuk atmaya dönük siyasetin biteceği kanaatindeyim.
Kimdir?
1950 yılında Karaman'da doğan Işın Çelebi, ODTÜ Mühendislik Fakültesi Metalurji Bölümü'nden mezun olduktan sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde ekonomi 'master'ı yaptı. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde ekonomi doktorası yapan Çelebi, Devlet Planlama Teşkilatı'nda İktisadi Planlama Dairesi uzmanı olarak görev yaptı. Metaş'ta genel müdürlük görevinde bulunan Çelebi, 3 dönem parlamentoda İzmir milletvekili olarak görev yaptı. Bir dönem ihracattan sorumlu devlet bakanlığı görevinde de bulunan Çelebi, halen kurduğu Çelebi Stratejik Danışmanlık adlı şirkette danışmanlık yapıyor.
|
|
|

|