Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Aralık 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Erim/Derviş


Kemal Derviş, "AB başmüzakerecisi" atanırsa, bu yeni bir "Nihat Erim hadisesi" olur mu?
Yani, CHP'de "ihanet sendromu" gibi algılanır mı?
Anlatayım:
Nihat Erim, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde en genç profesörlerden biridir. O dönemin "tek parti yönetimi" gereği, Türkiye taranmakta ve iyi yetişmiş isimler bulunarak, milletvekili yapılmaktadır. Nihat Erim de, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde böyle "keşfedilir". Çok genç yaşta kariyer yapmış bir Devletler Hukuku profesörüdür. Süratle basamakları tırmanır, 1950 öncesi CHP'nin doruklarında yer alır.
1950 genel seçimlerini DP kazandıktan sonra da muhalefetteki İsmet Paşa'nın en yakınındadır, CHP'nin etkili isimlerinden biridir. Hatta... Sonraki yıllarda, CHP'nin yayın organı Ulus gazetesi kapatıldığında, partinin sözcüsü olarak çıkarılan gazetenin sahibi de Nihat Erim'dir.

DP kanca atıyor
Kıbrıs sorunu patladığında dönemin DP iktidarı ağırlık koyar... Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, gerçekten "müthiş" denebilecek bir diplomatik performansla Kıbrıs'ta ilk kez tarihin nehrini "tersine" akıtmayı başarır. 1876 yılında Sultan Abdülhamit tarafından kiraya verilen ve Lozan Antlaşması'yla da genç Türkiye'nin haklarından feragat ettiği Kıbrıs'a Türkler, neredeyse yarı yarıya egemenlik sağlayarak geri dönerler. Kıbrıs'taki Türklerin haklarını güvenceye alan ve yönetiminde ortaklıklarını düzenleyen yeni bir anayasa... Ve "Birleşik Kıbrıs Devleti... Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın Türk olması...
Türk parlamenterler...
Kıbrıs'taki Türklerin haklarını güvenceye alan ve yönetiminde ortaklıklarını düzenleyen yeni bir anayasa...
Aslında, bu başarılı hukuk yapısının arkasındaki imza CHP milletvekili ve Genel Başkan İsmet Paşa'nın en yakınındaki kişi olan Prof. Nihat Erim'dir. Öyle bir anayasanın proje mimarı olmuştur ki... Türkiye ve Kıbrıs Türk Yönetimi, uluslararası ilişkilerde hâlâ ona dayanıyor.
44 yıl sonra hâlâ "referans..."

Bahar ve buzul...
Nihat Erim'in, Kıbrıs Anayasası için DP iktidarıyla birlikte çalışması, iç siyasette "bahar havası" sonucuydu. Böyle bir "ulusal davada DP'nin Nihat Erim'i isteyen" başvurusunu CHP geri çevirmemişti. Türkiye'nin tümüyle "tek bilek/tek yürek" olması dönemiydi.
Ne var ki... Bir süre sonra, iç siyaset "buzul dönemine" girdi. İsmet Paşa, TBMM kürsüsünden Menderes ve arkadaşlarına "Sizi artık ben bile kurtaramam" diye sesleniyordu.
Bu kutuplaşma sürecinde Nihat Erim'in ulusal hizmet bile olsa iktidar partisiyle Kıbrıs Anlaşmaları ve yeni Kıbrıs Anayasası için çalışması artık "ihanet" gibi görünüyordu. 27 Mayıs 1960 ihtilali oldu. DP kapandı.
Menderes ve Zorlu da diğerleri gibi Yassıada Mahkemesi'nde yargılanıyorlardı. Daha sonra ikisi de idam edildi.
Nihat Erim, seçim bölgesi Kocaeli'nde çok güçlüydü. Genel başkan ve yönetim, ona buz gibi soğuk olsalar bile, seçimde gene de milletvekili oldu. Ve Meclis'e geldi.
Fakat... Elbette hâlâ saygındı fakat Meclis koridorlarında, kulisinde bile yalnızdı.
Sonra... Makarios ve Grivas'ın tezgâhlarıyla Ada yeniden patladı... Oluk oluk kan akıyordu. AB tarafından dönemin başbakanı İnönü "beceriksizlikle" suçlanıyordu. Yalnız adam Nihat Erim kürsüye çıktı...
Tanığı olduğum tarihi bir oturumda, parmağıyla İsmet Paşa'yı göstererek. "Bu çok hassas meseleyi çözebilecek tek adam "O"dur" diyerek İnönü'yü gösterdi.
Bu söylem İsmet Paşa ile onu tekrar yakınlaştırdı."İade-i itibar" etti. Yeniden yükselişe geçti.

Ya Derviş?
Bir süredir, Kemal Derviş de "AB için başmüzakereci olabilir mi?" tartışmalarıyla gündemde. Erim gibi Derviş de CHP'li... Bilim adamı. Hükümette yer aldı.
Derviş'in de CHP içinde "etrafının dolu olduğu" söylenemez.
Derviş başmüzekereci olabilir mi? Türkiye için iyi olur ama ya kendisi için?

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Tesettür, Suriye, Türkiye
BERLİN'DE Türk ve Alman modacılar bir "tesett...
Melih AŞIK
Avrupa gülecektir
Tayyip Erdoğan - Abdullah Gül ikilisinin, 17 ...
Fikret BİLA
AB'ye nota
Dışişleri Bakanlığı, 17 Aralık kararlarıyla i...
Hasan CEMAL
'Kürtler ne istiyor?'
Gecikmiş bir yazı daha, bazen oluyor. "Kürtle...
Güneri CIVAOĞLU
Erim/Derviş
Kemal Derviş, "AB başmüzakerecisi" atanırsa, ...
Can DÜNDAR
Sarıkamış: Yeni bir dönüm noktası
19 Aralık 1914 gecesi Enver Paşa Köprüköy'dek...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitimde bir yılın değerlendirmesi (1)
Eğitimde yoğun bir yıl geride kaldı. Belki de...
Hurşit GÜNEŞ
2005 yılında büyüme düşecek
2004 yılı büyüme bakımından parlak bir yıldı....
Sami KOHEN
Doğaya "dur" denemez, ama...
TV ekranlarına yansıyan dehşet verici görüntü...
Mehmet Y. YILMAZ
Diyarbakır'ın 'cazibesi'ni söndürebiliriz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçenlerde yap...
Derya SAZAK
Güney Asya kıyameti
Deprem ve tsunami Güney Asya'yı vurdu. Okyanu...
Meral TAMER
Sanki biri Okyanus'un tıpasını çıkartmıştı...
Endonezya'da 1000 km'lik bir fay hattının, te...
Güngör URAS
Borcu borçla ödeyebiliyoruz
Hazine, 2004 yılında (nakit ve nakit dışı bor...
M. Ali BİRAND
Avrupa ile kültür farkımız büyük mü?
Avrupa'da yayınlanan her makale, her TV progr...

© 2004 Milliyet