Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Aralık 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sanki biri Okyanus'un tıpasını çıkartmıştı...

1883'te yine Endonezya'da bir yanardağdan fışkıran kızıl lavlar, 20 bin km ötedeki Norveç'te, genç ressam Münch'ün fırçasında Çığlık'a dönüşmüştü

Endonezya'da 1000 km'lik bir fay hattının, tek parça halinde kırıldığı sırada, kızımla Boyner mağazasında, yılbaşını geçirmek üzere yurtdışından gelecek Alman arkadaşı için alışveriş yapıyorduk.
Korkunç deprem tam 5 dakika sürmüş. Yüreklerimizi ağzımıza getiren Körfez Depremi'nde 45 saniye süreyle beşik gibi sallanmak bize ne kadar da uzun gelmişti. Bu deprem, bizimkinin bin elli katı şiddetindeymiş.
Dün televizyonda askerler, ağaçların tepelerinden ceset toplamaya çalışıyorlardı. Sri Lanka'da hapishaneden kaçan mahkumlar aranıyordu. Görgü tanıkları balıkçı teknelerinin havalarda uçuştuğunu anlatılıyordu. "% 99'u deniz, % 1'i kara, turizm cenneti" diye reklamları yapılan Maldiv Adaları'nı hiç görmedim, ancak dünkü haberlerde % 1'lik karanın % 65 - 70'inin sular altında kaldığı belirtiliyordu...

Afrika'da ölüm
10 metre yükseğe kadar çıkan dalgalar, akıntılardan dolayı depremin merkez üssünün 6 bin km ötesindeki Doğu Afrika sahillerine kadar uzanmış, Somali'de 9, Kenya'da 2 kişinin ölümüne neden olmuştu. Sanki biri Okyanus'un tıpasını çıkartmıştı! Dehşetengiz bir felaketle karşı karşıyaydık... Dünya, 10 gün boyunca artçı depremlerle sallanacaktı.
Neyse ki Güney Asya'da kırılan bin km'lik fay hattının, İstanbul depremini tetikleyecek bizim fay hattıyla uzaktan yakından ilgisi yoktu. Yine de Körfez Depremi'nde gökyüzünü aydınlatan kızıl top geldi aklıma... Bizimkinden bin elli kat daha şiddetli bir depremle sarsılan Güney Asya halkı, kim bilir gökyüzündeki devasa kızıl topu görünce ne biçim dehşete kapılmıştır?

Norveçli ressam
Ben, o dehşet anını gözümde canlandırmaya bile tahammül edemezken, dün öğrendim ki, Norveçli ekspresyonist ressam Edward Münch, 120 yıl önce benzeri bir anın resmini bile yapmış ve tablosuna Çığlık adını vermiş. Hayatının en ünlü tablosunu yaptığını bilmeden...
Tarih, 27 Ağustos 1883. Yer; yine Endonezya. Krakatao Yanardağı patlıyor. Java ve Sumatra kıyılarını süpüren tsunami, 36 bin insanın hayatına mal oluyor (Dünya nüfusu o tarihte sadece 1 milyar). Yanardağ o denli şiddetli patlamış ki, gökyüzü uzun geceler kızıl lav külleriyle ışıldamış. Kızıllık o kadar öteye gitmiş ki, Endonezya'ya 20 bin km mesafedeki Norveç'in semalarından bile görülebilmiş ve genç ressam Münch'e ilham vermiş.

Münch'ün günlüğü
Münch, 1892'de hastalığı sırasında yazdığı günlüğünde, Çığlık adlı tablosunun esin kaynağı olan sahneden şöyle söz ediyor: "İki arkadaşımla güneşin batışında yürüyordum. Aniden gökyüzü kahverengiye dönüştü, durakladım, hissizleştim ve bir parmaklık üzerine dayandım. Kentin ve mavi fiyordun üzerinde ateşin dili ve kan vardı. Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler, ben ise hâlâ orada korkuyla titreyerek kalakaldım ve doğanın içinden gelen sonsuz çığlığı duydum..."

Çığlık, 65 milyon $
Yukarıda da görebileceğiniz gibi resimde insanın korkusuna ve yalnızlığına tanık oluyoruz. Körfez, küçük yelkenli gemiler ve resmi çaprazlama kesen parmaklıklı köprü, kuzey sahilini gösteriyor. Küprünün üzerinde çığlık atan yüz, Münch'ün kendisi. Gökyüzünün kırmızı ve sarı dalgalı görünümüne karşılık, deniz açık renk, kara ise koyu mavilerden oluşuyor...
Norveç'e yolunuz düşerse, Çığlık'ı mutlaka görün diyemiyorum, zira Münch'ün bu en ünlü tablosu tam da esin kaynağı yanardağ patlamasının 121. yıldönümü günü, Norveç'teki Münch Müzesi'nden çalındı. Çığlık, 1994 Kış Olimpiyatları sırasında da, sergilendiği Osla Ulusal Müzesi'nden çalınmış, 3 ay sonra bulunmuştu. Bu kez aradan 4 ay geçti, ama 65 milyon dolar değer biçilen tablo hâlâ ortada yok.

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Tesettür, Suriye, Türkiye
BERLİN'DE Türk ve Alman modacılar bir "tesett...
Melih AŞIK
Avrupa gülecektir
Tayyip Erdoğan - Abdullah Gül ikilisinin, 17 ...
Fikret BİLA
AB'ye nota
Dışişleri Bakanlığı, 17 Aralık kararlarıyla i...
Hasan CEMAL
'Kürtler ne istiyor?'
Gecikmiş bir yazı daha, bazen oluyor. "Kürtle...
Güneri CIVAOĞLU
Erim/Derviş
Kemal Derviş, "AB başmüzakerecisi" atanırsa, ...
Can DÜNDAR
Sarıkamış: Yeni bir dönüm noktası
19 Aralık 1914 gecesi Enver Paşa Köprüköy'dek...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitimde bir yılın değerlendirmesi (1)
Eğitimde yoğun bir yıl geride kaldı. Belki de...
Hurşit GÜNEŞ
2005 yılında büyüme düşecek
2004 yılı büyüme bakımından parlak bir yıldı....
Sami KOHEN
Doğaya "dur" denemez, ama...
TV ekranlarına yansıyan dehşet verici görüntü...
Mehmet Y. YILMAZ
Diyarbakır'ın 'cazibesi'ni söndürebiliriz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçenlerde yap...
Derya SAZAK
Güney Asya kıyameti
Deprem ve tsunami Güney Asya'yı vurdu. Okyanu...
Meral TAMER
Sanki biri Okyanus'un tıpasını çıkartmıştı...
Endonezya'da 1000 km'lik bir fay hattının, te...
Güngör URAS
Borcu borçla ödeyebiliyoruz
Hazine, 2004 yılında (nakit ve nakit dışı bor...
M. Ali BİRAND
Avrupa ile kültür farkımız büyük mü?
Avrupa'da yayınlanan her makale, her TV progr...

© 2004 Milliyet