|
 |
|
|
Doların 687 bin liraya kadar yolu var!
Paramız, dolara bağlı Çin parası karşısında da değerleniyor. 6 milyona satılan Çin malı sandalyeyi bedava mı verecekler?
Değerli tarihçimiz Prof. Dr. Zafer Toprak, geçen cumartesi Cihangir'deki kütüphane evinde açılır - kapanır olduğu izlenimini veren bir sandalyeye konuklarını sırayla oturtuyor ve ardından da soruyordu:
Nasıl rahat mı?
Önce Osman Kavala oturdu, ardından Prof. Ayşe Buğra, ardından bendeniz... Evet, sandalye gayet rahattı, ama sorunun neden sorulduğu anlaşılamıyordu. Sandalyenin tarihi bir değeri olmadığı da aşikardı...
"Bu sandalyeyi 6 milyon liraya Carrefour'dan aldım" dedi Prof. Toprak. Hepimizi şaşkınlık içinde bırakarak ve öldürücü darbeyi vurdu: "Çin malı!"
Çin parası başaşağı
Enis Berberoğlu dün sabah CNN Türk'teki sabah programında gösteriyordu grafikleri: Türk parası sadece dolar karşısında değil, dolara bağlı olan Çin parası renminbi karşısında da değer kazanıyordu, Hint parası rupi karşısında da, Güney Asya'yı vuran deprem ve tsunami sonrasında değer yitiren Japon yeni karşısında da...
Çin mallarının sudan ucuz olmaları yetmiyormuş gibi bir de Çin parasının TL karşısında değer yitirmesi çıktı başımıza... Yerli üreticilerimizin de ihracatçılarımızın da Çin mallarıyla rekabet etmeleri iyice zorlaşıyor.
Değerli para da dert!
Bu ne biçim iş Allah aşkına! Paramız değerlendiğinde rekabet gücümüz azaldı diye sanayici - ihracatçı bağırıyor. Paramız değer yitirdiğinde zayıf ülke damgasını yiyoruz, tüketicinin satın alma gücü düşüyor, ama mallarımızın rekabet gücü artıyor.
2004 sonu için dolar kuru tahmini 1 milyon 700 bin lira dolaylarındaydı. Oysa dolar, 1 milyon 350 binlerde "sürünüyor". Merkez Bankası her gün 15 milyon dolarlık alım yapacağını açıkladı, alım yapmaya başladı da... Ama yine de doların düşüşü fren tutmuyor. Doların dünyada sahibi yok. Böyle bir ortamda MB değil 15, günde 25 milyon dolar satın alsa ne değişecek?
YTL'ye 3 gün kaldı
İhracatçılarımız Merkez Bankası'nı yine topa tutuyor. Ancak Merkez Bankası çok şeffaf bir politika izliyor. Yapacaklarının yanı sıra yapmayacaklarını da ilan ediyor. MB'nin politikasında dolara müdahale yok. Müdahaleyi gerektirecek durumlar çok net: Spekülatif dalgalanma -ki böyle bir durum söz konusu değil. Merkez Bankası'nın Amerikan parasından çok kendi parasının değerini düşünmesi gerekmez mi? Yeni Türk Lirası'na geçişe 3 gün kala bundan daha iyisi tasavvur edilebilir miydi? YTL'nin değerli bir para olması, hepimizin arzusu değil mi?
Doların ülkemizdeki önlenemez düşüşünde tek etken, euro karşısında 1.3633'lere kadar gerilemesi değil kuşkusuz. AB'den müzakere tarihi almamızın verdiği iyimser havayla Türkler yurtdışındaki paralarını getirmeye başladı, yabancılar da bu umut vaadeden ortama geliyor...
Dolardan kaçış
İş dünyasından demeç üzerine demeç: "2004, ummadığımız kadar iyi geçti" Finansbank'ın sahibi Hüsnü Özyeğin 'in ağzı kulaklarında: "30 yıldır bankacıyım, ekonomiyi böyle iyi görmedim!" Rakamlar da bu iyimserliği doğruluyor: Büyüme hızı % 5'lerde bekleniyordu, % 8 - 9 çıkacak. Enflasyonda resmi hedef % 12'ydi, ama % 13 - 14'ü bulacağı tahmin ediliyordu, % 10 çıkacak.
Hal böyle olunca doların Türkiye'de değer kazanması için herhangi bir neden var mı? Üstelik dünyada da tepetaklak giderken... Küçük bir hatırlatma: Şubat 2001 krizi öncesinde dolar 687 bin liraydı. Kriz sonrasında ne değişti de bir - iki ay içinde 1 milyon 300 bin liraya kadar çıktı? Ya şimdi 687 bin liraya kadar inmeye kalkarsa!
Şaka bir yana dolardaki düşüşe rağmen döviz tevdiat hesapları (DTH) hâlâ büyük ölçüde yerinde duruyor. DTH sahipleri, TL'ye dönüş için, YTL'ye geçişi bekliyor olabilirler mi?
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|