|
 |
|
|
Yerel Gündem araştırmaları (2)
Görüş / Engin Önen
Yerel Gündem 21 ekiplerinin gerçekleştirdiği, yayınladığı araştırmaların bilimsel açıdan geçerlik ve güvenirliğe sahip olmadığını yazmıştık.
Amacımız bir kişi ve kurumu hedef almak değildi. Bu eleştiri ve uyarıları hem akademisyenliğin hem de gazete köşe yazarlığının sorumluluğu gereği yaptık.
Çünkü bu araştırmalar ciddi kaynak, işgücü ve zaman harcanarak gerçekleştirilmektedir. Sırf bu durum bile bilim adamlarının sorumluluğunu artırmaktadır. Ayrıca elde edilen bulguların bilimsel bilgi olarak dolaşıma sokulması ve kamuoyuna mal edilmesi de bu yükü iki katına çıkarmaktadır. Yazımıza çok sayıda akademisyenden destek geldi. Ancak bunları bir kenara bırakıp, konunun muhatabı iki tepkiye yer verelim.
* * *
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Topal, "Belediyenin bu konuda bir sorumluluğu ve denetim yetkisi bulunmadığını, bu denetimin ahlaki bir sorumluluk gereği akademisyenler tarafından gerçekleştirilebileceğini" söyledi. Eleştirdiğimiz araştırmaları gerçekleştiren ekipler adına Prof. Dr. Fevzi Demir ve Prof. Dr. Zerrin Toprak'tan gelen e - mail ise bir hayli ilginçti. Bilimsel bulmadıkları için katılmadıkları eleştirilerime verdikleri yanıtlar, bilimsel araştırmadan anladığımız şeyin aynı olmadığını ortaya koyuyor.
İtirazlar aynı mantık ve gerekçeye dayandığı için, birkaç örnekle yetinelim:
"* Araştırmalarda anket sorularına alınan cevaplar bilimsel etik kurallarına uygun olarak aynen yansıtılmıştır. Sendika yöneticilerinin yüzde 42.9'unun doğum yerini bildirmemesi anketi yapan görüşmecilerin hatasından kaynaklanmamıştır.
"* Ülkemizin diğer bölgelerinden gelen yöneticilerin açıklamaması, Türkiye'nin mevcut sosyolojik koşullarında değerlendirilmesi gereken bir husustur."
Bana göre özür kabahati aşıyor. Çünkü bilimsel araştırmalarda, gerçeğe uygun bilgi üretmenin yolu, alınan cevapları değiştirmek değil, araştırma kurallarına titizlikle uymaktır.
Hocaların ifade ettiği "diğer bölgelerden gelenleri" de kapsayan çok sayıda araştırma yönettim ve okudum. Hiç birinde böyle bir sonuçla karşılaşmadım. Nitekim aynı ekibin en son yayınladığı araştırmada, bırakın doğum yerlerini Kürtçe, Ermenice ve Zazaca konuşanların oranları bile saptanmış. Bütün kayıtlarda olduğu halde, sendika yöneticilerinin yarısının bile doğum yerlerini saptayamayan bir araştırmanın sorunlarını başka yerde aramak gerekir.
Diğer bir açıklama "İşçilerden yüzde 57.5'inin hangi iş kolunda çalıştığını bildirmemesi, gibi işten çıkarılma korkusu altında güvensiz olmalarından kaynaklandığını göstermektedir." Tütün fabrikasında çalıştığını söyleyenler kim bilir ne kadar korku yaşamışlardır.
* * *
Bu araştırmalarda gerçeklere ulaşılamadığı konusunda ekipler adına yanıt gönderen hocalarla hemfikiriz. Ancak ben bunun örneklem seçimi, soruların uygun bir şekilde hazırlanması, görüşmecilerin eğitimi, alan denetimi ve tutarlılık gibi gerekçelerden kaynaklandığını düşünüyordum. Oysa araştırma sorumluları, kişilerin yaşını, doğum yerini, iş kolunu ve cinsiyetini bile saptayamayan araştırmaların, aslında bu sayede bazı sosyolojik verilere ulaştığını iddia ediyorlar.
Ne diyebilirim ki, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|