Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Aralık 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Potadaki ayıplar


Pazar akşamı Ülker - Fenerbahçe maçı oynanırken yoldaydım. Fenerbahçe'nin Ülker'e karşı oyunun büyük bölümünü önde götürdüğünü, Aydın Örs ve takımının bu yıl lige kattıkları heyecan ve kaliteyi rakiplerine de kabul ettirdiklerini duydum... Sonra Ülker'in son saniyede iki sayı öne geçerek maçı aldığını öğrendim, üzüldüm.
Fenerbahçeli değilim... Ama Fenerbahçe'nin o maçı kaybetmesine en az Fenerbahçeliler kadar üzülmüştüm... Bu yıl Beşiktaş'la Fenerbahçe, basketbol liginin şampiyonlukları kendi aralarında sıraya koyan iki devi Efes Pilsen'le Ülker'e karşı aynı iddialarla mücadele ediyor, spor kulübü olmanın gereklerini yerine getiriyorlardı. Basketbolda yıllardır " Müessese kulüpleriyle spor kulüpleri ayrı liglerde mücadele etsin " biçimindeki anlamsız itirazlarından vazgeçmişlerdi. Onların potalara ısınması, iddialarını tazelemesi ve yenilemesi Türk basketboluna çok şeyler kazandırabilirdi. Fenerbahçe'nin bu bağlamda Ülker'i yenmesini isterdim, olmadı. Ama en azından Ülker için de kazanmak kolay olmadı...
* * *
Denizli uçağından inip CNN'deki Santra programına katıldığımda, Ülker'in Coach'u Ergin Ataman'ı stüdyo konukları arasında gördüm, şaşırdım. Maçtan sonra kendince alışkanlık haline getirdiği kazanma gösterisini (iki yumruğunu havaya kaldırıp sallamak) yapınca Fenerbahçe Asbaşkanları Mahmut Uslu ile Murat Özaydınlı sinirlenmişler. Başkan Aziz Yıldırım ve TBF Başkanı Turgay Demirel ile birlikte oturdukları Şeref Tribünü'nden aşağı atlayıp Ergin Ataman'ı kovalamışlar. Orada Ataman'ın deyimiyle bir "arbede" meydana gelmiş... Ülker Soyunma odasının kapısına kadar kovalanmış Ataman. Araya polis girmiş. Söylendiğine göre polis de hırpalanmış...
Kötü ve çirkin görüntüler, o güzelim maçı unutturmuş.
Ataman, kendince bunları anlatırken Mahmut Uslu bağlandı yayına...
O da kendine göre yaşananları anlatırken, Ataman'ın sitemkar gülüşüne sinirlendi... Ardından makineyli tüfek gibi sözcükleri peşpeşe sıralayarak Ataman'ın terbiyesizlik yaptığını, kendilerine hakaret ettiğini söyledi. Uslu Ergin Ataman'ı hiç dinlemiyor, " Ben söyleyeceklerimi söyleyeyim de sen ne yaparsan yap " demeye getiriyordu. Ağızını açmış, kulağını kapatmıştı...
Bu tablo beni daha da üzdü. Utandırdı. Fenerbahçeli milyonlara, basketbolseverlere, sporseverlere çok kötü bir örnek sergiliyordu Mahmut Uslu.
Hayır, bu benim 25 yıldır tanıdığım, hayat boyu unutamayacağım keyifli spor sohbetlerini paylaştığım Mahmut Uslu olamazdı. Benim tanıdığım Mahmut Uslu, "Heyecandan bazen ne yaptığımızı unutuyoruz. Ergin sevinmenin ölçüsünü kaçırdı, biz de alınganlık gösterdik. Özür dileriz. Her takım maç kazanır, kaybeder... Önemli olan mücadelenin güzelliğidir" der, olayı efendi gibi tatlıya bağlayabilirdi...
Hayır öyle yapmadı... Çok ayıp etti.
* * *
Türk Basketbolu, 2001 Avrupa Şampiyonası'ndan sonra 2010 Dünya Şampiyonası'na da ev sahipliği yapacak olmanın onurunu kazanmışken... NBA'de 3 oyuncusuyla temsil edilirken... Yapılan onca yanlışlara rağmen hâlâ salonları dolduran seyirci bulup aşkla şevkle basketbola yatırım yapan kulüplere de sahipken, kendini bir türlü ayıptan kurtaramıyor.
Kanadalı delegeye "Türkiye'de terör var, İstanbul'a oy vermeyin" diyen Türk (!) gazetecisinin kimliğini bir türlü öğrenemedik. Bunun habercilik yönünden bir sürü eksiği ve yanlışı ayan beyan ortadayken, kadıncağız "Kimse beni aramadı" diye açıklamalar yaparken, kimse rahatsız olmadı nedense... Ama o gazetecinin (!) kim olduğunu sağda - solda birbirlerine fısıldayıp Turgay Demirel'in seçim propagandasına malzeme yaptıklarını da biz biliyoruz.
Turgay Demirel, Abdi İpekçi'deki Ülkerspor - Fenerbahçe maçını izledi... Olayları kendi gözüyle gördü. Acaba bu olaydan sonra TBF Başkanı olarak nasıl tavır alacak ? Suçluları ve sorumluları ceza kuruluna mı sevkedecek, yoksa seçim arifesinde görmezden mi gelecek, göreceğiz.
Bu arada 10 kulüp adına deklarasyon yayınlattığını duyduk... Güya 10 kulüp Sayın Demirel'i destekliyormuş... Ama daha duyulur duyulmaz bir çok kulüp itiraz etmiş, haberlerinin olmadığını söylemiş...
Türk Basketbolu'na "Ukrayna" benzeri seçim gölgeleri düşmemeli dostlar...
Aksi halde sizler eriyip gidersiniz de... Pota da kül olur bu yangında.
Dikkatli olun... Akıllı olun... Sorumlu olun!

Denizli rüzgârı

Derneğimiz TSYD'nin devre arası semineri bu yıl Denizli Colosae Otel'de düzenlendi... Ne yalan söyleyeyim, yıllardır bu seminerleri Antalya'da düzenlemiş, az emeği geçmemiş biri olarak Denizli'de gerçekten bir hava değişimine tanık oldum...
Vali Gazi Şimşek, yardımcısı Kemal Özgün, Belediye Başkanı Nihat Zeybekçi, Denizlispor Başkanı Zafer Katrancı, bir an olsun bizi yalnız bırakmadılar... Üç gün üç gece hem oturumlara, zaman zaman hepimizi yoran ciddi ve derin tartışmalara tanık oldular, hem de gece yarılarına kadar uzayan keyifli sohbetlerle bizi gerçek bir dost gibi ağırladılar...
Sırası gelmişken, Denizli'de şiddete karşı alınan sportif önlemlerden küçük bir örnek de sunayım...
Vali Şimşek ile Başkan Katrancı, 30 çılgın taraftarı tesbit etmiş... Bunlardan 10'u, spor alanlarından uzaklaştırılmış... Geri kalan 20 delikanlıya ildeki sanayi kuruluşlarında iş bulmuşlar. O çılgın ve öfkeli delikanlıları önce hayatla, sonra da sporla barıştırmaya karar vermişler... Elbet başka akıllı uygulamalar da var... Ama şu yazdığım örnek bile şiddete karşı şefkatin ne kadar etkin olduğunu gösteriyor.
Seminerde en azından bunu öğrenmiş olduk. Teşekkürler TSYD, teşekkürler Denizli!

Juanfran dursun, Ahmet dönsün!

Ara transferde kulüplerimizin çoğu telaşlı görüntüler sergiliyor. Ben şimdiden sizleri uyarayım da görünüşe aldanmayın... Medyada adı geçen, tartışması yapılan çoğu transferler gerçekleşmeyecek... Bunun çeşitli nedenleri var. Fenerbahçe açısından kadronun başarısını ve ahengini riske etmemek önemli . Duyduğuma göre akıllı bir karar alıp transfer yapmamaya karar vermişler. Son dakikada bir sürpriz olur mu, bilemem...
Galatasaray'ın aylardır konuştuğumuz 10 numara meselesi, Mehmet'in (Demirkol) de yazdığı gibi her şeyden önce oyun planıyla ilgili bir mesele. Orta alanda Hagi'nin radikal değişiklikler yapması gerekir. Yapar mı ? Sanmıyorum, yapmaz... Hadi yaptı diyelim. Adam var mı ? Öyle lider bir 10 numara pek ortalarda görünmüyor... Galatasaray şu günlerde böyle bir adam bulamaz... Hadi buldu diyelim, alamaz... Para yok...
Beşiktaş'a bakarsak...
O çok tepki toplayan, gönderilmesine karar verilen Juanfran da kolay kolay gitmez... Avrupa'dan hiçbir babayiğit 3,5 milyon Euro'yu bugünkü Juanfran için ödemez. Beşiktaş da İspanyol'u kimseye hediye etmez... Juanfran kalır...
Kıvanç Oktay ve arkadaşları, eldeki yabancılardan en az birini (Ronaldo olabilir) gönderebilirse, orta alana gole dönük bir yabancı getirirler...Bu da şıppadak olacak iş değil... Temmuz'u beklemek daha hayırlı... Aceleye gerek yok.
Ama daha gerçekçi bir fırsat var ortada... Halen Beşiktaş'ın malı olan, İstanbulspor'da kiralık statüsünde oynayan Ahmet Dursun, Beşiktaş'a dönebilir.
Böyle bir karara hem Beşiktaş'ın, hem de Ahmet Dursun'un ihtiyacı var.
Ahmet Dursun, çok gaddarca koparıldı Beşiktaş'tan... Kulüp geleneklerini bile yaralayan bu olay, ara transferde kapatılabilir...
Tabii Ahmet de kendine yeteri kadar ders çıkarmışsa! Umarım, öyledir.

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
Cicim ayları çabuk bitti
Biz de varız
Daum'u sakladılar
100 yıl savaşları!
Küskünlere kucak açtı
Stadlara gözaltı
Finale adım adım
Haber turu...
Potadaki ayıplar
At yarışları
Destek karmaşası
NBA 2004 albümü





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Atilla GÖKÇE
Potadaki ayıplar
Pazar akşamı Ülker - Fenerbahçe maçı oynanırk...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet